| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyoruz.
Tarım Kanunu'yla ilgili olarak ağırlıklı olarak içindeki düzenlemelerin kendisine itirazların olmadığı ama eksik yönlerinin öne çıktığı bir kanun görüşmelerini tamamlamak üzereyiz. Tabii, biz aslında sadece bu dönem değil, birkaç yıldır çiftçinin girdi maliyetlerini merkeze alan, çiftçinin destek modellerini merkeze alan ve gıda enflasyonunu zeminde, tabanda yani çiftçinin girdi maliyetlerini kontrol ederek düzenlenmeyi hedef alan bir kanun teklifini burada bekliyoruz idik. Sayın Bakan Yardımcımızın da bazı hususları dikkatine sunmak için biz böyle bir metin bekliyor iken bu yıl bir de gübre başta olmak üzere diğer bütün maliyetlerin çok ciddi bir şekilde katlandığı bir yıl olarak kayda geçti. Şimdi, Sayın Bakanım belirli konularda çiftçilerimiz girdi maliyetlerinin bir devlet politikası olarak ele alınmasını ve düzenlenmesini talep ediyorlar. Mesela, en önemli girdi maliyetlerinden biri olarak işçilik maliyeti. Şu anda tarım işçisi bulmak âdeta mümkün olmadığı gibi, herhangi bir üründe işçi bedeli elde edilecek ürün bedelini geçebiliyor. Bakınız, dün Afyon'un Çay ilçesindeydim vişne ve kiraz toplanması için işçiye ödenecek bedel -yani işçi o gün 40 kilo kiraz ya da 70 kilo vişne toplayabiliyor- 20 kilo kiraz ya da 35 kilo vişneye tekabül ediyor. Bizim mutlaka bunu bütçe görüşmelerinde -Tarım ve Orman Bakanımıza da Çalışma Bakanımıza da arz ettik- işçilik bedelini artık destek kalemleri arasına almamız gerekiyor. Keza, bazı sanayi şehirlerinde Çin'den işçi getirildiğini duyuyoruz. Bazı bölgelerde ihtiyaç hâlinde dışarıdan geçici tarım işçisinin geçici dönemlerle getirilmesinin de önünün açılması gerektiği açıktır.
Sayın Bakanım, bir başka açıdan kendi seçim bölgem Mersin'le ilgili bir iki hususu paylaşmak istiyorum. B-Reçete uygulamasından çiftçimiz muzdarip. 2 yönüyle muzdarip; reçetenin kendi içindeki tarifin pratiğe uymadığını ifade ediyorlar yani orada yine, ziraat mühendislerinin, bizzat odaların, bizzat hem Ziraat Odasının hem Ziraat Mühendisleri Odasının aktardığı bilgiyle söylüyorum; rutin olarak kullanılan ve kabul gören... Biliyorsunuz mevsimlik tarım gayrisafi hasılasında her zaman ilk beşte yer alan bir ilimizdir ve bir ürününü... Bazen söylüyoruz, maalesef iç piyasaya giren herhangi bir ürün pestisit testinden geçmiyor, zirai ilaç kalıntı testinden geçmiyor. Biz bugün herhangi bir yerden bir ürün aldığımızda bunu "Denetlenmiş üründür." rahatlığıyla ve güveniyle alamıyoruz ama ihracatçı kendi meyvesini, sebzesini ihracata göndermeden önce kendisi denetlemek zorunda ve bu denetim sınırları içerisinde kabul gören zirai ilaç oranları şimdi B-Reçete'ye göre fazla kalıyor. Şöyle bir örnek vereyim: 1 tonluk bir meyve ya da sebze üretiminde 2 kiloluk bir üretimle adam ihracatını yıllardır yapıvermiş, şimdi B-Reçete'de "200 gramdan fazla kullanamazsın." diyor. Bu durumda kanuna uygun olarak, reçeteli olarak bunu satın alamıyor, gidiyor -B-Reçete bilmeyen arkadaşlar için söyleyeyim, bu, zirai ilaçlarda merkezî sistemle bir denetim getirmeyi hedefliyor- komşu illerden reçetesiz olarak satın alıyor; hem kanuna karşı hile bir şekliyle yaşanmış oluyor hem de Mersin'deki zirai ilaç satıcıları bu konudan zarar görmüş oluyor. Bu B-Reçete oranlarının da aynı şekilde Bakanlığınız tarafından ele alınarak incelenmesinde büyük fayda var.
Sürem dolmak üzere.
Son olarak, Mersin'de tarım ilaç sanayisine ilişkin olarak bir master plana ihtiyacımız var. Bu, tek başına en az on dakikalık bir konuşmayı gerektiriyor. Bu kadar büyük üretim yapan bir ilin daha katma değerli ürünler üretebilmesi için Bakanlığın master planlarına ihtiyaç var, bunu da ifade etmiş olayım.
Teşekkür ediyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)