GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:100
Tarih:10.06.2026

SİNAN ÇİFTYÜREK (Van) - Sayın Başkan, sayın vekiller; sizi saygıyla selamlıyorum.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının SEGE 2025 yani illerin ve bölgelerin sosyoekonomik kalkınma endekslerini içeren belgesinden 4 ayrı harita çıkardım ben. Bu haritaları size sunacağım, bu haritaların üzerine hem kendim konuşacağım hem de takdirini size bırakacağım. 1'inci harita budur: Resmî adıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi, tarihî ve coğrafik adıyla kürdistan bölgesi, en son kademededir. 2'nci harita hakeza aynı durumdadır, Sanayi Bakanlığımızın haritasıdır bunlar, 3'üncü harita yine, kör kör parmağım gözüne misali, tamamıyla en altta, 6'ncı kademededir. 4'üncü harita sarıyla işaretlenmiştir; tam anlamıyla bir etnik, sosyolojik, coğrafik ayrımcılığın resmidir. Bu haritalar üzerinde... Bu haritalar yeni değil, aslında cumhuriyetle yaşıt olarak devam ediyor fakat beklenen, bu haritaların hani, giderek zayıflamasıydı, maalesef tersine oldu. Dolayısıyla, bu haritalar, esasında, devletin izlediği politikaların; sosyal, ekonomik, siyasal, kültürel politikaların yansımasıdır. Bu haritalara ilişkin, ayrıntılı bakıldığı zaman çok net görülür ki eğer devletin izlediği ekonomik, sosyal politikaların bölgesel yansımasını, etnik ayrımcılığını yansıtmıyorsa neyi yansıtıyor bu haritalar? Bu haritalar eğer göçten bahsediyorsak, yoksulluktan bahsediyorsak, işsizlikten bahsediyorsak, bu, göçün, yoksulluğun, işsizliğin, ayrımcılığın en somut ifadesidir, resmidir bu, devlet politikalarının resmidir.

Şimdi, biz, beklerdik ki, bu haritalar üzerinde sadece Kürt siyaseti, sadece DEM PARTİ konuşmasın, muhalefet partileri de konuşsun. Bunlar ekonomik sorun değil mi? İşsizlik, yoksulluk, geri bıraktırılmışlık, tamamıyla bir ekonomik, sosyal, kültürel sorun değil mi? Sorun. Niye muhalefet partilerimiz konuşmuyor, üstelik Sayın Bahçeli 5 Mayıs 2026 grup toplantısında "Doğu ve Güneydoğu Anadolu yalnızca İçişleri Bakanlığımızın özel ilgi alanı, Millî Savunma Bakanlığımızın uzmanlık sahası, Millî İstihbarat Teşkilatımızın güvenlik raporlarının konusu olmamalıdır." demişken? Dolayısıyla, bölgenin geri kalmışlığının, geri bırakılmışlığının temelinde yatan ya da bu haritalardaki ayrımcılığın temelinde yatan neden devletin söz konusu bölgeye, kürdistan bölgesine, Türkiye kürdistanı bölgesine, Kürt halkına tamamıyla yüz yıldır güvenlik ve terör parantezinden bakıyor olmasıdır. Beklentimiz, mücadelemiz şudur: Bu çözüm sürecinde en azından Kürt meselesinin sonuçları ortadan kalkar, sivil demokratik siyasetin önü açılır, zemini açılır; sivil demokratik zeminde, barışçıl zeminde Kürt meselesinin çözümüyle birlikte bu haritaların değişimi gündeme gelir.

Son olarak, şunun üzerinde durmak istiyorum: Şimdi, "kürdistan" kelimesini kullandığımız zaman deniliyor ki: "Devletin hassasiyetleri var, Türk milliyetçiliğinin hassasiyetleri var." "Okay" tamam da yüz yıldır onca baskı, onca acıyla yoğrulmuş Kürt annelerinin feryatlarla yüklü olan taleplerinin hassasiyeti yok mu? Tabii ki bunları göz önünde bulundurmamız lazım, tabii ki çözüm sürecinde dilimizi disipline etmemiz lazım ama bu haritalar zaten adını koymuş, bizim bir şey dememize gerek yok ki bu haritada "kürdistan" diyor zaten, ben çizmedim bu haritayı. Herkesin bu harita üzerine defalarca düşünmesi lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SİNAN ÇİFTYÜREK (Devamla) - Toparlayacağım.

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

ŞENOL SUNAT (Manisa) - O haritanın sebebi sizsizin, sizin bu zehirli fikirleriniz.

SİNAN ÇİFTYÜREK (Devamla) - Kırk yıl boyunca, 1940 ile 1984 arası tek silah atılmamıştır ama harita aynıdır.

ŞENOL SUNAT (Manisa) - Yeter, ajitasyon yapmayın.

SİNAN ÇİFTYÜREK (Devamla) - Hanımefendi, lütfen, lütfen... Ben hiç kimse hakkında konuşmuyorum.

Son olarak şunu söylemek istiyorum, bizim beklentimiz ve temennimiz şudur: Eğer gerçekten çözüm sürecinin sonuç üretmesini istiyorsak, gerçekten siyasetin sivil demokratik zemine çekilmesini istiyorsak hiç olmazsa -demin söylediğim gibi- Kürt meselesinin sonuçlarının başında gelen siyasi tutsakların bırakılması, Sayın Öcalan'a umut hakkının tanınması, Kobani davası, dağdan gelecek olanlara sosyal ve siyasal yaşam alanının açılması, ana dilinde eğitimin önünün açılması gibi demokratik hakların tanınması konusunda bu çözüm sürecine adım atılmasını bekliyoruz. O zaman sivil demokratik siyasetin zemini sonuna kadar açılır, o zaman bu haritaların... (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)