| Konu: | YENİ YOL Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 97 |
| Tarih: | 02.06.2026 |
CHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet Bakanlığının verilerine göre, şu anda 402 hapishanede 304 bin kapasitede 420 bin kişi var; millet yerlerde yatıyor. Cezaevleri doluluk oranı yüzde 139'u aşmış durumda. Bu aşırı doluluk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3'üncü maddesinde düzenlenen kötü muamele yasağı olmak üzere insan onuruyla bağdaşmayan bir infaz rejimi doğuruyor.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'de adalet yok, Türkiye'de mahkemeler adalet dağıtmıyor, vatandaşlarımız AİHM ve AYM kapılarında geziyor. Düşünebiliyor musunuz, AİHM verilerine göre, Türkiye 2025'te hakkında en fazla dava başvurusu olan ülke, açılan 3 davadan 1'i Türkiye'den geliyor. Sadece 2025'te toplam 53.464 dava AİHM'de görülmüş; adil yargılanma hakkı ihlalleri, güvenlik ve özgürlük hakkı ihlallerinden sonra gelen nokta ise ifade özgürlüğü ihlalleri.
AYM'de durum farklı değil. Yerel mahkemelerden hakkını alamayan, bireysel başvuru hakkı anlamında Anayasa Mahkemesine gidiyor. Anayasa Mahkemesinde şu anda 92 bin tane derdest dosya var ve on üç yıllık sürede 82 bin hak ihlali Anayasa Mahkemesinde görülmüş. Bunlar neler? Bunlar; makul sürede yargılama hakkı ihlali, adil yargılanma hakkı ihlali, ifade özgürlüğü hakkı ihlali, toplantı ve gösteri yürüyüş ihlalleri, kötü muamele yasağı, yaşam hakkı, kişi hürriyetiyle, güvenliğiyle ilgili suçlar. Anayasa’nın 10'uncu maddesi açık, kanun önünde eşitlik ilkesi var. Ceza İnfaz Kanunu ise 2'nci maddede açık; infazda zalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı, onur kırıcı davranışlarda bulunulamayacağını hüküm altına alıyor. Ama gerçek ne? Hasta mahpuslar var, tedaviye erişim hakları engelleniyor. Cezaevi idare ve gözlem kurullarının vermiş oldukları kararlarda açıkça infaz adalet hakları gasbediliyor. Cezaevleri intikam ve işkence yeri değil ıslah merkezi olduğu hâlde cezaevlerinde şu anda büyük hak ihlalleri var.
Bugün Türkiye'de ise gazeteciler, avukatlar, hak savunucuları, siyasiler, halkın bizzat seçtiği belediye başkanlarımız cezaevlerinde. Ciddi hastalığına rağmen tedaviye erişim hakkı engellenen, AYM'nin derhâl tahliye edilmesi kararı olan ancak ilk derece mahkemesi tarafından tanınmayan, dört yıldan fazladır cezaevinde bulunan Tayfun Kahraman, bu iktidarın düşman ceza hukukunun kurbanı. Gezi direnişinde tuzlu poğaça dağıttığı için, AYM ve AİHM kararlarına rağmen neredeyse dokuz yıldan beri cezaevinde bulunan Kavala, bu iktidarın düşman ceza hukukunun kurbanı. ÇHD Başkanı Avukat Selçuk Kozağaçlı'nın idare ve gözlem kurulunun keyfî kararıyla, yirmi dört saat tahliyesinden sonra yeniden tutuklanması, bu iktidarın düşman ceza hukuku. Beylikdüzü Belediye Başkanımız Mehmet Murat Çalık'ın hayati riski devlet hastanesinde ortaya konulduğu hâlde, Adli Tıp Kurumunun vermiş olduğu rapor açıkça bu iktidarın zulüm ortaklığını ortaya koyuyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) - Yani, burada, AKP iktidarı, bugüne kadar, değerli arkadaşlar, 4 yargı reformu strateji belgesi, 2 insan hakları eylem planı ve 11 tane yargı paketi getirmiş durumda. Cezaevleri örtülü aflarla doldurulup boşaltılıyor. Bunların getirdiği tek şey, AKP iktidarının... Saraydan talimatla hâkim ve savcıların olduğu bu ülkede demokrasiden, hukuk devletinden ve özgürlükten bahsedilemiyor. Anayasal hak ve özgürlüklerin, ifade özgürlüğünün, hak arama özgürlüğünün, adil yargılanma hakkının, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının, basın özgürlüğünün, örgütlenme özgürlüğünün, temel hak ve özgürlüklerin kullanımının fiilen yasaklandığı ve kullanana cezaevi yolunun gösterildiği ülkemizde 11-12 tane değil yüzlerce yargı reformu strateji belgesi getirseniz yine boş.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)