| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 99 |
| Tarih: | 09.06.2026 |
REŞAT KARAGÖZ (Amasya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
İlgili maddeyle Devlet Su işleri Genel Müdürlüğünce yürütülen hizmetler hakkında kanununa yeni bir hüküm eklenmesi öngörülmektedir. Konumuz Devlet Su İşleri olunca sözlerime mayıs ayı boyunca memleketim Amasya'da etkili olan şiddetli yağışlar sonucu meydana gelen sel, su baskını, dolu, heyelan ve taşkınlardan etkilenen Büyükkızılca, Aksalur, Karaköprü, Kayrak, Ovasaray, Kayabaşı, Kuzgeçe, Çiğdemli, Keçili, Sarıkız, Yeşildere, Bayat, Fındıklı ve Karasenir köylerimiz başta olmak üzere tüm Amasya'mıza geçmiş olsun dileklerimi ileterek başlamak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, 7'nci madde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne, can ve mal güvenliğini tehdit eden hidroelektrik santrallerin su kullanım hakkı anlaşmalarını feshetme yetkisi vermektedir ancak meseleye bir bütün olarak baktığımızda konuşmamız gereken asıl konunun HES'lerden ziyade yıllardır ihmal edilen su yönetimi ve bunun vatandaşlarımıza ödettirdiği bedeller olduğunu düşünüyorum çünkü mayıs ayında Amasya'da yaşadıklarımız, bizlere afetlerin büyümesinin tek sebebinin yalnızca doğa olaylarının olmadığını göstermiştir. İhmal de bir afettir, denetimsizlik de bir afettir, zamanında yapılmayan yatırımlar da bir afettir. Yaklaşık bir ay boyunca devam eden yoğun yağışlar sonucunda Amasya'da seralar su altında kalmış, tarım arazileri zarar görmüş, yollar çökmüş, köprüler hasar almış, içme suyu altyapıları tahrip olmuştur, Yeşilırmak havzası boyunca bulunan köylerimiz günlerce büyük bir tehditle karşı karşıya kalmıştır. Tek tesellimiz can kaybının yaşanmamış olmasıdır ancak çiftçimizin alın teri de vatandaşımızın yıllarca çalışarak oluşturduğu birikimi de maalesef sel sularına kapılarak gitmiştir.
Değerli milletvekilleri, iklim krizinin sonuçlarını her geçen yıl daha ağır yaşıyoruz; bir tarafta kuraklık, diğer tarafta aşırı yağışlar; bir tarafta don felaketi, diğer tarafta sel ve taşkınlar. Peki, ülkemiz her yıl yeni bir afetle karşı karşıya kalırken sorumlular görevini yeterince yerine getiriyor mu? Yeşilırmak havzasının yıllardır ihtiyaç duyduğu ıslah çalışmaları neden tamamlanmıyor? Irmak yatağında biriken alüvyonlar neden temizlenmiyor? Taşkın riskini artıran bitki örtüsü neden kontrol altına alınmıyor? Bakım ve koruma çalışmaları neden zamanında yapılmıyor? Amasya'da yaşananlar göstermiştir ki yıllardır biriken alüvyonlar yatağı yükseltmiş, kontrolsüz büyüyen ağaçlar ve bitki örtüsü suyun akışını zorlaştırmış, taşkın riskini artırmıştır oysa gerekli çalışmalar zamanında yapılmış olsaydı bugün konuştuğumuz zararların önemli bir bölümü belki de yaşanmayacaktı, Amasya'da on binlerce dekar tarım alanı bu afetten etkilenmeyecekti. Geçtiğimiz yıl don felaketi yaşayan çiftçimiz bu yıl da sel ve aşırı yağışlarla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Açılan bu yarayı sarmak için Hükûmet sel ve taşkından zarar gören üreticilerimizin, özellikle seracılıkla uğraşan yurttaşlarımızın zararlarını karşılamalıdırlar; çiftçilerimizin kredi borçlarını faizsiz olarak ertelemeli, yeniden yapılandırmalı ve yeni finansman imkânları sağlanmalıdır. Maddi yetersizlikler nedeniyle sigorta yaptıramayan üreticilerimiz de desteklerden mahrum bırakılmamalıdır.
Değerli milletvekilleri, bu ülkede ne yaşanırsa yaşansın mutlaka ucu çiftçiye dokunuyor, en ağır bedelleri çiftçi ödüyor. Geçen hafta açıklanan Toprak Mahsulleri Ofisi hububat alım fiyatlarında gördük ki mazotun, gübrenin, ilacın ve işçiliğin maliyeti katlanmışken Hükûmet buğdaya yüzde 22, arpaya yüzde 15 zam vermiştir yani kısaca, çiftçinin ölüm fermanı imzalamıştır. Hükûmete çağrımız, hububat alım fiyatlarını yeniden değerlendirmeli ve üreticinin emeğinin karşılığını verecek bir düzenleme yapması yönündedir çünkü çiftçi bu sene de kaybederse hepimiz kaybederiz, tüm Türkiye kaybeder. Devletin asli görevi vatandaşını korumak, zor gününde yanında olmak ve yaşadığı mağduriyetleri gidermektir çünkü devletin sorumluluğu yalnızca afet anında değil asıl olarak sular çekildikten sonra başlamaktadır. Geride kalan yıkımın izlerinin bir an önce silinmesini, zarar gören yurttaşlarımızın ve üreticilerimizin yeniden umutla geleceğe bakabileceği günlere kavuşmasını temenni ediyor, sel ve taşkınlardan etkilenen tüm hemşehrilerimize bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.