| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 99 |
| Tarih: | 09.06.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Kıymetli milletvekilleri, saygıdeğer Genel Kurul; bugünkü vermiş olduğumuz araştırma önergesiyle şehirlerimizin geleceğini, vatandaşlarımızın yaşam kalitesini ve kamu yönetimine olan güveni doğrudan ilgilendiren hayati bir meseleyi, ülkemizin imar ve planlama sistemindeki aksaklıklar üzerine konuşmak üzere bir önerge vermiş bulunuyoruz. Bu önerge sadece hepimizin, çocuklarımızın geleceğini değil, aynı zamanda başta siyasetin finansmanı olmak üzere 100 milyonlarca dolar rant ve kaynak aktarımının bir gecede bir kararla ve kamuoyunun bilgisi dışında nasıl alındığına dair örnekler de içermektedir. İmar planları sadece teknik birer belge değildir, yapılaşma koşullarını belirleyen alelade evraklar da değildir. İmar planları, bir şehrin geleceğidir; çocuklarımızın yarın kendi mahallelerinde, arkadaşlarıyla birlikte oynayıp oynayamayacaklarını, nefes alıp alamayacaklarını belirleyen kentsel adaletin birer çıktısıdır; kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasındaki hassas dengenin en görünür hâllerinden biridir. Ancak ne yazık ki bugün Türkiye'de "imar uygulamaları" denildiğinde akla ilk gelen şeffaflıktan uzak süreçler, denetimsizlik ve adrese teslim rant ve kaynak aktarımıdır.
Önergemizin temel dayanaklarından biri planlanma yetkisinin çok başlılığıdır. Sadece bu çalışma nedeniyle arkadaşlarımızın uzunca bir süre çaba göstererek tespit ettiği 10 yetkili kurum söz konusudur dolayısıyla biz en az 10 yetkili kurumdan bahsedebiliriz. Cumhurbaşkanlığı, Çevre, Şehircilik Bakanlığı, ilgili bazı bakanlıklar, projelere göre TOKİ, Özelleştirme İdaresi, büyükşehir belediyeleri, ilçe belediyeleri, valilikler, il özel idareleri ve OSB yönetimleri gibi 10 farklı kurum bazen birbirinden habersiz ve bazen birbirini hiç bilgilendirmeden imar düzenlemesi yapabilmektedir. Bu çok başlılık kentlerimizde bütüncül bir düzenleme yapılmasını engellemekte, kurumlar arası koordinasyonu ortadan kaldırmakta ve kararlar arasında ciddi uyumsuzluklar yaratmaktadır. Bu bir belirsizlik yarattığı gibi kaynakların etkin kullanılamaması ve siyasetin finansmanıyla ilgili tartışmaların göbeğinde olan imar rantlarıyla kaynak aktarımı ve yaratımı tartışmasını da ortaya çıkarmaktadır.
Değerli milletvekilleri, bir imar düzenlemesinin şüphesiz en temel dayanağı şeffaflık olmalıdır. Bir vatandaş kendi sokağında, mahallesinde, şehrinde ve ilçesinde yapılacak değişikliklerden haberdar haberdar olmalı, bu değişikliklerle ilgili süreçlere katılmalı ve neticede itiraz hakkını kullanabilmelidir. Oysa mevcut düzende vatandaşlarımızı bırakın vatandaş adına yetkili sivil toplum örgütleri dahi bu imar değişikliklerini tam anlamıyla takip edememekte ancak ilan aşamasında kısmen yargı yoluna gidebilmektedir. Bu yargı yoluna gitmenin de nasıl bir işlevsizlik ürettiğine az sonra değineceğiz ama neticede gelişme potansiyeli olan bölgelerde başta olmak üzere şehrin belirli yerlerinde parsel bazlı yapılan imar değişiklikleriyle geceden gündüze astronomik, 100 milyon dolarları bulan değişiklikler ve artışlar yaşanmaktadır. Peki, bu artışlar vergilendirilmekte midir? Hayır. Kamu ile müteahhit arasında, mülkiyet sahibi arasında bir gelir paylaşımı söz konusu mudur? Hayır. Bu menfaat kimin lehine çalışmaktadır? İstanbul Beşiktaş Etiler'deki eski Polis Meslek Yüksek Okulu arazisinde dikilen sitede arkadaşlar, tam 450 milyon liraya bir daire satılabilmektedir. Bu rant nereden nereye, nasıl sonuç üretmektedir? Kanal İstanbul güzergâhındaki ortaya çıkan ve mantar gibi türeyen yeni imar düzenlemeleri, Atatürk Havalimanı bitişiğindeki arazinin konut ve ticarete açılması, İstanbul Finans Merkezi ve Galataport Projesi'ndeki imar süreçleri, Maslak-Büyükdere hattındaki ayrıcalıklı parsel imtiyazları, yeşil ranta kurban edilen Mecidiyeköy, altyapısız emsal artışlarıyla bir beton hapishanesine dönüştürülen Fikirtepe ve daha onlarca örnek verilebilir ve maalesef bunlarla ilgili hâlâ merkezî bir denetim hâlâ kamusal yarar ile şehrin yararı arasında bir denge tutturulamamaktadır.
Tabii ki bazen meslek kuruluşları dava açıyor ama Ankara TOGO Kuleleri örneğinde olduğu gibi dava bittiğinde bina da bitmiş olacağı için allem ediliyor kallem ediliyor, efendim, yapılan...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın, lütfen
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) - ...yatırım kamu yararı, vesaire gibi birçok gerekçeyle mevcut durum bir şekilde kitabına uyduruluyor. Ankara TOGO Kuleleri'ndeki inşaatın yıkılmaması ya da İstanbul Zeytinburnu'nda Sayın Cumhurbaşkanının "Küstüm artık, konuşmuyorum." dediği 16/9 Projesi'nde olduğu gibi. O proje tıraşlandı mı? Hayır. Ama nasıl bir rant aktarımı söz konusu olduysa kitabına uyduruldu.
Peki, çok kıymeti AK PARTİ'li arkadaşlarımız, Sayın Tayyip Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığı dönemindeki en büyük onurlu mücadelesi neydi? Süzer Plaza değil mi? "Efendim, boğazın silüeti bozuluyor..." Allah aşkına, bugün boğazın hangi noktasından bir fotoğraf çekmeye kalksanız, Süzer Plaza'nın 3 katı, 4 katı yüksek projelerle karşılaşıyorsunuz ve bunların tamamı da Çevre Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan projeler. Sözüm çok, sürem az. AK PARTİ'li arkadaşlara, belediye başkanlığından gelen dostlara elinizi vicdanınıza koyun...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) - Türkiye'de şehirlerin yağmasına "Dur." deyin ve bu araştırma önergesine "evet" oyu verin diyorum, saygılar sunuyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)