GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:99
Tarih:09.06.2026

İSMET GÜNEŞHAN (Çanakkale) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, yalnızca Manisalı hemşehrilerimizin değil, tüm Türkiye'nin gönlünde taht kuran Manisa Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ferdi Zeyrek'i aramızdan ayrılışının 1'inci yılında rahmet, minnet ve özlemle anıyorum; mekânı cennet olsun.

Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu Teklifi'nin 9'uncu maddesi üzerine söz aldım. 9'uncu maddeyle ilgili çok fazla konuşacak bir şey yok; madde, DSİ'nin lehine denilebilir.

Değerli arkadaşlar, şimdi size Aziz Nesin hikâyelerini aratmayan, trajikomik bir olayı anlatacağım: Konu Çanakkale'de geçiyor. Çanakkale'de 1918 yılında taşkınları önlemek, daha sonra tarımsal sulamayı geliştirmek amacıyla bir baraj yapılmaya başlanıyor; barajın adı Atikhisar Barajı. Baraj 1975 yılında hizmete giriyor; daha sonra, 1975 yılında hizmete giriyor, daha sonra 1992 yılında Çanakkale Belediyesi Çanakkale halkının su ihtiyacını karşılamak için bu barajdan su almaya başlıyor ve o günden bugüne kadar da Çanakkale Belediyesi üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getiriyor fakat gelin görün ki barajın yapımından yaklaşık elli yıl sonra belediyenin karşısına çıkıp diyorlar ki: "Bu barajın yapım maliyetini ödeyeceksiniz." Tam yarım asır sonra. "Ne kadar?" diyorsunuz. 325 milyon lira. Peki, nasıl ödenecek? Otuz yılda. Çanakkale Belediyesi gerekli hukuki ve yargısal yollara başvuruyor ancak bu süreçlerin sonucu beklenmeden İller Bankasındaki payından kesilmeye başlanıyor ve hesaplamalara göre 325 milyon lira olan borç yükü, faiziyle birlikte otuz yılın sonunda tam 3,5 milyar lira olarak Çanakkale Belediyesinden, Çanakkale halkından kesilmiş olacak. Üstelik bunun bedeli de yıllarca Çanakkaleli hemşehrilerimize, Çanakkale halkına ödetilecek. Sayın Cumhurbaşkanının "Belediyeleri silkeleyin." sözlerinin ardından bazı kurum ve kuruluşlar kraldan çok kralcı davranmaya başladılar. Bunların başında da DSİ geliyor. Burada da bunun bir örneğini görüyoruz. Siyasi hesaplarla yürütülen bu anlayışın yükünün doğrudan vatandaşlarımızın omuzlarına bindirildiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Bakın, barajın yapımından bugüne kadar Çanakkale'de 9 tane belediye başkanı görev yaptı ama hiçbir dönemde bu para bunlardan istenmedi.

Bakın, değerli arkadaşlar, aslında ağlanacak hâlimize yine gülüyoruz. Bakın, Atikhisar Barajında gene ne oldu? Biliyorsunuz, bu yıl ülkemizin birçok bölgesinde yoğun yağışlar, güzel yağmurlar yağdı, hepimiz çok mutlu olduk, sevindik, herkesin yüzü güldü bir anlamda; barajlarımız doldu, taştı. Şimdi, hepimizin bildiği gibi, bu barajlarda yani yoğun dolu olan barajlarda alt ve üst savaklar vardır. Bir baraj dolduğunda öncelikle alt savaklardan kontrollü bir şekilde su tahliye edilir ancak Atikhisar Barajı'nda alt savakların işlevsiz hâle getirilmiş ve köreltilmiş durumda olduğunu gördük. Su mecburen üst savaklardan boşaltılmaya başlandı, daha doğrusu baraj suları kontrolsüz bir şekilde taşmaya başladı hatta tarım sulama kanallarına suyu verelim dedik, barajın yükünü biraz hafifletelim dedik, maalesef o da arızalı çıktı, verilemedi. Bunun sonucunda su kontrollü bir şekilde tahliye edilemedi, şehrin bazı bölgeleri su altında kaldı, tekneler battı, birçok alan çamur ve balçık deryasına döndü. Bunun gibi bir benzer tabloyu da Tokat'ta Almus Barajı'nda gördük. Maalesef devletin yapmış olduğu köprüleri yine devlet eliyle yıkmak zorunda kaldık.

Bakın, değerli arkadaşlar, Devlet Su İşleri sıradan bir kurum değildir. Devlet Su İşleri, cumhuriyetimizin kalkınma hamlesinin en önemli kurumlarından biridir. Devlet Su İşleri Keban'da vardır, Karakaya'da vardır, Atatürk Barajı'nda vardır, GAP'ta vardır. Ne yazık ki böylesine köklü ve güçlü bir kurum yirmi üç yıllık AKP iktidarında eski ağırlığını ve gücünü kaybetmiştir. Kebanları yapan, Karakayaları yapan, Atatürk Barajını yapan, GAP'ı hayata geçiren Devlet Su İşleri bugün kendi çitini bile başka kurumlara yaptıran bir Devlet Su İşleri hâline maalesef geldi. Su meselesi siyasetüstüdür, su üretimdir, tarımdır, gıda güvenliğidir, enerjidir, gelecektir.

Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)