GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:100
Tarih:10.06.2026

İBRAHİM AKIN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, görüşmekte olduğumuz kanunda, aslında küçük bir değişiklik yapmak ister gibi yapılıp ama aslında bütün yasanın ruhunu değiştirmek isteyen bir anlayışla karşı karşıyayız. Bu, gerçekten son zamanlarda gördüğümüz Türkiye'de artık AKP klasiği hâline gelmiş bir durumun göstergesi. Bu Meclis Türkiye'nin 86 milyonunu temsil ederken bu tür sözleşmeler de bu oyunların aslında toplumsal olarak ne kadar ahlaki yozlaşmalara sebep olduğunun bir kanıtını da gösteriyor. Bu yapılırsa o zaman bütün sözleşmeler de toplumun her tarafında bu anlayışla yapılmaya devam ediyor ve dolayısıyla bir ahlaki ve siyasi, toplumsal çürümenin de önünü açmış oluyor. O nedenle bu yöntemden vazgeçin.

Ne diyor kanununda, değişiklikte? "Ekim alanı" ve "sözleşme" kavramı geçiyor. Ekim alanından kastettikleri şu: Bakanlık şekerpancarının hangi alanlarda nasıl ekileceğini tespit ediyor. Diğer taraftan da sözleşmeden bahsediyor, sözleşme de çiftçileri temsil ediyor. Şunu söylemek istiyorum burada: Açıkçası bu, şirketlere çiftçilerin nasıl bir şekilde çalışacaklarının yaratılması meselesidir. Yani, aslında çiftçileri şirketlerin marabası hâline getirme meselesidir, kendi toprağında köle hâline getirme meselesidir. Bu yasanın bütün ruhunda bu var ve bu maddede bunun en açık göstergelerinden bir tanesini ifade ediyor. Dolayısıyla, gelin, şirketlerin temsilcisi gibi olmaktan vazgeçin; halkın ve dolayısıyla şeker pancarı üreticilerin yanında olun. Bu şu anlama geliyor: Türkiye'nin dört bir tarafında tasfiye edilmiş şeker pancarı üreticilerini aynı zamanda işlevsiz kılan ve onları yok etmeye çalışan bir zihniyetin göstergesi. Uşak, biliyorsunuz, aynı zamanda şeker fabrikasının ilk kurulduğu fabrikalardan bir tanesi, neredeyse kapanmak üzere. Her türlü özelleştirmeyle oradaki üreticiler tasfiye edildi. Şimdi de aslına bakarsanız şirketlerle baş başa bırakılmış, fiyatları da onların arasında, serbest piyasada belirlenecek de yapılmaya çalışılıyor.

Bir başka konu, bu konu da çok önemli, geçmiş olmakla beraber, üzerinde konuşmak istiyorum, 2/B konusu. Biliyorsunuz, Anayasa’nın 169'uncu maddesine göre herkes kendi ormanlarını, kendi yaşam alanlarını korumakla yükümlüdür ancak 2/B geçici bir maddedir, Anayasa'da da geçici bir madde olarak kalması söz konusudur ancak 2/B meselesi öyle bir hâle getirildi ki kalıcı hâle getirilmeye çalışılıyor. Yani istisna değil genel kural hâline getirilmeye çalışılıyor. Ne yapılmaya çalışılıyor 2/B'yle ilgili? Türkiye'nin değişik yerlerindeki ormanlarımızı "Orman alanı özelliği kaybedilmiştir ya da yok olmuştur." diyerek ormansızlaştırılıyor. Sonra ne oluyor? Resmen rantlara teslim ediliyor, kıyılarımız aynı zamanda ormanlarımız. Buradan şunu demek istiyorum: Bakın, bugün grup toplantısı sırasında COP31'nin Türkiye'de ne kadar önemli olduğunu ve Kasım ayında da COP31'in Çevre Bakanlığı bünyesinde Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve 195-197 civarındaki ülkenin başkanlarının geleceğini, 100 bin civarında insanın buraya geleceğini, Antalya'da ağırlanacağını ve dolayısıyla Brezilya sonrası çok önemli kararların alınacağını söylediler. Ben şunu demek istiyorum: Türkiye'de eğer COP31 yapılacaksa yani iklime karşı ormanlarımızın çoğaltılması ve aynı zamanda yutak alanların çoğaltılması isteniyorsa bu tam tersine yürütmekte olduğunuz siyasetle zıt olan ve paradoks olan bir konudur. Hangisi doğrudur? Türkiye'de İklim Kanunu, iklim krizi çözmek için uğraşacaksınız yoksa, ormansızlaştırmak için 2/B'yi genelleştirmek mi istiyorsunuz? Dolayısıyla, birazcık aklı selim, birazcık tutarlı, birazcık samimi olalım. Bu yasayı getirirken şu anda Mecliste AKP vekilleri bile yok, bazıları hakkında konuşmaya bile gerek duymuyorlar çünkü benim gördüğüm kadarıyla söyleyecek sözlerinin de olmadığını düşünüyorum. O nedenle, 2/B meselesi, Orman Bakanlığı bünyesinde risklidir ve geleceğimiz bakımından da tehlikelidir. 2/B meselesini istisnadan genel kural hâline getirmeye çalışmak, biraz önceki maddede istisna olan bir konuyu on beş yıl daha devam ettirme mantığının benzeridir ve dolayısıyla bunu kabul etmek mümkün değildir. O nedenle, gelin, özellikle bu konuyla ilgili 2/B meselesini değiştirmeye kalkmayın, Türkiye'deki ormanları ormansızlaştırmaya kalkmayın, burayı rant alanı hâline getirmeye çalışmayın; bunu yaparsanız Türkiye'nin geleceğiyle ilgili ve iklim meselesiyle ilgili korkunç bir oyun oynadığınızın ifadesini buluyor diye ifade etmek istiyorum ve dolayısıyla bunu reddettiğimizi ve açıkça ortaya koyduğumuzu ifade etmek istiyorum ve bu maddenin, aynı zamanda, Türkiye'deki mevcut gelişme bakımından da riskli olduğunu ifade ederek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)