| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 99 |
| Tarih: | 09.06.2026 |
GÜLCAN KIŞ (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 8'inci maddesinde AKP iktidarının kendi sorumluluğunu yerel yönetimlerin üzerine yüklediği yeni bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu maddeyle, Devlet Su İşleri tarafından yapılan barajların, sulama kanallarının, isale hatlarının, servis yollarının ve diğer su yapılarının güvenliğiyle ilgili yükümlülüklerini belediyelere ve özel idarelere yüklemektedir. Yarın ortaya çıkabilecek hukuki sonuçları da mali sonuçları da tazminat risklerini de yerel yönetimlerin omzuna bırakıyorsunuz. DSİ'nin görev ve yetkileri 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nde açıkça tanımlanmıştır. Belediyelerin ise 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nda görev alanları çok nettir. Bu nedenledir ki bu tesislerin sahibi de işletmesi de teknik sorumlusu da DSİ'dir. Buna rağmen, bugün bu sorumluluğu yerel yönetimlere devretmeye çalışıyorsunuz. Peki, neden? Çünkü DSİ'nin yükünü azaltırken belediyelerin yükünü artırmak istiyorsunuz. Risk DSİ'nin faaliyetlerinden doğacak ama sonuçlarını yerel yönetimler üstlenecek.
Değerli milletvekilleri, seçim bölgem Mersin, Çukurova Havzası'nın en önemli tarım merkezlerinden biridir. Bu nedenle, bu düzenlemelerin sahadaki karşılığını çok iyi biliyorum. Pamukluk Barajı var, Berdan Barajı var, yüzlerce kilometre sulama kanalı var, isale hatları var. Bu yatırımların güvenliği de yatırım yapan kurumların asli sorumluluğu olmak zorundadır. Çünkü DSİ'nin görevi yalnızca baraj yapmak, sulama kanalı yapmak, bir suyun vanasını açmak değildir, DSİ'nin görevi yaptığı yatırımı a'dan z'ye tamamlamak, işletmek, korumak ve sürdürülebilirliğini sağlamaktır. Bu yatırımın güvenliğini sağlamak da kamusal sorumluluğun ayrılmaz bir parçasıdır.
Bakın, 24 Kasım 2025 tarihinde bu Mecliste DSİ'nin 2026 yılı bütçesini görüştük. O bütçe hazırlanırken zaten bu tesislerin bakım giderleri de işletme giderleri de güvenlik giderleri de hesaplandı. Milletin vergilerinden oluşan kaynaklar bu görevlerin yerine getirilmesi için DSİ'ye tahsis edildi. Aynı dönemde belediyeler de kendi bütçelerini hazırladılar. Şimdiyse bütçeler yapılmış, ödenekler belirlenmiş, hesaplar tamamlanmışken aynı görevin bir bölümü belediyelere devredilmeye çalışılıyor. Kusura bakmayın ama burada ciddi bir çelişki var, tam anlamıyla maç oynanırken kural değiştiriyorsunuz. Bütçesini verdiğimiz bir görevi bugün başka kurumların üzerine bırakıyorsunuz. Görevin yükünü yerel yönetimlere bırakırken kaynağını merkezde tutuyorsunuz.
Değerli milletvekilleri, bakınız, DSİ'nin yaptığı yatırımları kamuoyuna anlatırken barajlarla, göletlerle, sulama projeleriyle övünüyor ve bu yatırımları başarı hikâyesi olarak anlatıyorsunuz. Peki, o zaman soruyorum size: Övündüğünüz bu yatırımların güvenliğinden neden kaçıyorsunuz? Başarıyı sahiplenirken sorumluluğu neden belediyelere bırakıyorsunuz? Mülkiyet, işletme teknik sorumluluk DSİ'ye ait olacak ama korkuluğu, tel örgüyü, uyarı sistemini belediye yapacağız. Yarın bir dava açılırsa belediye muhatap olacak, bir tazminat çıkarsa belediye muhatap olacak. İşte bunun adı görev paylaşımı değildir, bunun adı açık bir maliyet ve sorumluluk transferidir. Üstelik burada belediyelere bırakılan görev sıradan bir hizmet de değildir, teknik uzmanlık gerektirir, mühendislik bilgisi gerektirir, sürekli takip ve denetim gerektirir. Ancak, belediyelere yeni sorumluluk yüklerken ilave bütçe verilmiyor, ilave kaynak verilmiyor, ilave personel verilmiyor. Yerel yönetimlerin mevcut bütçeleriyle de bu yükün altından kalkmasının mümkün olmadığını da biliyorsunuz. Son iki yıldır belediyeleri işlevsiz hâle getirmek için her yolu denediniz; merkezi bütçeden payları kestiniz, kaynakları azaltıyorsunuz, gelirlerini artırmak yerine her fırsatta yeni yükler getiriyorsunuz. Sizin amacınız, yetki, sorumluluk, kaynak değil; bunu çok iyi biliyoruz. Asıl amacınız, vatandaşa eksiksiz hizmet götüren, başarı hikâyeleri yazan belediyelerimizin dallarını budamaya çalışıyorsunuz ama ne yaparsanız yapın belediyelerimizin hizmet götürmesini engelleyemeyeceksiniz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, kuralı ben koyarım, risk barındıran uygulamaların sorumluluğunu başkasına veririm anlayışını şiddetle reddediyoruz.
Bu kanun teklifine karşı olduğumuzu bildiriyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)