GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: YENİ YOL Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:97
Tarih:02.06.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA ONUR DÜŞÜNMEZ (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, saygıdeğer halklarımız ve cezaevlerinde onurumuzu büyütüp mücadeleyi devam ettiren yoldaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir hukukçu ve bu ülkede adalet arayan herkesin temsilcisi olarak bugün burada en çok kanayan yaramızı, gözlerden ırak tutulmaya çalışılan cezaevlerindeki kara tabloyu tüm gerçekleriyle vicdanlarınıza sunmak istiyorum.

Değerli vekiller, çözüm sürecinden, toplumsal barıştan ve demokratikleşmeden bahsediyoruz ancak çok net bir gerçeği ifade etmek isterim: Dışarıda barış türküleri söylerken içeride dört duvar arasında mahpuslara âdeta bir düşman ceza hukuku uygulanıyor. Başlatılmak istenen demokratik toplum sürecinin samimiyeti hapishanelerden yükselen çığlıklarla tıkanan kulakların açılmasıyla ölçülür. Bugün cezaevleri yaşam hakkının, sağlık hakkının ve insan onurunun sistematik olarak öğütüldüğü birer tecrit ve işkence merkezine dönüşmüş durumdadır. Rakamlar ve sahadan gelen raporlar yalan söylemez. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün kendi verilerine göre 1 Nisan 2026 itibarıyla 304.062 kişi kapasiteli cezaevlerinde bugün 414.401 mahpus tutulmaktadır, kapasite fazlası yüzde 110.339 kişidir. Bu devasa kalabalık nefes alamamanın; yerlerde ve nöbetleşe uyumanın; yeterli yemeğe, temiz suya ve sağlığa erişememenin vücut bulmuş hâlidir. Sadece Marmara Bölgesi'nde son üç ayda 1.602 hak ihlali tespit edilmiştir. Bu tablo cezaevlerinin yapısal bir çöküş içinde olduğunun en somut kanıtıdır. Bu sistematik ihlallerin başında adaleti bir cezalandırma aracına dönüştüren idare ve gözlem kurulları gelmektedir. Kendilerini âdeta bağımsız mahkemelerin, yargıçların yerine koyan bu makamlar, mahpusların toplumla bütünleşemediği gibi tamamen soyut, subjektif ve niyet okumaya dayalı gerekçelerle tahliyeleri aylarca hatta yıllarca ertelemektedir. İnfaz yakmalar, mahpusu itirafçılığa zorlayan onur kırıcı sorular ve pişmanlık dayatmaları anayasal bir hak olan infazda eşitlik ilkesini yerle bir etmiştir.

Bir diğer büyük felaket hasta mahpusların durumudur. Cezaevleri ağır hasta tutsaklar için yavaşlatılmış birer ölüm kampına çevrilmiştir. Sincan Kadın Kapalı Hapishanesinde kadın mahpuslar bir MR veya kolonoskopi çektirebilmek için sekiz ay ile bir yıl arasında bekletilmektedir. Yozgat 1 Nolu T Tipi Hapishanesinde otuz yılı aşkın süredir tutuklu bulunan ve sayısız kronik hastalığı olan bir mahpus için inatla "Cezaevinde kalabilir." raporu verilmektedir. Adli Tıp Kurumu ve hastaneler arasında mekik dokuyan, ağır hastalıklarına rağmen toplum güvenliği bahanesiyle tahliye edilmeyen yurttaşlarımız göz göre göre ölüme terk edilmektedir. Fiziki işkencenin ve sağlık hakkı gasplarının yanında S tipi ve yüksek güvenlikli hapishanelerdeki mutlak tecrit rejimi mahpusların ruhsal ve fiziksel bütünlüğünü yok etmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ONUR DÜŞÜNMEZ (Devamla) - Kırıkkale Hacılar F Tipi Hapishanesinde son üç dört ay içerisinde 10'a yakın şüpheli intihar vakası yaşanmış, son olarak bir yurttaşımız yaşamını yitirmiştir. Kırşehir S Tipi Hapishanesinden her gece ağlama ve haykırma sesleri gelmektedir. İnsanların kuyu tipi, insansızlaştırılmış, güneş görmeyen hücrelerde kalması onarılması imkânsız trajedilere yol açmaktadır. İnsan onuruna yönelik saldırılar bununla da sınırlı kalmıyor. Kırşehir Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde mahpuslar paslı ve kirli sularda yıkanmak zorunda bırakılıyor. Kürtçe kitaplar sakıncalı bulunarak engelleniyor. Ana dilinde savunma hakkı, tercüman ücretleri bahane edilerek fiilen gasbediliyor.

Sayın milletvekilleri, yasalarda yazan "Cezanın infazı insan onuruna uygun olmalıdır." ilkesi bugün cezaevi kapılarının ardında koca bir yalandan ibarettir. Ağır hasta mahpusların infazlarına derhâl ara verilmeli, idare ve gözlem kurullarının hukuksuz tahliye engellemelerine son verilmelidir. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)