GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:102
Tarih:16.06.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA CEMALETTİN KANİ TORUN (Bursa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Türkiye'de emek her geçen gün daha fazla değersizleşiyor; üreten, çalışan, alın teri döken insanlar emeğinin karşılığını almakta zorlanıyor. Enflasyon karşısında eriyen ücretler, güvencesiz çalışma koşulları ve artan hayat pahalılığı işçilerin yaşamını her geçen gün daha da ağırlaştırıyor. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, çalışanlar sadece geçim sıkıntısıyla değil, hak arama mücadelesinde karşılaştıkları engellerle de mücadele etmek zorunda kalıyor. Anayasa'mızın güvence altına aldığı sendikalaşma hakkı demokratik çalışma hayatının en temel taşlarından biridir ancak bugün geldiğimiz noktada birçok işçi sendikaya üye olduğu için baskı görmekte, işten çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya kalmakta veya çeşitli yollarla yıldırılmaktadır. Sendikalar ise özgürce faaliyet göstermek yerine çoğu zaman siyasi baskıların ve iktidarın gölgesinin altında hareket etmeye zorlanmaktadır, oysa sendikalar herhangi bir siyasi iktidarın değil, işçinin yanında durmak için vardır; bir sendikanın görevi iktidarı memnun etmek değil, emekçiyi korumaktır. İşçinin sesi olması gereken kurumların bağımsızlığını ve özgürlüğünü güvence altına almak devletin sorumluluğudur.

Değerli milletvekilleri, örgütlenme hakkı bir lütuf değildir, anayasal bir haktır ve demokrasinin ayrılmaz parçasıdır. İşçilerin bir araya gelerek haklarını savunabilmesi, çalışma koşullarını iyileştirilebilmesi ve insanca bir yaşam talep edebilmesi için örgütlenme özgürlüğünün önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Aynı şekilde, grev yapmak, gösteri düzenlemek ve hak aramak da demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarıdır. Ne yazık ki son yıllarda işçilerin en temel taleplerini dile getirmek için gerçekleştirdiği birçok eylem kimi zaman bir güvenlik sorunu gibi gösterilmiş, kimi zaman da devlete karşı bir hareket gibi sunulmuştur. Oysa, hak arayan işçi düşman değildir, grev yapan işçi Vandallık yapmamakta, anayasal hakkını kullanmaktadır. Demokratik bir devletin görevi bu hakkı bastırmak değil güvence altına almaktır. Devletin asli görevlerinden biri de emeği sermaye karşısında korumaktır, güçlü olanın değil, haklı olanın yanında durmaktır ancak bugün birçok işçi çalışma hayatında kendisini yalnız hissetmektedir. Bunun en acı sonucu ise iş cinayetlerinde karşımıza çıkmaktadır. Her yıl yüzlerce emekçi alınmayan tedbirler, denetlenmeyen iş yerleri ve ihmal edilen güvenlik önlemleri nedeniyle hayatını kaybetmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

CEMALETTİN KANİ TORUN (Devamla) - Evinden ekmek kazanmak için çıkan insanlar akşam evlerine dönememektedir. Bu ölümler ihmalin, denetimsizliğin ve sorumsuzluğun sonucudur. Güçlü Türkiye, emeğin sömürülmediği, işçinin korkmadan örgütlenebildiği, grev hakkını özgürce kullanabildiği, güvenli çalışma koşullarına sahip olduğu bir Türkiye'dir. Çünkü güçlü bir ekonomi, adaletli bir toplum ancak emeğin hak ettiği değeri görmesiyle mümkündür.

Bu vesileyle, tüm emekçilerimizin haklarının korunması, çalışma yaşamındaki sorunların çözülmesi ve işçi güvenliğinin tavizsiz şekilde sağlanması için alınacak çok fazla mesafe olduğunu heyetinizin dikkatine sunuyorum. Önergeyi desteklediğimizi bildiriyor ve sizleri saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar)