| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 99 |
| Tarih: | 09.06.2026 |
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Meclisimizin önemli bir yönü de hacet kapısı olmaktır. Ya iktidara seslerini duyuramadıkları için veyahut da Meclisin gündemine sirayet etmek, toplumun değişik kesimlerine sesini duyurabilmek için farklı heyetler zaman zaman bizleri ziyaret ederler. Bugün de böyle bir heyet DEM Parti İstanbul Milletvekili Sayın Celal Fırat'ın eşlikçiliğiyle Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Ercan Geçmez, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe, Alevi Kültür Dernekleri Genel Sekreteri Kazım Uçarcan, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Saymanı Nurullah Esat Ünsal ile yurt dışında sivil toplum alanında çalışmalar yürüten Hasan Gazi Öğütçü, grubumuzu ziyaret ederek Suriye'de devam eden süreç hakkında oradaki Alevi kardeşlerimizin, Alevi yurttaşların maruz kaldıkları insan hakları ihlallerinde Türkiye Cumhuriyeti devletinin oynayabileceği rol ve bu konuda destek istemek amacıyla bilgilendirme yapmışlardır. Bu grubun yapmış olduğu bilgilendirmeye göre Suriye'de bir geçiş sürecinin içerisindeyiz. Gerçekten bir iç savaştan çıkmak, iç savaşın öncesinde de çok ağır ve kuvvetli bir diktatörlüğün tek yanlı zulümlerinin hafızası içerisinde yaşayan bir halkın iyiyi, doğruyu, güzeli çok kısa bir sürede bulmasını beklemek yanıltıcı olabilir. Ama şüphesiz ki bu geçiş süreçlerinin en az hasarla atlatılması ve gerek anayasal sürecin gerekse de geçiş sürecinde yaşanan, yapılan birtakım idari işlemlerin siyasi anlamda adil, özgürlükçü ve eşitlikçi bir yönetimin izlerini taşıması gerekir. Suriye'de söz konusu olduğunda sadece Arap Sünnilerin değil, Kürtlerin, Türkmenlerin, Alevilerin, Nusayrilerin, Dürzilerin burada sistem içerisinde bir ayrıcalığa maruz kalmadığı gibi mevcut geçici meclis içerisinde hakkaniyetli bir temsil ve yeni anayasa tasarımı içerisinde bütün haklarının güvence altına alındığı ve kendilerini güven içerisinde hissettikleri bir Suriye'yi hedeflemek gerekir. Maalesef bu iki yıllık performansa baktığımızda Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi, Uluslararası Af Örgütü, Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ve Suriye İnsan Hakları Ağı tarafından tespit edilen birçok insan hakkı ihlali var. Tabii, bu vatandaşlarımız Türkiye'nin oradaki gücünü, oradaki Şara yönetimi üzerindeki otoritesini insan haklarına uygun bir yönetim ve insan haklarını ihlal etmeyen bir geçiş sürecini desteklemek noktasında kullanmasını bekliyorlar ve bu, onların en doğal hakkı. Eğer Türkiye'de tek bir Alevi dahi yaşamıyor olsaydı yanı başımızdaki bir devletin kendi vatandaşları arasında bir ayrımcılık yapmadan ve bir insan hakkı ihlali yapmadan, mazlumun kimliğini sormadan ve zalimle herhangi bir paydaşlık kurmadan böyle bir süreci desteklememiz gerekirdi. Tabii ki bazen çok önemli laflar havada uçuşuyor ve bazen çokça da laf havada uçtuğu için işin ağırlığı gözden kaçıyor. Ben Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komiserliğinin raporundan üç beş hususu size sunmak istiyorum. Bu rapora göre, Ocak-Mart 2025 ve Temmuz 2025 döneminde Humus, Hama, Lazkiye ve Tartus hattında 1.400; Süveyda hattında ise en az 1.500 sivil öldürüldü ve bu siviller sadece başıbozuk gruplar tarafından değil, aynı zamanda yeni sistemin dizayn ettiği ve görevlendirdiği güvenlik görevlileri tarafından da işlendi. Keyfî tutuklamaların ve işkencelerin haddi hesabı yok. Aynı Ocak-Ekim 2025 aralığında en az 11 şüpheli ölüm tespit ediliyor, 23'ü de takibe alınmıştır. Birtakım bölgelerin demografisine müdahale anlamında zorunlu tahliyeler yine kayda geçiyor ve önemli bir kısmı kız çocuğu olan en az 21 spesifik vakada ise kız kaçırma vakasına rastlanılıyor. Mesela, yine bu bağlamda gündeme getirilecek Betül Süleyman Alluş isimli bir üniversite, tıp öğrencisinin 29 Nisan 2026'da kaçırılması, Suriye güvenlik görevlilerinin bu durumu tespit etmesine rağmen henüz kızın ailesine kavuşamaması burada dikkat çekilen hususlar. Biz de buradan Hükûmete sesleniyoruz: Suriye'deki her imkânımızın, her gücümüzün ve her sözümüzün Suriye'de insan haklarına saygılı, çeşitlilikleri koruyan ve herkesin kendisini güven içerisinde hissettiği bir Suriye'nin inşası için kullanılması gerektiğini söylüyor, bu hususa özellikle AK PARTİ'li arkadaşlarımızın dikkatini çekiyoruz. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)