| Konu: | Geçen yıl bugün hayatını kaybeden Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’e, Nevşehir Milletvekili Filiz Kılıç’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, “Sizin iç meseleniz.” diyenlere, yargıya yapılan müdahaleye, yasaklara ve verilen cezalara ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 99 |
| Tarih: | 09.06.2026 |
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına sözlerime, geçen yıl bugün kaybettiğimiz İl Başkanımız, Belediye Başkanımız Ferdi Zeyrek kardeşimi rahmetle, özlemle anarak başlıyorum. Kendisini özlüyoruz, kendisi bizim, partimizin, Manisa'nın büyük bir değeriydi; ruhu şad olsun, bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum.
Şimdi, izin verirseniz, birkaç konu var, biraz da uzun konuşmak istiyorum Sayın Başkanım çünkü Milliyetçi Hareket Partisi Grubu da son dönemlerde yapılan antidemokratik, bir siyasi partinin hem iç meselesine hem yönetimine hem geleceğine yapılan bir darbeyle ilgili yorumlar yaptı. Ben Türkiye Büyük Millet Meclisinden 86 milyona sesleniyorum: Kurultay yapıldıktan sonra, yaklaşık üç yıl sonra, yönetimi uydurma, sözde bir mahkeme kararıyla değiştirilen parti Türkiye'nin son seçimlerde 1'inci partisi.
Sayın Başkan "Akademik bir kimlikle konuşuyorum." dediniz. Bir hukukçu olsanız, önünüze bu dosya gelse, sizden mütalaa isteseler eminim "Haydi canım sen de!" derdiniz. Lütfen, burada bir bilim insanı gibi konuşacaksak gerçekleri konuşalım, doğruları konuşalım. Sizin başınıza da geldi yakın bir tarihte, sizin de kurultay sorunlarınız vardı, iç meseleleriniz vardı, milletvekillerinize, yönetiminize kaset komploları yapıldı bu ülkede. Size hiç kimse "Muhalefet canım, bu muhalefet de ortalığı böyle karıştırıyor." demedi. Bu hepimizin sorunu, Meclisin sorunu bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sorunu. Söz ettiğiniz parti son seçimlerde Türkiye'nin 1'inci partisi. Grubunuzun son seçimlerde oy oranına bakıyorum, Cumhuriyet Halk Partisi 9 kat fazla oy almış Sayın Başkan, 1'inci parti olmuş ve ne olursa ondan sonra olmuş. Şimdi, AKP Grubu da diyor ki: "Sizin iç meseleniz, arkadaşlarınız şikâyet etti." Yapmayın ya! Hüseyin Kocabıyık kim? AKP milletvekiliydi. Ne diyor? "AKP herkese bir şey dağıtıyor, bana da verdiler, nitekim bir şeylere itiraz ettiğim için geri aldılar." diyor. Siz şimdi "Ya, içimizden biri bizim için neler diyor?" deyip bu arkadaşın beyanlarıyla yargılandınız mı? Hayır, Hüseyin Kocabıyık'ı tutukladınız, tutukladınız siz. Ha, size gelince, içinizden bir arkadaş sizi eleştirdiği zaman tutuklanacak, bizden birileri çıktığı zaman mağdur olarak taraf olacak, öyle mi? Bunun adı demokrasi değil Sayın Başkan. Bugün sizin partinize bu tip bir hareket olsa, bir darbe yapılsa ben burada çıkarım, o kürsüde bu darbeyi lanetlerim. Siz de biliyorsunuz ki bir asliye hukuk mahkemesi bir partinin kurultayına delil olmaksızın, bir hukuki terim uydurarak yönetim atarsa bu işin sonunu alamayız. Bakın, darbeler... 1960, 1980 darbeleri postalla yapıldı. Partiler ne oldu? Kapatıldı, liderler tutuklandı. Yakın zamanda ne oluyordu? Siyasi partileri mahkemeler kapatıyordu. Şimdi işi o kadar basite indirgediler ki asliye hukuk mahkemelerinin verdiği kararla yönetimler düşürülüyor. Bunu nasıl kabul edebiliriz biz ya, nasıl kabul edebiliriz? Yani bunun hiç mi maliyetini düşünmüyoruz arkadaşlar?
