| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 100 |
| Tarih: | 10.06.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; önemli bir kanun görüşüyoruz. Her kanunun gerekçelendirilmesinde "çok tarihî, köklü çözümler" "kangren sorunların çözümü" gibi çok beylik laflar ediliyor ama işin içeriğine girdiğimizde ne yazık ki bu ciddiyeti görmüyoruz. Her kanunun aslında temelinin belli basit gerekçelere dayandığı ne yazık ki görülüyor. Burada esas itibarıyla sorun şu: Bu Meclisin 28'inci Döneminin tamamına yakınında çıkan bütün kanunlar vergiyle ilgili, cezalarla ilgili, bütçeye ek katkı getirmeyle ilgili, bunun dışında üst düzey bürokratların özlük haklarıyla ilgili; bunda da bürokratların herhangi bir kanuni takibe maruz kalmasını önleyecek tedbirlerle ilgili. Bunu pek çok yasada görüyoruz. Mesela 2/B yasası öyle orman köylüsü vatandaşımızın sorununu çözmeye yönelik bir madde değil. Ne var? Burada bürokratlar zamanında bir hataya düşmüşler, buradan kamunun ciddi bir tazminat ödemesi söz konusu; onu kurtarmak için ek madde çıkarılıyor. Çeltik ekimiyle ilgili kanun 50 metreye düşecekmiş. Tamam, bu bir mesele ama esas sorun şu: 2014 yılında bütün itirazlara rağmen büyükşehir yasası çıkarıldı; bu milletin bin yıllık, binlerce yıllık geleneği olan köy statüsü kaldırıldı; köylerin hepsi birer mahalle yapıldı, sonradan pansuman tedbirle "kırsal mahalle" adı verildi ama sorunu çözmedi. Siz bu sorunu çözmedikten sonra çeltik ekilecek mesafeler şu olacak, bu olacak diyerek hiçbir yere varamazsınız. Aynı şey, Orman Çiftliği'yle ilgili mesele de emlak vergisinden muaf, vergiden muaf, harçtan muaf, muafiyet. Devlet Su İşleri Kanunu, yine, Devlet Su İşleri havzasında yer alabilecek herhangi bir kazadan, olumsuz durumdan ilgili bürokratlar etkilenmesin, topu taca atalım, sorumluluğu belediyelere devredelim, kurtulalım; yolları da devredelim, çit yapımını da en üst geçit yapımını da devredelim.
Şimdi, kamulaştırma ayrı bir garabet. Bu kamulaştırma, hızlı el atma, bu ülkenin gördüğü en kötü kavramlardan biridir. Bir yerde hızlı kamulaştırma niçin yapılır? Afet, felaket vardır, deprem vardır ancak böyle durumlarda acil çözümdür ya da bir yerden yol geçmiştir, bütün arazilerin istimlaki tamamlanmıştır; tek bir sorun, onu çöz... Yol yapmak için, köprü yapmak için yapılanlar hariç bir yeri gasbet, götür oraya konut yap. Bunun da hiçbir izahı yok.
Bunun dışında, bütün maddelere el attığımızda yine şunu görüyoruz ki: Şeker Kanunu'nda sözleşme yapan, yapmayan meselesi gündemdeydi. Evet, sözleşme yapılmadığında ceza var ama öyle bir ceza ki çiftçiye cezayı kat kat artıran ama işin sanayisini yapana, sanayicisine cezayı düşüren, ters orantıda bir yasa teklifi gelmiş. Bu da yetmemiş, ne yapılacak? Kolluk kuvvetleri devreye sokulacak. Hobi bahçelerinde benzer şey ki burada defalarca konuşuldu. Vatandaşın bahçesine 300 metrelik bir baraka yapmasından rahatsızsınız ama oraya villa yapılmışsa, oraya otel yapılmışsa göreyim sizi, yiğitseniz gelin, otele de yıkım kararı verin, villaya da yıkım kararı verin; bu yok çünkü sizin gücünüz ancak garibanlara yeter.
Değerli milletvekilleri, muhalefete seslenerek konuşuyorum çünkü iktidardaki arkadaşlar yoklama almayacağımızı bildiklerinden gelmedi, alınmayın, size söylemiyorum, söz umarım muhataplarına gidiyordur.
Değerli milletvekilleri, yine başka bir hadise hayvan taşımasıyla ilgili. Yani bütün zorluklarla bir köylü köyünde besi yapmış, bunu engelleyememişsiniz, "Bugüne kadar haciz gönderip seni yok edemedik, 'Şu kadar mesafede üretim yapamayacaksın.' dedik, bunu söylemedik, ne yapalım? En sonunda da madem hayvanı bütün zorluklara rağmen besledin, bir yerden başka yere naklediyordun, o zaman da seni yolda enseleriz, hayvan bedeli ne olursa olsun 130 küsur bin lira ceza..."
Cezada, bütün kanunlarda ölçülülük, adalet olması lazım. "Vur!" deyince öldürmek ancak bu yasada görülüyor ne yazık ki.
