| Konu: | Kurban Bayramı’na ve Gadîr-i Hum Bayramı’na, İstanbul’un fethinin 573’üncü yıl dönümüne, Fatih Sultan Mehmet’e ve Mustafa Kemal Atatürk’e, kesilebilen kurban sayısına, mutlak butlan kararına ve “Konuyla bizim alakamız yok.” diyenlere, Cumhuriyet Halk Partisine, bu memlekette demokrasinin ve cumhuriyetin aleyhine hiç kimsenin konuşamayacağına ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 97 |
| Tarih: | 02.06.2026 |
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekili arkadaşlarım, bir Kurban Bayramı haftasını geride bıraktık, öncelikle aziz milletimizin Kurban Bayramı'nı kutluyorum. Aynı zamanda Arap Alevisi yurttaşlarımızın bugün idrak ettikleri Gadîr-i Hum Bayramı'nı da aynı şekilde kutluyorum.
Evet, bu hafta içerisinde yani 29 Mayısta İstanbul'un fethinin 573'üncü yıl dönümü kutlandı, anıldı. Fatih Sultan Mehmet bir dünya lideriydi; 6 dili ana dili gibi bilen ve konuşan bir liderden bahsediyoruz. Arapça ve Farsçanın yanında Yunanca, İtalyanca, İbranice ve Latince konuşabilen, aynı zamanda "Avni" mahlasıyla şiirler yazan; bilim insanlarını yanında çalıştırarak, bilime önem vererek askerî dehasıyla öncülük eden bir insandan ve bir hoşgörü liderinden bahsediyoruz. Demek ki hamasetle lider olunmuyor, önce bunları bir saptayalım. Tabii, Fatih Sultan Mehmet'i anarken bir İstanbul Milletvekili olarak hakkında bugün konuşmaktan utanılan ve yazılamayan, dört yıl on ay yirmi üç gün süreyle işgal altında tutulan İstanbul'u işgalden kurtaran Mustafa Kemal Atatürk'ü de saygıyla ve rahmetle anıyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Atatürk de aynı şekilde ana dili gibi konuştuğu Fransızcanın yanında, kitap okuyacak düzeyde Almanca, İngilizce ve Arapça bilebilen bir dünya lideriydi. Yine söyleyelim, demek ki hamasetle, atıp tutmakla dünya lideri olunmuyor.
Şimdi, geçtiğimiz bayram döneminde insanlar "Bayram bize zehir oldu." dediler. İki nedenle; bir, kesilebilen kurban sayısı dörtte 1'e düşmüş. Bu, yaşanılan büyük iktisadi krizin insanları ibadetlerini yapamaz duruma getirdiğinin çok açık göstergesi. Neden? Bu turuncu koltuklarda oturuyoruz, rüyaları ve hikâyeleri görmeye ve anlatmaya devam ediyor bazıları. Oysa memleketin gerçekleri bunlar. Bir başka zehir olma gerekçesi daha var: Kurban Bayramı'nın arifesinde Türkiye'de demokrasiye darbe yapıldı. Cumhuriyet Halk Partisine getirilen mutlak butlan kararı bir siyasal partinin iç işi değildir, Türkiye'de demokrasiye yapılmış açık bir darbedir. Sebebini açıkça söyleyeyim: 4-5 Kasım 2023 tarihinde yapılmış bir kurultayı, ilk derece mahkemesi "Orada bir sorun yok." dedikten sonra, iki buçuk yıl geçtikten sonra, üstelik de Yüksek Seçim Kurulunun mevzuatındaki bütün açıklığa rağmen, YSK ve taşra teşkilatı dışında bir başka adli yargı organı tarafından, üstelik de zaman aşımı sürelerine uymadan, mutlak butlanla iptal etmeye kalkışmak Türkiye'de seçen ve seçilenin bütün güvenliğini ortadan kaldırmak demektir. Bu karar Türkiye'de rekabetçi, seçimli, demokratik yaşamı, siyasal partilere dayalı demokratik yaşamı ortadan kaldırmak anlamına gelmektedir. Bu karar aynı zamanda ekselanslarının "Karşıma çıkacak Cumhurbaşkanı adayını ben belirlerim. Eğer o çok güçlüyse onu hapsederim. İçeride hapiste de ondan korkarım, diplomasını iptal ederim. Muhalefet partilerinin nasıl yönetileceğine ben karar veririm, genel başkanı kim olacak