| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 102 |
| Tarih: | 16.06.2026 |
CHP GRUBU ADINA CAVİT ARI (Antalya) - Yaşar Bey'den de beklemiştim aslında.
Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Kanun teklifi içerisinde en çok tartışılan konuların başında ormanlık alanların daraltılmasıyla ilgili bir düzenleme var. Orman Kanunu'nun 17'nci maddesine göre, devlete ait ormana, engelli ve yaşlı bireylere yönelik bakım ve rehabilitasyon merkezinin yapılmasına imkân verilmekte.
Değerli arkadaşlar, bizler de engellilerimizi, yaşlılarımızı seviyoruz ve onların bakımlarının en iyi koşullarda yapılmasını istiyoruz. Ancak, bununla birlikte, orman alanlarının her geçen gün daraltıldığına tanıklık ediyoruz. Bir taraftan orman alanları daraltılmakta, bir taraftan tarım alanları yok edilmekte. Yani, engelli ve yaşlı bireyler için yapılacak olan tesislerin başka yerlere yapılması da mümkün ama siz ne hikmetse ormanlık alanları tercih etmektesiniz. Şimdi, her ne kadar bu tesisler kamu tarafından yapılacak olarak ifade edilse de bu tesisler yapıldıktan sonra hepimiz de tahmin ediyoruz ki özel işletmelere devredilecek ve uzun süreyle özel işletmeciler tarafından bu yerler işletilecek. Böylelikle, kanunun arkasından dolanmış olunacak ve ormanlık alanlar özel işletmelere devredilmiş olacak. Tekrar söylüyorum: Biz engelliler ve yaşlılar için en iyi tesislerin, bakımevlerinin yapılmasını destekliyoruz ve yaşlanan ülke nüfusunu da dikkate aldığımızda bu tip yerlere ihtiyaç olduğunu da ifade etmek isterim.
Değerli arkadaşlar, Antalya'da 2016 yılında EXPO 2016 olarak bir etkinlik düzenlenmiştir, dünya çapında bir etkinlik, EXPO 2016. O tarihte 1.121 dönüm birinci sınıf tarım alanı yok edildi. Maalesef, EXPO 2016 gibi çok önemli bir etkinliğin daha işin başında siyasallaştırılması nedeniyle kanun çıkarken, kanunla birlikte o zaman yine bu işin siyasallaştırılması nedeniyle, tabiri caizse, bir ölü doğum oldu ve amacına ulaşılmadan EXPO 2016 geldi ve geçti. Peki, ne oldu? 1.121 dönüm birinci sınıf tarım alanı yok edildi. Bütçenin yaklaşık yüzde 5'ine tekabül edecek şekilde 680 milyon dolar paranın oraya gömülmesi de ayrı bir konu. Şimdi, burada şunu sormak istiyorum: Bu alanda Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı olarak COP31 düzenlenecek bu yıl kasım ayı içerisinde. Ben öncelikle bu çok önemli etkinliğin başarılı geçmesini temenni ediyorum bir Antalya Milletvekili olarak, amacına uygun bir şekilde gerçekleşsin ve başta iklim değişikliği olmak üzere ülkemizi ve Antalya şehrimizi en iyi şekilde tanıtma imkânı bulabilelim. İnşallah, burada da olayı çok siyasallaştırmazsınız da bu etkinlik amacına ulaşır. Bununla birlikte, şimdi, EXPO 2016 alanı olarak herkesin bildiği alanın karşısında, hemen ana yolun karşısında yaklaşık 150 dönümlük bir alanın şu an üzeri örtülmüş, birinci sınıf tarım toprağı üzeri örtülmüş ve beton dökülmekte. Ben burada soruyorum: Bu alan neden bu şekilde tarım alanı olmaktan çıkarılmış ve bu alana beton dökülmekte? Birinci konu bu. Eğer, bu alan COP31'le ilgili yapılmakta ise bu etkinlik bittikten sonra eski hâline getirilecek mi yani tarım alanı hâline dönüştürülecek mi? Bunları buradan soruyorum Çevre ve Şehircilik Bakanına.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bu düzenleme içerisinde Maliye Bakanlığının yılbaşındaki yanlış uygulamasıyla 800 bin esnaf götürü usulden gerçek usule geçirilmişti. Bu süreç içerisinde yani gerçek usulde gelir vergisi mükelleflerinin araç sahipleri, taksi, dolmuş, minibüs ve servis araçlarına ait ticari plaka satılması hâlinde bu kanun teklifinin yani görüşülmekte olan kanun teklifinin çıkacağı tarihe kadar olan sürede plaka satımı var ise bunun vergiden bir muafiyeti söz konusu.
