| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 102 |
| Tarih: | 16.06.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA SADULLAH KISACIK (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bugün 14 farklı kanunu içeren bir torba kanunu görüşüyoruz.
CAVİT ARI (Antalya) - Sayın Başkanım, AK PARTİ Grubunda 2 kişi var.
LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Siz kendi grubunuza bakın.
CAVİT ARI (Antalya) - Sayın Vekilim, konuşuyorsunuz ama kimse yok.
SADULLAH KISACIK (Devamla) - Maalesef.
BAŞKAN - Devam edin.
SADULLAH KISACIK (Devamla) - Her kanun teklifinde bahsediyoruz, bu torba kanun bu Meclisin yasama kalitesine yakışmıyor ama torba kanun kültürü maalesef devam ediyor.
Şimdi, bakıyorum, görüşmelerine başladığımız bu kanun teklifinde Emniyet Teşkilat Kanunu var, Orman Kanunu var, Gelir Vergisi Kanunu var, Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanun var, Vergi Usul Kanunu var, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kanunu var; Belediye Gelirleri Kanunu, Devlet İhale Kanunu, Karayolları Trafik Kanunu, KDV Kanunu, Polis Yükseköğretim Kanunu, Petrol Piyasası Kanunu. Bakın, biz bu kadar kanunu Plan ve Bütçe Komisyonu olarak tek başımıza görüştük arkadaşlar. Yani biz öyle bir Komisyonuz ki Plan ve Bütçe olarak, ormandan da anlarız, Emniyet Teşkilatından da anlarız, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından da anlarız, İçişleri Bakanlığından da anlarız, Emniyetten de anlarız. Ya, bir sürü ihtisas komisyonunu içeren burada kanun var, hiçbiri ihtisasa gitmeden hepsi Plan ve Bütçeye geldi ve bu Meclisin kültürü oldu maalesef. Komisyonlarda pişmeden, tartışılmadan, bu işin uzmanları tarafından konuşulmadan, Plan ve Bütçede apar topar, el kaldır el indirle bu kanunlar geçiyor maalesef değerli arkadaşlar. Bakın, bu, Türkiye Büyük Millet Meclisine yakışmıyor.
Şimdi, kanun teklifinin 1'inci ve 2'nci maddelerine baktığımız zaman, Emniyet Teşkilatımıza ait Emniyet Teşkilatının her amir rütbesinde bulunması gereken azami oranlar burada yeniden düzenleniyor ve artırılıyor fakat maalesef bu kanun teklifinde polislerimizin birikmiş sorunlarını çözecek maddeler yok. Yani asıl derde derman olacak, polislerimizin beklediği, Emniyet Teşkilatımızın beklediği kanunlar burada yok. Bakın, kahraman polislerimizin yıllardır çektiği birikmiş sorunlar var. Bir polis memuru on iki saatlik vardiyasının ardından eve gidemiyor, iki yüz kırk saat, iki yüz seksen saat, bazen üç yüz saati aşan mesai yapıyor, gece gündüz bayram tatil demeden çalışıyor, eşine "Ya, ben erken geleceğim." diyemiyor, çocuğuna "Bugün seninle oyun oynayacağım." diyemiyor. Polisin maaşı yetmiyor, bunun yanında, mesaisi de bitmiyor. Yorgunlukla, umutsuzlukla, ihmal edilmişlikle polisimiz mesleki tükenmişlik yaşıyor. 2025 yılında 90'ın üzerinde Emniyet mensubumuz maalesef intihar etti. 2026 yılının ilk aylarında neredeyse her dört günde 1 polisimiz maalesef yine canına kıydı. Bu vakalara "kişisel sorun" deyip geçiştirilemez, bu durum sürdürülemez. Buradan İçişleri Bakanlığı yetkililerine sesleniyorum, iktidara sesleniyorum: Bir an önce müstakil bir polis meslek kanununu getirin, bu olay partiler üstüdür, hep beraber polisimizi mutlu edecek, polisimizi huzurla çalıştıracak, millete hizmet edecek kanunu hep beraber buradan çıkartalım diyorum; buradan iktidara çağrıda bulunuyorum.
