GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:100
Tarih:10.06.2026

ELVAN IŞIK GEZMİŞ (Giresun) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bizleri ekranları başında izleyen kıymetli yurttaşlarımız; sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 17'nci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Bu maddeyle DSİ eliyle yürütülen enerji üretim amaçlı projelerin lisans muafiyeti 31/12/2025'ten 31/12/2040'a kadar uzatılmak istenmektedir fakat bu muafiyetin hangi baraj ve projeleri kapsadığı ayrıntılarıyla belirtilmemektedir. Ayrıca, kamu kaynaklarının, ülke gelir ve değerlerinin korunması, gelecek nesillere sağlıklı aktarılması ve birilerine çıkar sağlanmaması gibi nedenlerle muafiyet süreçleriyle ilgili net bilgilerin ifadesi şarttır; bu madde bu hâliyle eksiktir.

Değerli milletvekilleri, Karadeniz bugün HES'lerin ağır yükünü taşımaktadır. Temsil ettiğim il Giresun 44 HES'le Karadeniz'de en fazla HES bulunan illerden biridir. Bu projeler yapılırken derelerimizin, ormanlarımızın, köylerimizin, ekosistemimizin geleceğinin hesaplanmadığını görüyoruz. HES'ler sadece suyun akışını değiştirmemekte, yaşamın akışını da değiştirmektedir. Dereler kurutulmakta, biyolojik çeşitlilik yok olmakta, erozyon ve heyelan riski artmakta, sel felaketlerinin etkisi büyümektedir. 2020 yılında Dereli ilçemiz başta olmak üzere, Giresun'da yaşanan sel felaketinde 11 vatandaşımızı yitirdik. Yaşanan acılardan maalesef ders çıkarılmadı, HES ve maden projeleri tüm hızıyla devam etti. Bugün artık Giresun'un Çanakçı Deresi'nde Avrasya su samuru yok, derelerimizde kırmızı benekli alabalık yok, derelerimizden su içen arılar ölüyor, bölgemizde kanser vakaları her geçen gün artıyor.

İklim krizinin etkilerini her geçen gün daha fazla yaşadığımız dünyamızda Karadeniz'in dereleri enerji üretilebilecek bir kaynak değil, korunması gereken bir yaşam alanıdır. Karadeniz bir doğa harikasıdır. Bakın, elimde gösterdiğim tabloya lütfen bakın: Bu sodalı suların aktığı derede üstte Mavigöl bir doğa harikası, 400 metre ileride Kuzalan Şelalesi. Bilin bakalım, ikisinin arasında ne var? Bu ikisinin arasına elektrik üretme tesisi yapılması şart mı değerli milletvekilleri? (CHP sıralarından alkışlar) Binlerce turistin aktığı bölgede bu tesisin ne ihtiyacı var? Sizler de görün, bilin istedim.

Şimdi de Karadeniz'imiz büyük bir maden baskısı altında. TEMA'nın verilerine göre Giresun'un yüzde 85'i, Ordu'nun yüzde 72'si, Trabzon'un yüzde 77'si maden ruhsatlarına açıldı. Derelerimiz, fındık bahçelerimiz, ormanlarımız Ankara'da çizilen haritalarda renkli ruhsat alanlarına dönüştürüldü. O haritalarda ne köylünün alın teri görülmekte, ne çocuklarımızın geleceği ne de Karadeniz'in binlerce yıllık doğal mirası.

Herkes şunu çok iyi bilmelidir: Karadeniz harita üzerindeki koordinatlardan ibaret değildir, bu topraklar yüzyıllardır alın terinin, emeğin, doğayla uyum içinde yaşamın yurdudur, fındığın başkentidir. Bizler de fındığın ve çayın bereketiyle büyümüş Karadeniz'in evlatlarıyız.

Kontrolsüz biçimde verilen maden ruhsatlarıyla, yüz binlerce insanın geçim kaynağı risk altında. Birkaç yıllık maden faaliyeti uğruna binlerce yıllık doğal zenginlikler, tarım ve insan sağlığı tehlike altına alınıyor. Şebinkarahisar'da yaşanan maden felaketini unutmadık; ağır metaller derelere karıştı. Daha geçen Çatalağaç'ta madende kimyasallar derelere karıştı, yine toprak zehirlendi, su zehirlendi. Bu kaçıncı çevre felaketi, bu kaçıncı doğayı zehirleme?

Bugün Tirebolu Sekü'de doğayı korumak adına mücadele eden gençler soruşturma geçirip saatlerce ifadeye alındılar. Miting için dağıttıkları kâğıt broşürler, "Çevreyi kirletiyor." diye 115 bin TL para cezasına çarptırıldı köyün gençleri.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ELVAN IŞIK GEZMİŞ (Devamla) - Soruyorum size: Çevreyi kirleten, kâğıt broşür dağıtan köyün gençleri mi, maden şirketlerinin havuzlarından akıtılan atıklar mı? Bir dere kirlendiğinde sadece su kirlenmez; tarım biter, hayvancılık biter, yaşam biter. Giresun'un köyleri o broşür dağıtan gençlerin geleceğidir. Bir ülkenin kalkınması yalnızca yer altı madenlerine indirgenemez, bizim toprağımızın üstü toprağımızın altından bin kat daha değerlidir. Bizim madenimiz; Türkiye'nin akciğeri olan ormanlarımız, tertemiz havamız, suyumuz, fındığımızdır, çayımızdır. Biz biliyoruz ki, doğa yoksa hayat yoktur. Biz, gelecek nesillere talan edilmiş bir memleket değil, onurlu bir gelecek bırakmak istiyoruz.

Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)