ben seçerim. Bir sonraki seçime girip giremeyeceklerine ben karar veririm." dediği, adaletle ve hukukla uzaktan yakından alakalı olmayan bir anlayışın da açık bir tezahürüdür. Eğer burada bunu bir siyasal partinin iç işleyişi olarak gören varsa Türkiye gerçeklerinden tümüyle kopuk durumdadır. Burada anlatıyorlar, diyorlar ki: "Belediyeler her türlü işlerden uzak olmalıdır. Mali konulardan, tabii ki her türlü uyuşmazlık işlerinden, aymazlık işlerinden uzak durmalıdır." E, söylüyoruz "Getirin siyaseti etik kodunu, getirin siyasi etik yasasını geçirelim." diyoruz, "Hadi, her biriniz mal varlığınızı açıklayın." diyoruz. Örnek olayım diye de bir tane ben açıklıyorum. Var mı açıklayan biriniz? Burada atıp tutmakla olmuyor, atıp tutmakla olmuyor; burada bir irade ortaya koyacaksınız, irade ortaya koyacaksınız ki göreceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)
Ha, sonra başka bir şey var: "Konuyla bizim alakamız yok..."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Konuyla sizin alakanız yok, öyle mi? Neyle alakanız var, neyle alakanız var mesela? Büyük enflasyonla, büyük işsizlikle, adalet kriziyle, yargı kriziyle, uluslararası alanda ortaya çıkan bütün sansasyonlar ve skandallarla hiç mi alakanız yok? Mesela, arkadaşlar çıkıyorlar, burada Filistin konusunda gerçekten benim de içime işleyen bir konuşma yapıyorlar. 70 bin insan öldürüldü orada, büyük bir kıyım yapıldı orada. Bütün varlığımızla karşı çıkıyoruz, içimiz kan ağlıyor ama ona karşı çıkan kim varsa operasyonlara muhatap oluyor. Sizin gıkınız çıkmazken ya da yalnızca miting düzenlemekten ibaretken, dünyayı ayağa kaldıran İspanyol lider Sanchez'e bu çerçevede bir operasyon yapılıyor ve siz bunu görmezden geliyorsunuz. Sadece görmezden gelseniz vallahi önemli değil, ne yapıyorsunuz biliyor musunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - "Başkan Trump, dünyanın yüzyıllardır beklediği lidersin sen." diyorsunuz; sadece güçten bahsetmiyorsunuz "Sen gücün bizzat kendisisin." diyorsunuz. Kim yazıyor bunu? Trump "Bunu bana Erdoğan böyle söyledi." diye yazıyor, yazıyor. Sen söylemişsin bunu. Peki, güçten bahsetmeyen, gücün bizzat kendisi olan Trump o gücü nerede kullanmış? O gücü Bibi'yle beraber Filistin'de kullanmış. Azıcık samimi olun be kardeşim, kimin katil kimin yurtsever olduğuna azıcık karar verin be kardeşim! (CHP sıralarından alkışlar)
Sevgili arkadaşlar, şunu ifade edeyim: Cumhuriyet Halk Partisi yüz üç yıl evvel kurulmuş bir siyasal partidir, kuruluşun ve kurtuluşun bir siyasal partisidir. Bugüne kadar çok darbeye muhatap olmuştur, çok genel başkanı tutuklanmıştır ama bütün bu darbelerden dün olduğu gibi bugün de güçlenerek çıktık ve gelecekte de çıkmaya devam edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, son dakikayı veriyorum.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ha, bir kötü haber daha vereyim size, sizin için kötü haber, Türk milleti için, bu memleket için çok iyi bir haber. Bölge valisi size "Buralarda demokrasiye gerek yok, buralarda hayırsever monarşilere ihtiyaç var." diyor, siz de peşinden düşüyorsunuz ya, bir kınama mesajı bile yayınlayamıyorsunuz ya; hem bölge valisine hem de size, hepinize, yüzünüze yüzünüze söyleyelim: Yüz dört yıl evvel saltanatı kaldırdık, hiç kimse bu memlekette demokrasinin ve cumhuriyetin aleyhine konuşamaz, konuşamayacak. (CHP sıralarından alkışlar)