GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:96
Tarih:20.05.2026

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Evet, 15 maddelik bir torba yasa var; 17 ayrı konuda, 7 kanunda değişiklik yapan bir yasa. Şimdi bununla ilgili tabii konuşulacak çok şey var, arkadaşlar da konuştular ama şunu ifade edeyim: Yani gerçekten insanlara bu vergi bakımından illallah ettirdiniz, illallah, bu denetimler konusunda özellikle.

Yoksul esnaftan çok şikâyet alıyoruz, çok şikâyet. Geçen gün Diyarbakır'da bir kasap dükkânına gitmiştim, 2 kişi oturuyor, sordum bunlar kim? Dediler ki: "Vergi denetmeni." Ortağı gibi yani kasabın ortağı gibi orada oturmuş, sekiz saat boyunca ne geldi, ne gitti diye. Ya, bu fakir esnaftan ne istiyorsunuz? İnsanlar zaten zor geçiniyor. Bu, sadece Diyarbakır'da değil, bütün Türkiye'de gerçekten böyle bir denetim terörü var aynı zamanda vergi memurları bakımından, denetim terörü var.

Şunu ifade edeyim: Tabii, Mehmet Şimşek hemşehrimiz. Şimdi, yani böyle çok ölçülü konuşuyoruz kendisiyle ilgili olarak, onunla ilgili anlatılan bir konu var, burada anlatayım: Memleketi Gercüş'ten Hasankeyf'e gelirken yolda bir kavşakta durduruyorlar, kendisine ayran ikram ediliyor seyyar satıcı tarafından. Neyse, ayranı içiyor tabii, içtikten sonra diyor ki: "Senin vergi levhan var mı?" Böyle bir ortam var yani Türkiye'de, sizin yarattığınız düzen bakımından söylüyorum. İllallah ettirdiğiniz, kan kusan esnaf var. Bakın, Türkiye'de binlerce götürü usulde vergi veren küçük esnaf vardı. Berber, terzi, küçük esnaf, kalaycı; bunlar götürü usulde vergi veriyorlardı, düzgün insanlar, çoğu yaşlı, meslekleri tükenmek üzere, vergilerini de ödüyorlardı ama gerçek usulde vergi getirdiniz. Ya, o dükkanlar kapanıyor, çalışamıyorlar, evlerine bir katkı götüremiyorlar, binlerce, yüz binlerce böyle küçük esnaf ve kan kusuyorlar gerçekten yani evlerine akşam 1 ekmek götürecek paradan bile yoksun hâle geldiler bu denetimler yüzünden.

Bütün bunlar bakımından şunu ifade etmeliyim ki yarattığınız bu düzen bütün Türkiye'de ve bölgede maalesef kara bir düzen. Mesela Diyarbakır'da, Batman'da, bölgede istihdamı en çok sağlayan sektör tekstil sektörü, tekstil. İnsanlar buralarda çalışıyorlar. Diyarbakır'da organize sanayi var, iş sahası organize sanayi. Batman'da on binlerce kişi tekstilde çalışıyordu ancak yarattığınız bu düzen nedeniyle, oluşan kriz nedeniyle tekstil sektörü de krize girdi. Genç kızlar çalışıyorlardı, evlerine katkı sağlıyorlardı, sosyalleşiyorlardı; erken evlenme azalmıştı tekstil sektörü nedeniyle ama çoğu işsiz kaldı. Neyse Batman'da sanayicilere sordum, tekstil işiyle uğraşanlara: Ya, Mehmet Şimşek hemşehriniz, hiç yanına gitmediniz mi, anlatmadınız mı bu durumu? Yani kendisi de Batmanlı. Sonuçta bu kadar insan, bu kadar genç kız çalışıyordu burada. Başka bir formül olamaz mı? "Gittik." dediler, "Mehmet Şimşek'le bakanlıkta konuştuk. Vallahi bizi de çok iyi ağırladı, dinledi; heyecanlandık belki yeni bir şey yapacak diye, başka bir teşvik, başka bir destek sunacak diye fakat kalkınca sırtımızı sıvazladı, dedi ki: 'Durumunuz devletten iyidir.'" Böyle bir düzen yaratılmış. Böyle bir düzen yaratılmış ve bu düzenin başında da maalesef bizim hemşehrimiz var, maalesef.

Şimdi, dokuzuncu varlık barışını getirdiniz, dokuzuncusunu. Hukuk devleti olmadan, bakın, hukuk devleti olmadan, hukuk öngörülebilir olmadan kimse bu düzene güven duymaz. Resmen soruşturmalar nedeniyle şirketlere çöken bir yargı düzeni var. Yargının bağımsız ve tarafsız olmadığı bir ortamda bu teşvik yasası da çıksa, bu varlık esaslı da çıksa kimse buraya getirip para vermez. Sizlere soruyorum: Haklarında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmayan insanların mallarına nasıl çöküyorsunuz, nasıl kayyum atanıyor ve nasıl bir mahkûmiyet kararı olmadan bu mal varlıkları satışa çıkıyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun lütfen.

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) - Bunun birçok örneği var ama en canlı örneği Tele 1. Tele 1'le ilgili olarak şirketin sahibi dahi olmayan Merdan Yanardağ'ın sadece yöneticisi olduğu o şirkete el koydunuz; daha soruşturma, iddianame yazılmadan kayyum atadınız; el konuldu şirketine ve şimdi TMSF tarafından satışa çıkarılmış. Yahu, hakkında mahkûmiyet kararı yok, bir kez mahkeme önüne çıkmış. Tele 1'e nasıl el koyarsınız, nasıl satışa çıkarırsınız, nasıl?

Bakın, büyük şirketleri söylemiyorum, hepiniz biliyorsunuz, hangilerine el konulduğunu. Bu düzende yapıyorsunuz. E, şimdi siz diyorsunuz ki bu düzende "Biz sermayeyi, finansı Türkiye'ye getireceğiz." Kim güvenebilir? Kendi şirketlerine bu şekilde el koyan bir düzene kim güvenebilir, kim gelebilir bu tarafa?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla) - O nedenle bu yasa teklifine "hayır" oyu vereceğiz.

Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)