GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:102
Tarih:16.06.2026

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; muharrem ayı başladı. Muharrem orucu tutan tüm canlarımızın oruçları, dağıttıkları lokmalar Hak katında kabul olsun ve muharrem ayının hem ülkemize hem dünyaya birlik, beraberlik, dayanışma, barış ve kardeşlik getirmesini diliyoruz ve tüm ehlibeyt dostlarını rahmetle, saygıyla selamlıyoruz.

Değerli arkadaşlar, ekonomik programın çöktüğü, enflasyonun bir türlü dizginlenemediği, TÜİK'in rakamlarında bile enflasyonunun yüzde 33'e dayandığı, çarşının pazarın yandığı, tencerelerin kaynamadığı ağır bir ekonomik bunalımdan geçiyoruz ve bütün bütçe gerçekleşmelerine baktığınızda, aslında bütçenin delik deşik olduğunu, bütçe açığının beklenenden çok daha fazla olduğunu görüyorsunuz. İlk beş ayın rakamlarına baktığınızda, faiz ödemesinde yüzde 51 artış -çünkü bu iktidar aslında faizcidir, faizcileri destekler, sonuna kadar faizcilere bütçeyi peşkeş çeker- aynı zamanda, baktığınızda, bütçe açığının da 1 trilyon 57 milyar lirayla yüzde 63'ü bulduğunu görüyorsunuz. Eğer bu hızla giderse bütçe açığının gerçekleşmesi yıl sonuna kadar neredeyse yüzde 120'leri bulacak. Bu bir sinyaldir. Bu, aslında, yürütülen ekonomik programın da bütçenin de gerçekleşmelerinde yoksullar aleyhine, milyonlar aleyhine ve sadece rantçıların ve faizcilerin kazandığı bir ekonomik düzenin olduğunun apaçık göstergesidir. Tabii, böyle bir düzende böylesine asgari ücretliler, memurlar açlık sınırının altına itilmişken emekli maaşı sorunuyla her defasında altı ayda bir olduğu gibi bu kez de karşı karşıyayız. Kök maaş var; kök maaş sorununu çözmedikleri için her bir emekli maaşı artırma dönemi geldiğinde bu tartışmaları yaşamak zorunda kalıyoruz çünkü enflasyona göre ilk beş aylık gerçekleşme yüzde 16; eğer böyle devam ederse haziran sonunda en az yüzde 19 enflasyon olacak, yüzde 19 zam vermek durumundalar. Emekli maaşı yüzde 19 artarsa milyonlarca emeklinin maaşı hiç artmamış olacak çünkü kök maaş uygulaması yapıyorlar ve bunun için yine temmuz başında yeni bir yasal düzenleme ihtiyacı var. Gelin, insaf edin, bir kez de doğruyu yapın, bir kez de emeklinin yanında durun. Asgari ücrete denkleyelim, eşitleyelim ve emekliyi asgari ücret kadar gelire kavuşturalım. Emeklileri açlık sınırının 2 kat altına iten, yoksulluğa iten, torununa, eşine mahcup hâle getiren, aç bırakan bu düzeni en azından geçici de olsa değiştirelim. Bunun için, emekliler için yapacağımız çok şey var ama buradan başlamamız şart çünkü emekli feryat ediyor.

Değerli arkadaşlar, Türkiye bir kayyımlar ülkesi oldu. Yargı eliyle yeni bir düzen kuruluyor ve bu yeni düzende kimsenin özgürlüğü olmadığı gibi, diledikleri kişiyi tutukladıkları gibi, aynı zamanda malına mülküne de çöküyorlar. Bir kayyum düzeniyle karşı karşıyayız; ne demokrasiden ne Anayasa'dan ne temel hak ve özgürlüklerden bahsedemediğimiz gibi, bütün malın, mülkün, canın, her neyin varsa yargı eliyle, "hukuki kararlar" görüntüsü altında ama gerçekte zorbalıkla elinizden alındığı veya alınabileceği korkusuyla yaşatıldığınız bir dönemden geçiyoruz.