Bu ülkenin 18 trilyon civarında bütçesi var; insanların rızkı, 86 milyonun rızkı, bekçinin de emeklinin de işçinin de senin de benim de valinin de rızkı. Bu para ya 5 müteahhide "garantili yatırımlar" adı altında dağıtılıyor ya bu paranın yüzde 25'i faiz olarak veriliyor ya da siyaseti dizayn etmek için kullanılıyor. Hiç bunları konuşmuyoruz.
Ne diyorlar: "Bu sorunlar sizin iç meseleniz?" Hayır, bizim iç meselemiz bu ülkedeki yoksulluktur, adaletsizlik, açlıktır, sefalettir; hepimizin iç meselesi, bu ülkenin iç meselesi budur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun lütfen.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Ama partiye darbe yapılacak, Türkiye'nin 1'inci partisinin yönetimi değiştirilecek "Yahu, sizin içinizden birileri şikâyet etti." denilecek.
Şimdi, 9 milyon üyeniz var. Yarınlarda bunlardan 100'ü çıksa, yönetim değişse, hakkınızda sadece soyut beyanlar verse, Abdulhamit Bey'i daha sonra birileri gözaltına alsa, tutuklasa...
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Ağzından yel alsın!
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - ...ben de iktidarın adalet bakanı olarak çıkıp "Arkadaşların seni şikâyet etti canım." desem ne dersin Abdulhamit Bey, ne dersiniz değerli milletvekilleri? "Delil nerede?" dersiniz "Banka kayıtları nerede?" dersiniz "Tapu nerede?" dersiniz "Kamera kayıtları nerede?" dersiniz. Bunların hiçbiri yok.
Biliyor musunuz, istinaf mahkemesi hâkimlerinden bir hanımefendi "Allah belanızı versin, benim sokağa çıkacak, çocuklarımın yüzüne bakacak hâlim kalmadı." diyor; bu kadar baskı yapılıyor bu partiye darbe yapmak için. Herkes de biliyor, biz de biliyoruz. Efendim, kafamızı kuma gömmeyelim; bugün benim evim yanıyorsa yarın bu ülkede bina yanar, bugün bana yapılıyorsa yarın size yapılır. Tabii ki biliyorum, yıllarımı hukuka, adalete verdim, bu ülkede hâkimleri, savcıları tanıyorum; ne baskılar yapıldı, kimler aradı, kimler tehdit edildi, kimlere Yargıtay üyeliği teklif edildi. Olmaz, bunun bir bedeli olur; bunu millete ödersiniz, sandıkta ödersiniz, hukukta ödersiniz, günün birinde yargının karşısında ödersiniz. Sizin koltuklarınız için, siyasi ikbaliniz için bu milletin Merkez Bankasındaki dolarını kimsenin satmaya hakkı yok. Madem, şerefli, onurlu bir iş yaptınız, haysiyetli bir iş yaptınız niye dolar sattınız, niye dolar yükseldi, niye borsaya müdahale ettiniz? Çünkü yanlış bir iş yaptınız, bunun altında kalacaksınız. Bunun altında siz kalacaksınız ama benim kırgınlığım size Hocam, kırgınlığım size; siz bir bilim insanısınız, en azından, bazı arkadaşlar gibi, okuduğunuzu anlamayacak bir insan değilsiniz; siz öğrenciler yetiştirdiniz, siz bu ülkeye öğrenciler armağan ettiniz. Bu olayı "Muhalefetin içindeki bir karışıklık." diyerek nasıl geçiştirebiliriz? Bu hepimizin meselesi. Sizin de başınıza geldi -bir kez daha söylüyorum- suçlu muydu arkadaşlarınız? Odasına, yatak odasına kamera koyanlar suçluydu bence, bunu söyleyebiliyordum. Bugün de yargıya müdahale edildi, bugün demokrasinin altına dinamit konuldu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bunu sizin seçmeniniz de AKP'nin seçmeni de bizim seçmenimiz de YENİ YOL'un da DEM'in de çoğunluğu kabul etmiyor; anketler bunu söylüyor. Kendi seçmeninizi utandırdınız, bakın, kendi seçmeninizi utandırdınız ve hâlâ bazı arkadaşlar çıkmış "Muhalefetin içindeki karışıklık..." Ya, bunu söylemeye insan utanır ya! 1876'dan bugüne kadar hangi partinin kongresinden üç yıl sonra asliye hukuk mahkemesinin 2 sayfalık kararıyla yönetim değişmiş? Ha, sizin sorununuz bizim 1'inci olmamız, iktidara yürümemiz, anketlerde önde olmamız; bunları konuşalım. Teknik olarak yorum yapmanıza saygım var ama maalesef ki kötü ve haksız bir siyasi yorum yapıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - O yüzden, bu bir yanlış, bu yanlışa herkes yanlış demeli, biz seçilenler demeliyiz, biz buna müdahale etmeliyiz. Siyasi partilerin geleceklerini üyeleri, millet belirler; mahkeme kararları, baskı, sipariş usulü, kapalı kapılar arkasında yapılan görüşmeler belirlemez. Burada Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine bir darbe yapılmıştır ama her şeye rağmen bu millet bizim arkamızda, bu halk bizim arkamızda; siz yenileceksiniz, yenileceksiniz, yenileceksiniz!
