GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:99
Tarih:09.06.2026

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 15'inci maddesi her ne kadar teknik bir düzenleme gibi görünse de aslında "Bu ülkede hukukun üstünlüğü mü yoksa üstünlerin hukuku mu?" sorusunun da cevabı ve testi niteliğindedir; daha doğrusu, hukuk devletinin mi yoksa rant devletinin mi tercih edileceğinin de açıkça bir göstergesidir bu 15'inci madde.

Normal bir hukuk devletinde idare, mahkeme kararlarına uyar. Siz ne yapıyorsunuz? Mahkemenin kapıdan çıkardığını bu kanunla bacadan geri sokmaya çalışıyorsunuz. Soruyorum: Mahkeme kararları beğenilmediğinde Meclis çoğunluğuyla etkisiz hâle getirilecekse vatandaş mahkemeye niye başvursun Allah aşkına? Eğer hukuk siyasi tercihlere göre şekillenecekse adalet duygusunu biz nasıl ayakta tutacağız? Üstelik mesele sadece hukuk da değildir, mesele ormanlarımızdır.

Allah aşkına şu rakamlara bakar mısınız: Bugüne kadar 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi kapsamında tam 473.420 hektar alan orman sınırları dışına çıkarıldı yani bu, yaklaşık 4.734 kilometrekarelik bir alanın yani birçok ilimizin yüz ölçümüne yaklaşan bir büyüklüğün orman vasfından çıkarılması demektir. Sadece Antalya'da 45.500 hektar, Mersin'de 40 bin hektar, Balıkesir'de 35 bin hektar, Bursa'da ise 14.530 hektar alan 2/B kapsamına alındı. Vatandaş artık şöyle düşünüyor: Bugün orman işgal edilir, yarın bir kanun çıkar, sonra da tapu verilir. İşte, tehlike tam da budur.

İnsanlar haklı olarak soruyor: "Burada gerçekten kamu yararı mı gözetiliyor yoksa belirli çevrelerin beklentileri mi karşılanıyor?" Oysa Anayasa çok açık, "Ormanlar korunur." diyor. Siz ise korunması gereken alanları yeniden 2/B kapsamına almanın yolunu açıyorsunuz bu maddeyle. Ormanlarımız rantın değil milletin ortak malıdır, geleceğidir; mahkeme kararları da siyasi iktidarların değil hukukun güvencesi olmalıdır. Bu sebeplerle maddeye şerhimizi koyuyoruz.

Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; efendim, bugün 9 Haziran. "Öğretmen oldum ben." diyerek çıktığı o kutlu yolun başında ve henüz mesleğinin 7'nci ayında, benim de meslektaşım olan Aybüke Öğretmen şehit düşeli tam dokuz yıl oldu. Gönlümüzde açan gülüşüyle öğrencilerine umut olurken alçak bir terör kurşunuyla hayalleri yarım kaldı Aybüke Öğretmenin ama kendisinin tertemiz kanı bu topraklara emsalsiz bir vatan sevgisi bıraktı.

O mübarek şehit kanının üzerinden şimdi bu millete "terörsüz Türkiye" masalları anlatanlara seslenmek istiyorum. Evlatlarımızı hayatlarının baharında şehit eden eli kanlı terör örgütüyle masaya oturanları, bebek katili cani Apo'nun mektubundan umut devşirenleri, Lozan'a savaş açan sözde fesihnamelere sessiz kalanları, Habur'da mahkeme kuranları, Barzani'yi bayrakla karşılayıp alkışlayanları, önce Apo'ya "sayın" demeyi suç olmaktan çıkaranları, şimdi de İmralı'dan çıkarmak isteyenleri unutmadık Aybüke Öğretmen.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza...

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Bir dakika yok mu?

BAŞKAN - Maalesef.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Teşekkür ediyor, heyeti saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)