GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:98
Tarih:03.06.2026

MHP GRUBU ADINA HİLMİ DURGUN (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 262 sıra sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve yüce milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, tarım, toprağın hayatla buluşma biçimi, milletin sofrasına ulaşma şeklidir. Bugün dünya genelinde yaşanan iklim değişikliği, kuraklık, su kıtlığı ve gıda krizleri tarımın stratejik önemini her geçen gün daha da gözler önüne sermektedir. Tarım sadece ekonomik bir faaliyet olarak değerlendirilemez. Tarım, millî güvenliğin, toplumsal huzurun ve sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından en önemlisidir. Bu nedenle, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının önlenmesi, verimli topraklarımızın korunması ve üretimin devamlılığının sağlanması büyük önem taşımaktadır.

Çiftçimizin alın terini koruyan, üretimi destekleyen ve kırsal kalkınmayı güçlendiren her adım aynı zamanda ülkemizin geleceğine yapılan bir yatırımdır. Toprağa sahip çıkmak, suya, gıdaya, üretime ve millî egemenliğimize sahip çıkmaktır. Tarım arazilerinin korunması konusunda esas olan, vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi ve toprağımızın millî bir değer olarak gelecek nesillere aktarılmasıdır. Unutmamalıyız ki tarım, yarınlarımızı bugünden koruma iradesidir. Tarım, tam bağımsız, büyük ve güçlü Türkiye'dir.

Değerli milletvekilleri, tarım meselesine basit bir sektör başlığı, dar bir ekonomik alan, sadece çiftçinin gündemi veya piyasa dengeleriyle sınırlı bir faaliyet olarak bakamayız. Toprağı vatan yapan sadece müdafaa değil, aynı zamanda imar ve ihyadır; üreten, eken, biçen, alın teriyle bereketlendiren ellerdir; şehidin kanı toprağa vatan mührünü nasıl vuruyorsa, çiftçimizin emeği de o mührü bütünlemektedir.

Bilindiği gibi, Antalya ilimiz sadece turizmiyle değil, toprak verimliliğiyle de tarım faaliyetlerinin yürütüldüğü en önemli merkezlerin başında gelmektedir. Gıda güvenliğinin de temel taşlarından olan Antalya şehrimiz; tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü gayrisafi yurt içi hasılasında yüzde 5'lik payla Türkiye 3'üncüsü, birçok tarım ürününde ülkemizin toplam üretimi içindeki payında ise 1'inci sıradadır yani seralarımızda, örtü altında, yaylalarımızda, açık tarlalarda gece gündüz süren üretim hem iç piyasayı beslemekte hem de dünyanın dört bir yanına ürün göndermektedir. Aynı şekilde, 692 milyon dolarla Türkiye yaş sebze ve meyve ihracatının yüzde 19'u, 61 milyon dolar ihracatla Türkiye'nin süs bitkileri ihracatının yüzde 38'i Antalya'dan sağlanmaktadır.

Böylesine önemli bir üretim gücüne sahip olan Antalya ve Anadolu'muzun tüm verimli tarım arazilerinin parçalanmasının önüne geçilerek korunması ve planlı arazi kullanımının sağlanması hayati sorumluluktur. Tarım arazilerinin korunmasına yönelik tedbirlerin kararlılıkla sürdürülmesi de büyük önem arz etmektedir. Unutmamalıyız ki bugün koruyacağımız her bir tarım arazisi, yarın yüce milletimizin sofrasına ulaşacak nimetin teminatıdır.