Yine kanun teklifinde Basın İlan Kurumu Kanunu'nda yapılan değişiklikle basın yayın ilkeleri kanun düzeyinde tanımlanıyor. Şimdi, arkadaşlar, bu ülkede basın mı kaldı Allah'ınızı severseniz yani basın mı kaldı ilkesine bakılacak? Bu ülkede basın can çekişiyor, basın can çekişiyor. Basının olmamasının şöyle bir zararı da var: Şu anda milletin çektiği mağduriyetten, milletin çektiği çileden maalesef bakanların da haberi yok; bakın, bu ülkenin bakanlarının da haberi yok. Bu ülke mağdurlar ülkesi hâline gelmiş, bakanların haberi yok. Şimdi şunu anlamıyorum değerli arkadaşlar: Bu ülkenin vatandaşları, dernekleri, sivil toplum kuruluşları derdini anlatacakları ilgili bakana ulaşamıyor. Örnek vereyim: Staj ve Çıraklık Mağdurları Derneği, Emeklilikte Adalet Derneği yöneticileri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanıyla görüşmek istiyor, sadece görüşecek, derdini anlatacak bir dosya verecek, görüşemiyor ya görüşemiyor. Bir madende çalışan işçiler aylardır maaşını alamamış, canları yanıyor, dertlerini Enerji Bakanına anlatmak istiyorlar, Enerji Bakanıyla görüşemiyorlar. Ta oradan, adamlar yayan geliyor Ankara'ya kadar, ya bir Bakanla görüşecek, Bakanla görüşemiyor. (CHP sıralarından alkışlar)
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Görüşse de işe yaramıyor.
SADULLAH KISACIK (Adana) - İşte bugün, özel sektör öğretmenleri, mülakat mağdurları, dertlerini Millî Eğitim Bakanına anlatmak istiyorlar, yani bırakın Bakanlığa gitmeyi, Bakanlığın sokağına giremiyorlar, burada gelmişler parkta eylem yapıyorlar. Bakın, değerli arkadaşlar, şimdi ben buradan AK PARTİ milletvekillerine sesleniyorum: AK PARTİ kurulurken "Biz bu partinin sadece tabelasını asıyoruz, bu partinin sahibi millettir." felsefesiyle kurulmadı mı, bu felsefeyle kurulmadı mı? Millet bakanlara ulaşamıyor, nasıl olacak? Yani millete hizmet düsturuyla kurulan bir partinin bakanlarına millet ulaşamıyor. Size bir şey söyleyeyim mi değerli arkadaşlar; bakın, maden işletmesinde işçiler sorun mu yaşadı, madenciler Ankara'ya yürümeyecek; Enerji Bakanı o madene gidecek "Arkadaşlar, hayırdır, derdiniz nedir?" diye gidip işçiye sahip çıkacak. Bakın, işçisine Enerji Bakanı gidip orada sahip çıkacak. Bir özel okulda asgari ücretle çalışan öğretmenler mi var. Öğretmenler ta Ankara'ya kadar gitmeyecek, Millî Eğitim Bakanı gidecek o okula "Hayırdır arkadaşlar, derdimiz nedir?" diyecek, öğretmenine sahip çıkacak. Emeklilikte hakkının yendiğini, haksızlığa uğradığını düşünen kesim mi var. Çalışma Bakanı ya davet edecek, ya arkadaşların derneklerine gidecek "Arkadaşlar, derdiniz nedir?" diyecek. bu çok mu zor ya, bu çok mu zor arkadaşlar? Ya, seçim zamanında küçücük beldelere bakanları ayağına gönderiyorsunuz milletin ama millet derdini anlatmak için geldiği zaman bakanlığın sokağına sokmuyorsunuz; bu olmaz, bakın, bu olmaz; bu, AK PARTİ'nin kuruluş felsefesine de yakışmıyor bakın. Bakanlar gitsin işine adamın ya; bakan gidecek öğretmeninin, işçisinin, memurunun, çiftçisinin derdini yerinde dinleyecek ya, dinleyecek; bakan onun niçin var, onun için var değerli arkadaşlar ama insanlar birbirleriyle burada eylem yapıyor, aylardır çile çekiyor.
