| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 102 |
| Tarih: | 16.06.2026 |
SEMRA ÇAĞLAR GÖKALP (Bitlis) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Bitlisli Ermeni yazar William Saroyan anlattığı bir hatırada şöyle der: "Kürtçe dedi anneannem kalbin dilidir. Türkçe, müziktir. Bir şarap deresi gibi akar, yumuşak, tatlı, parlak. Bizim dilimiz diye bağırdı, acının dilidir. Ölümü tattık hep; dilimizde nefretin, acının yükü var." Diller yalnızca kelimelerden oluşmaz, her dil onu konuşan halkın hafızasını taşır, sevinçlerini, kayıplarını, sürgünlerini, direnişlerini ve umutlarını kuşaktan kuşağa aktarır. İşte, Bitlis bu hafızanın adıdır. Dağların arasında sıkışmış bir şehir değil halkların, inançların ve kültürlerin yan yana yaşadığı büyük bir birikimdir. Bir zamanlar bu topraklarda Kürtçe, Ermenice, Türkçe ve Arapça aynı çarşının sesine karışıyordu. Bitlis yalnızca taş evleriyle, kaleleriyle ve gölleriyle değil yetiştirdiği insanlarla da bu coğrafyanın hafızasına yön verdi. Şerefname'nin yazarı İdrisi Bitlisi, zamanın benzersizi Bediüzzaman Saidi Kürdi, Feqiyê Teyran ve Ahmed-i Hani'nin izleri bu topraklarda yaşamaya devam ediyor. Bitlisli Ermenilerin, Süryanilerin, Kürtlerin, Türklerin birlikte ördüğü bu yaşam kürdistan coğrafyasının en zengin kültürel miraslarından birini yarattı ancak bugün aynı Bitlis'e baktığımızda büyük bir çelişkiyle karşılaşıyoruz. Türkiye'nin en zengin hafızalarından birine sahip olan bu kent cumhuriyet tarihi boyunca ekonomik göstergelerde, sosyal gelişmişlikte, kültürel üretimde ülkenin en gerilerine itilmiş kentlerinden biri hâline getirilmiştir.
(Uğultular)
BAŞKAN - Sayın Gökalp, bir saniye lütfen.
Sayın milletvekilleri, çok uğultu var Genel Kurulda, kürsüde hatip var, lütfen dinleyelim.
Buyurun, devam edin.
SEMRA ÇAĞLAR GÖKALP (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Yoksullukta, işsizlikte, sağlıkta, eğitimde, kısacası neredeyse bütün sosyoekonomik göstergelerde en gerideki kentlerden biridir. Yıllardır köy yollarından altyapı sorunlarına kadar birçok problemi burada dile getiriyoruz ancak iktidarı bu kadar temel bir meselede dahi çözüme getiremiyoruz. Hizan'ın neredeyse bütün köylerine, Ahlat'ın birçok köyüne dair tek tek sorunları aktardık ancak herhangi bir düzelme yaşanmadı. Oysa Bitlis üretmeye devam ediyor, dünyanın en prestijli bal yarışmalarından biri olan "Paris Honey Awards"ta Bitlis kara kovan balı bu yıl 4'üncü kez Altın Bal Ödülü'ne layık görüldü, emeği geçen herkese buradan teşekkür ediyoruz. Bu başarı Bitlis'in potansiyelini göstermektedir. İktidar bu başarıyı büyütmek için istikrarlı bir tarım vizyonu geliştireceğine Bitlis'in kırsalını rant alanı olarak gören bir anlayışla hareket ediyor, enerji projeleriyle doğayı talan etmektedir. Adilcevaz Çanakyayla'da ve Ahlat Ovakışla'da halkın itirazlarına rağmen ısrarla yapılmaya çalışılan GES projeleri, bölgenin en büyük baraj projelerinden biri olacak olan Keser Barajı Projesi bunların en çarpıcı örneklerindendir. Benzer bir tablo tütün üretiminde de yaşanıyor. Binlerce aile için önemli bir geçim kaynağı olan tütün üretimi yasal belirsizlikler ve örgütlenme eksikliği nedeniyle sürekli baskı altında tutuluyor. Kooperatifleşmenin desteklenmesi, küçük üreticilerin üretim ve satış olanaklarının geliştirilmesi artık bir tercih değil zorunluluktur diyoruz ama sonuç alamıyoruz. Öyle bir kapan kurulmuş ki yüz yıldır dişleri Bitlislinin emeğine, umuduna, geleceğine saplanmış, bu kentten aldığıyla büyümüş ama bu kente yüz yıldır nefes olamamıştır. Bir zamanlar kervan yollarının kavşağı olan Bitlis bugün göç yollarının durağına dönmüş durumdadır çünkü yüz yıldır uygulanan siyasi, idari ve ekonomik politikalar yalnızca halkların kimliğini hedef almadı, aynı zamanda, şehirlerin hafızasını sildi, geleceğini çaldı. Bugün Bitlis'in ihtiyacı yalnızca yatırım değildir, Bitlis'in ihtiyacı kendisi olabilmektir. Bitlis'in her karış toprağına kültürel, sosyolojik ve doğal zenginlik, o tarihsel öz, o zengin potansiyel zaten sinmiştir ve bugün Bitlis, ülkenin her köşesi gibi tam da tarihsel özü ve potansiyeli arıyor; kendi barışını, kendi sesini, kendi hafızasını arıyor. İşte, bu arayış nedeniyledir ki Bitlis'e baktığımızda, bir şehrin değil yüz yıldır yarım bırakılmış bir cümlenin önünde durduğumuzu biliyoruz. Artık o cümleyi tamamlama zamanıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SEMRA ÇAĞLAR GÖKALP (Devamla) - Teşekkürler.
Saroyan'ın anneannesinin sözünü ettiği, dilimizdeki nefretin ve acının yükünü alma zamanı gelmiştir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)