Geliyorum; yine, ilginç bir durum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bitireceğim Başkanım.
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Alkol zararlı, alkol özendirilmemeli, başta siyaset kurumu ve kanunlar buna göre şekillenmeli, doğru. Ama Hidayet, basketbol takımının kaptanı, millî sporcumuz, Efes Pilsen Takımı'nda yetişti ve bu takım dünyada tanınıyorsa, Avrupa'da kupa kaldırıyorsa bir firmanın, bir markanın sponsorluğunda oldu. Şimdi, konserlerde, etkinliklerde birçok konuyu yasaklamak neden? Madem bu kadar vahim gördüğünüz bir konu varsa niye vergi alıyorsunuz? Yani, şişeden daha büyük bir şişe vergi alıyorsunuz, bunu da milyonlara yıkıyorsunuz ama günden güne insanların hem ticaretini hem özgürlüğünü sınırlandırıyorsunuz. Her şey yasak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
Buyurun.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bakın, trafik cezalarıyla bir ilgili hüküm geliyor, insanlar arabasının anahtarını bırakıyor; tamponunu, jantını hafif değiştirdiği için arabasını bırakıyor. Muayene yaptırmadığı için -ki muayene kuyrukları var, muayene için insanlar randevu alamıyor- büyük cezalar veriliyor. Aynı bu yasayla işletmeler, bakkallar, tekel bayileri için kaymakama, valiye yetki veriyorsunuz, Tarım Bakanlığından bu yetkiyi alıyorsunuz, herhâlde onlar da size anahtarı teslim edecek. Siz Türkiye'nin anahtarını almak istiyorsunuz. Cezalandırmak, ceza belirlemek böyle bir şey değil. Oturup mantıken bütçenize bakın; en çok vergiyi nereden alıyorsunuz, nasıl alıyorsunuz ve bu sınırı neye göre götürüyorsunuz? Bugün sarayda görev yapan Hidayet yıllarca... Neydi soy ismi onun?
EYLEM ERTUĞ ERTUĞRUL (Zonguldak) - Türkoğlu.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Hidayet Türkoğlu.
Sarayda görev yapan bu kişi hangi takımda oynadı, hangi takımdan maaşını aldı?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bitiriyorum Başkanım, son cümlem.
BAŞKAN - Lütfen.
ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Grup toplantısı yapıyor Ali Mahir.
BAŞKAN - Yani kesmek istemiyorum ama on dört dakika etti.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Tamam.
BAŞKAN - Buyurun.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Efes Pilsen'den aldı. O yüzden sporun gelişmesinde birçok insanın, gençlerin yaptığı konserlerde yapılan sponsorluklar önemli. Bir yasak koyarken dünyaya bakmalıyız. En çok vergiyi nereden aldığınıza bakmalısınız. Eğer ki çok vahimse o zaman bu cezaları getirin, vergiyi de kaldırın, yasakları koyun ama en çok vergiyi alacaksın, o vergiyle bu halkın üzerine faizleri, 5 şirkete parayı ödeyeceksin, ondan sonra bunu getireceksin; bu, olacak şey değil. Bu konuda bir düzeltme, gündeme, güne uygun, çağa uygun bir yaklaşım istiyoruz.
Teşekkür ediyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)