Şimdi, bu kanun teklifinde yine başka bir madde, yerel yönetimlerin taşınmazlarının satışının kolaylaştırılması var. Yani şu 28'inci Dönemde kamu varlıklarının satışı için gelen buradaki kanun teklifinin sayısını ben unuttum. Hep satışı kolaylaştırmak için vergi istisnası getiriyoruz; bir gün bir bakıyoruz bir kararname, sağlık tesislerinin satışı; bir gün bir bakıyoruz bir kararname, özelleştirmenin kapsamı genişletilmiş; bir gün bir bakıyoruz bir kanun teklifi, özelleştirme kapsamındaki taşınmazların satışına vergi istisnası getirme. Hep böyle bir, satışı kolaylaştırma, "Aman satalım, bir an önce bunları elimizden çıkaralım. Satalım da nasıl satarsak satalım. Kamu tesislerini satışa çıkaralım, sağlık tesislerini satışa çıkaralım, özelleştirme kapsamını genişletelim, vergi istisnalarını artıralım." Hiç "Devlete, kamuya bir varlık alalım." yok. Ya, bu devlet hiç varlık almayacak mı? Hep "Satalım." Ya, "eski Türkiye" dediğiniz o Türkiye'de ne kadar mal alınmışsa, devletin kamu varlıkları varsa şimdi bu yeni Türkiye'de hepsini bir satma derdindeyiz. Ya, bu devlet hiç varlık almayacak mı?
Şimdi, belediyenin yeri var, arsası var. Şimdi, burada, diyoruz ki: "Ya, biz bunu kolay satamıyoruz. Ne yapalım? Taksit sayısını artıralım ki kolay satılsın." Ya, değerli arkadaşlar, bu, devletin malı, belediyeye bugün lazım olmaz yarın lazım olur, sağlık tesisleri de öyle. İşte, Karataş'ın tek hastanesi vardı yani Karataş'ın tek hastanesini bile satılığa çıkarttınız. Ya, kamuya biraz da alalım. İnanın, bakın, şu satılan yerleri inceleyin kararnamelerde, sattığınız yerlerin aynısını yerine koyamayacağınız tesisler, aynısını yerine koyamayacaksınız arsalar var, bir daha arasanız bulamayacağınız yerler var ama biz şu anda büyük bir hoyratlıkla maalesef bunları satan bir iktidar görüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
SADULLAH KISACIK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Başkanım.
Şimdi, burada diğer bir konu engelli bakım ve huzurevi için ormanlık alanların imara açılması veya kullanılması teklifi var. Tabii ki huzurevleri için, engelli bakım evleri için böyle huzurlu ortamların olması güzel ama Komisyonda da söyledim, bunun daha kolay yöntemleri de var. Hani, ekilen biçilen, bir şeyler yetiştirilen, bir ağaç dikilen, yaşlımızın bir ağaç dikip "Bak, bu benim ağacım." deyip sulayacağı ya da meyve sebzesini kendi yetiştireceği böyle tarımsal alan, tarımsal rehabilitasyon alanlarının da yapılması bence daha iyi olur. Burada sadece "orman" denilmesi tabii, akla bu sefer başka şeyler getiriyor çünkü bu ülkenin ormanları, sosyal tesisi, sportif tesisi vesaire anlamında çok kötü amaçlı kullanıldı, istismar edildi, aynısından korkuyoruz açıkçası yoksa buna karşı değiliz ama bu istisnaların dikkatle takip edilmesi lazım diyorum, Genel kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)