Kanun teklifiyle, tarım arazisi edinimlerinde tarımsal amaçlı kooperatifler dışındaki kooperatiflerin tarım arazisi edinmelerinin önüne geçilmekte, tarımsal amaçlı kooperatiflerin arazi edinimleri ise Tarım ve Orman Bakanlığı iznine bağlanarak sürecin daha şeffaf ve denetlenebilir hâle gelmesi sağlanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, geçmişte yapılan kadastro çalışmaları ve akabinde gerçekleştirilen orman kadastro uygulamaları sonucunda tapulu olmasına rağmen orman sınırları içerisinde kaldığı değerlendirilen çok sayıda taşınmaz, hukuki belirsizliklerle karşı karşıya kalmıştır. Bu sebeple, vatandaşlarımızın yıllardır sahip oldukları mülkiyet haklarının tartışmalı hâle gelmesine ve ciddi mağduriyetler yaşanmasına neden olmuştur. Bu teklifle 3 milyon vatandaşımızı ilgilendiren ve sayıları 80 bine yaklaşan tapulu taşınmazlara ilişkin önemli bir güvence getirilmekte ve yıllardır süregelen belirsizliklerin giderilmesi amaçlanmaktadır. Mülkiyet hakkının korunması sadece ekonomik bir konu değildir, aynı zamanda sosyal adaletin ve toplumsal huzurun da mihenk taşlarından bir tanesidir.

Kıymetli milletvekilleri, kanun teklifi içinde yer alan ve değinmek istediğim diğer bir önemli husus ise yıllardır vatandaşlarımızın mağdur olduğu, hukuki belirsizlikler sebebiyle mülkiyet hakkının tartışmalı hâle geldiği 2B uygulamasıdır. Bu sorun teorik bir mesele olmanın dışında bizzat sahada yaşanan, vatandaşımızın günlük hayatını etkileyen bir problemdir. Kanunun öngördüğü şartları taşımasına rağmen yapılan 2/B uygulamaları kanunda açıkça belirtilmeyen çeşitli gerekçelerle mahkeme kararı sonucunda iptal edilmiş, bu durumda vatandaşlarımız hukuki belirsizliklerle maalesef karşı karşıya kalmıştır. Özellikle, Antalya Kemer Çıralı Mahallemizde olduğu gibi yıllardır mülkiyet sorunlarıyla mücadele eden hemşehrilerimiz açısından bu durum yalnızca hukuki bir mesele olarak kalmamış, çok ciddi mağduriyetler oluşturmuştur. İşte bu düzenlemeyle Orman Genel Müdürlüğü tarafından 2/B şartlarını taşıdığı tespit edilen alanlarda daha önceden yargı kararıyla iptal edilmiş olsa dahi yeniden 2/B uygulaması yapılması amaçlanmaktadır. Bizler yıllardır süren mağduriyetlerin son bulması, vatandaşlarımızın tapularına kavuşması ve devlet-vatandaş arasındaki güven bağının daha da güçlenmesinin gerektiği düşüncesindeyiz. Aziz milletimizin beklentisi de belirsizlik değil, kalıcı çözümlerin hayata geçirilmesidir. Yıllardır çözüm bekleyen 2/B kaynaklı problemlerin hakkaniyet temelinde ele alınmasını, vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi için atılacak adımların kararlılıkla sürdürülmesini temenni ediyorum.

Değerli milletvekilleri, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi'nin de söylemiş olduğu gibi, tarım nasibin devlet aklıyla birleşmesidir, tarım milletin yalnız bugününü değil, yarınını da besleyen stratejik kudrettir. Türk milleti kriz anında kapı kapı dolaşacak, başkasının lütfuyla yaşayacak, yardım eli uzanmasını bekleyecek bir millet değildir. Türk milleti kendi emeğiyle ayağa kalkmış, kendi iradesiyle tarih yazmış, kendi alın teriyle kıtlıkları yarmış büyük bir millettir ve kıyamete kadar da öyle kalacaktır. Bize düşen toprağı küstürmemektir, bize düşen çiftçiyi yalnız bırakmamaktır, bize düşen köyü boşaltan değil milletin efendisi olan köylüyü yaşatan politikaları hâkim kılmaktır diyor; kanun teklifinin hayırlara vesile olması temennisiyle Gazi Meclisimizi, aziz milletimizi ve hassaten Antalyalı hemşehrilerimi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)