Bakın, daha iki gün önce süt üretici 13 firmaya kayyum atandı, denetim kayyumu. Gerekçe ne? Süt fiyatlarında artış ve özellikle beyaz et fiyatlarında artış. Peki, beyaz et fiyatları gerçekten Türkiye'de yüksek mi? Baktığınızda dünya ölçeğine, değil. Dünyada üçe 1'ken kırmızı etle beyaz etin oranı, Türkiye'de beşe 1. Yani kırmızı ete nazaran beyaz et aslında daha ucuz; velev ki arada bir rekabet bozulmuşsa, rekabet dışı bir anlaşma, bir iletişim varsa bununla tüketiciler gerçekten zarar görüyorsa Rekabet Kurulu var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MURAT EMİR (Ankara) - Ticaret Bakanlığının haksız rekabeti takip eden, haksız fiyat artışlarını takip eden birimleri var, ceza verme yetkileri var. Şimdi, bu kurumlar, Ticaret Bakanlığı, Rekabet Kurulu görevini yapmıyor, görevi yapan Adalet Bakanlığı. Her yerde Adalet Bakanlığı var; her yerin içinde, her şeyin içinde ve özellikle de kayyum atıyor. Belediye başkanlarına kayyum, büyükşehir belediye başkanlarına kayyum, ilçe belediye başkanlarına kayyum, partiye kayyum, medya örgütlerine, medya kuruluşlarına kayyum. Tele2'ye kayyum atandı mesela gerekçe ne? "Hani mahkeme kararı olacaktı?" Gerek yok mahkeme kararına, nasılsa arkadan gelir." Şu düzende kayyum atanmış, kayyumla bir şekilde TMSF'ye ve onun üzerinden yandaşlara geçirilmiş şirketlere dönük olarak Adalet Bakanlığının istemeyeceği bir mahkeme kararını verebilecek bir mahkeme kaldı mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MURAT EMİR (Ankara) - Bakın, daha yaz kararnamesiyle 5 binin üzerinde hâkim, savcı yerini değiştirdi ve bu, toplamın yüzde 20'si kadar ve bunun niye yapıldığını, hangi ince mühendisliklerin yapıldığını görmemek, anlamamak olanaksız. Ve bu koşullar altında bakıyorsunuz holdinglere kayyum atanıyor, Can Holdinge kayyum atanıyor. "Niye aldın?" diyorlar. "Bir devlet büyüğü söyledi." diyor. "Bu devlet büyüğü kimdir?" diye soracak bir savcı yok ve bunun üzerinden bakıyorsunuz kayyum atanıyor ve bu holding bir yerlere devrediliyor. Aynı şekilde Aslan Holding, daha iki üç ay önce yaşadık, büyük bir savunma şirketi. Şimdi bakıyorsunuz rakamlara, 2025 verilerine göre 1.314 şirkete kayyum atanmış. Böyle giderse bu yıl sonunda 1500 şirkete kayyum atanmış olacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın lütfen.

MURAT EMİR (Ankara) - Bunun adı kayyum düzenidir, bunun adı demokrasiyi, Anayasa'yı, yasaları, mülkiyet hakkını hiçe saymaktır ve bu aslında yargı eliyle bir servet transferidir, birilerini zengin etmedir, birilerinin malına çökmedir ve bu kayyum düzeni bir an evvel bitirilmelidir.

Son olarak, Sayın Başkan -sabrınızı zorlamayacağım- maalesef, dün öğretmenlerimize, gencecik öğretmenlerimize ve onların ailelerine asla kabul edemeyeceğimiz, içimize sindiremeyeceğimizi şiddet uygulandı, orantısız güç uygulandı, polis copu uygulandı, gaz uygulandı ve öğretmenlerimiz darbedildiler. Talepleri neydi? Atanmak istiyorlar. Hani geldiğinizde "İşsiz öğretmen kalmayacak." demiştiniz ya, atanmak istiyorlar, öğretmen olmak için mücadele ettiler.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MURAT EMİR (Ankara) - Aileleri onları binbir özveriyle okuttu. Bir çocuğun, bir gencin üniversite okuması kolay değil, buna rağmen okudular, öğretmenlik gibi bir ideal mesleğini yapmak üzere sınavlara girdiler ama mülakata takıldılar. Yandaşları aldılar "Mülakat yapmayacağız." sözü vermişlerdi ama mülakattan vazgeçemediler, liyakatli kadrolar dışarıda kaldı. Bu gençlerimizin bir bölümü -çünkü 1 milyona yakın gencimiz var böylesine kadro bekleyen- 200 bin civarında öğretmenimiz de kamuda çalışamadığı için özel sektörde çalışmak zorunda. Asgari ücretle çalışan öğretmenlerimiz haklarını arıyorlar, Güven Park'a geliyorlar ve onların başkanlarına ters kelepçe yapılıyor, onlara gaz uygulanıyor, şiddet uygulanıyor, darbediliyorlar, gözaltına alınıyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT EMİR (Ankara) - Son cümle Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Tamamlayın, buyurun.

MURAT EMİR (Ankara) - Öğretmenin sesine kulak vermesi gerekenler, eğitimi de piyasalaştırdıkları için özel okulların, tarikatların, cemaatlerin sesine kulak veriyorlar ve öğretmeni Ankara'nın orta yerinde darbedecek kadar da gözleri dönmüş durumda. Bu tutumu şiddetle kınıyoruz. Öğretmenine saygı duymayan bir ülkenin geleceği olamaz. Öğretmenlerimize mülakatsız kadro verilmesi için çalışmaların bir an evvel hızlandırılması ve bu AKP iktidarının bir kez olsun sözünü tutmasını bekliyoruz.

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)