Bakın, burada mesele şu: Tarım iflas etmiş vaziyette. Gıda enflasyonunda dünya 1'incisiyiz. Köyden insanlar göç ediyor, köylü tarlasına giremiyor belli sınır bölgelerinde -Hatay'ın Altınözü ilçesinde- taban fiyatları ortada. Siz, bütün bunların hiçbirine çözüm getirmeyin, "Hayvan taşırken eğer oldu ki sıraya girmediyse basarım cezayı!" Bu akıl işi değil değerli milletvekilleri.
Yine, bugün yaşadığımız sorunlardan biri: Bakın, emek yoğun bir sektör olarak tavuk sektöründe bu ülke ürettiği tavukları ihraç ediyordu; normal şartlarda ihracatçının eli ayağı öpülür "İstihdam sağlıyorsun, üretim yapıyorsun, ülkeye döviz getiriyorsun." diye ama Tarım Bakanlığı, maşallah, çok bilmiş; en kolay çözüm derhâl ihracat yasağı getirmek(!) Normal şartlarda aklıselim bir yöneticinin "Ya, hay Allah sizden razı olsun! Eliniz mi ayağınız mı öpülecek? Ülkeye ne büyük katkınız var? Bize düşen görev: Size nasıl destek olabiliriz? Mısır mı, soya mı, buğdayı mı getirmeniz lazım? Biz öncü olalım, getirin; yeter ki şu üretimi artırın, ihracatınızı daha fazla artırın." demesi lazımken -hani cumhuriyetin ilk yıllarında bir Millî Eğitim Bakanı diyor ya "Şu okullar olmasa Millî Eğitim Bakanlığını ne güzel yönetirdim." diye- Tarım Bakanlığı da diyor ki: "İhracat yapmayın, sakın şeker pancarı üretmeyin, sakın hayvan üretmeyin; bunları üretirseniz enflasyon azar." Sanki bu arkadaşlar bu ülkenin enflasyonunu -herhâlde- bidondaki açık bir suya falan benzetiyorlar; merkebin üzerinde taşınan, dengeyi sarstığı an her şeyin kaybolacağı bir şey zannediyorlar. Ülkenin geleceği, üretimdir; ülkenin geleceği, çiftçinin köyünde ikamet etmesidir. Burada sadece belli ürünlerin ithal edilip yerinde üretilmesi de değil; siz çiftçiye, üreticiye, hayvan besleyene böyle düşmanca tavır beslerseniz köyler boşalır, sonrasında hem büyük şehirlerde kaos oluşur hem de ortaya güvenlik açığı çıkar ama ne yazık ki bu sorunların hiçbirine çözüm getirilen bir tavır görmüyoruz. Çiftçi hacizle traktörünü kaybetmiş, arsasına haciz konmuş, efendim, kimlerin eline düşmüş, bunların hiçbiri gündemde yok. Ne var? Eğer hayvanını götürürken küpesi yoksa "İşte tepene bindim." Bu asla asla kabul edilemez.
Yine, yasanın içerisinde veterinerlik maddesi var. Bu ülkede binlerce veteriner hekim fakültesi mezunu veteriner hekim işsiz, atama bekliyor. Binlerce, on binlerce ziraat mühendisi atama bekliyor, beyefendilerin gündeminde bunlar yok. Ne var? "Eğer satış yaparken bir tane belgesiz tablet satarsan şu kadar, 100 bin lira ceza yazacağız." Herhâlde, bunu yazanların rakamlarla falan ilgisi yok. Dolayısıyla da bugün veteriner hekimin ruhsatla sattığı hâlde 600 bin lira ceza yazdığınız bir tabletin yerine internetten binlerce tablet yazan adama denetiminiz yok. Bu, şuna benziyor: Sosyal Güvenlik Kurumu müfettişleri herhangi bir müfettişi denetime gidiyor "Sizde şu kadar sigortalı eleman çalışıyor, mesai saatlerini yatırdınız mı?" diye. Yandaki işyerinde hiç sigortalı çalışan yok. Söylediğinde diyor ki: "Bizim görevimiz mükellefimizi denetlemek, ona başka bir birim bakıyor." Bunların yaptığı da aynı şey: İş yapanı yok etmek ama esas suçluya göz yummak. Dolayısıyla, burada esas sorun ceza vermek değil, üreticiye destek vermek olmalıyken ne yazık ki bununla ilgili hiçbir çözümün getirilmediği ortada.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Evet, yasada alkol kullanımıyla ilgili madde var. Bakınca, hani bir tane de güzel olmuş bir şey olsun demek istiyor insan, inanın, onda bile ikiyüzlü tavır ortada. Neymiş dükkanlarında, iş tabelalarında işte bilmem hangi markanın reklamı görünmeyecekmiş? Ya, siz bu ülkede "Onlarca rakı fabrikası açtık." diye övünen siz, siz "Reklamının vergisini almayacağız." diyerek işi çözmüş olmazsınız. Bu konuda alındığı söylenen tedbir de sadece "Biz alkole karşı bir adım attık." diyebilmek için tabana verilmiş bir mesajdan öte hiçbir şey değildir, samimiyetten çok çok uzaktır. Gerçek anlamda iş yapıyor olsanız ne çözümler ortaya koyarsınız. Bu açıdan da bu yasada bazı olumlu maddeler olsa bile büyük eksiklikler barındırdığını özellikle belirtmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Genel Kurulu selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)