Şimdi, değerli arkadaşlar, biz esnafımızın yanındayız, her zaman esnafı savunuyoruz. O nedenle, emlakçıya, galericiye, kuyumcuya getirilen harçlar ve değişik yükümlülükler geldiğinde burada biz savunduk. Şimdi, burada 1 tane aracı olan bir esnafımız plakasını saltmışsa bunda bir sorun yok, hadi 2 tane saltmışsa yine sorun yok ama biliyoruz ki ülkemizde çok sayıda, belki bine yakın plakası olanların var olduğu bilinen bir gerçek. Çok sayıda bir satış yapıldıysa buradaki gelir kaybının hesabını kim verecek, bunun bir açıklaması olmalı ve bir sınırlaması olmalı.
Değerli arkadaşlar, Antalya'mızda Manavgat'ta yaşanan bir hastaneye hikâyesi var, size ondan bahsetmek istiyorum. Burada Genel Kurulda ve Plan ve Bütçe Komisyonunda 24 Kasım 2022 tarihinde bir konuşma yapmışım, bugün itibarıyla bin üç yüz gün önce, o tarihte demişim ki Manavgat'a 400 yataklı bir hastane sözü verilmişti. Her seçim günü geldiğinde iktidara bağlı yetkililer bakanı, milletvekili, il başkanı söz verdi Manavgat'a hastane yapılacak diye ve yine o dönemde, o güne göre altı yüz gün önce Sayın Cumhurbaşkanı geldi ve yine hastane yapılacağına dair söz verdi. O günden bugüne iki bin üç yüz gün, Sayın Cumhurbaşkanının açıklamasından bu tarafa da bin dokuz yüz gün geçti. Peki, bu arada ne oldu? O süreçte defalarca itiraz ettik ve ben bilhassa o günün Sağlık Bakanına "Sayın Bakan, seçtiğiniz hastane yeri yanlış, o alana Manavgat'ta adı üstünde 'göl tarlası' denir. Göl tarlasına bir hastanenin yapılması doğru değil ve burası sağlıklı bir hastane olmaz ve bu alanda yapmaya kalksanız, bakın, çok aşırı masraflar yapılmak zorunda kalınır." dedim. Peki, ne oldu? Israrla o hastane yapılmaya çalışıldı, temeller atıldı, o temelden çıkan sular bugün o hastanenin yapılmasını önledi. Peki, ben 2022'de ne demişim? "Buraya bu yanlış temeli atanlar hakkında ileride büyük zararlar çıkacağı için şimdiden şikâyetçi olduğumu ifade etmek istiyorum." demişim, hepsi tutanaklarda var. Gelinen noktada tekrar söylüyorum, maalesef haklı çıktık ve verilen sözlerden bugüne iki bin üç yüz gün, bin dokuz yüz gün gibi geçen sürelere rağmen Manavgat'ta hastane temel aşamasındadır, millî servetimiz yok olmuştur. Gerçekten de hem Manavgat'ın beklediği o hastane yapılamadı hem de millî servet gerçekten heba edildi. Buradan bu yanlış kararı alanları bir kez daha kınıyorum.
Son olarak, değerli arkadaşlar, geçtiğimiz günlerde yapılan bir kanun değişikliğinde esnafımızın, özellikle de birçok borçlu vatandaşımızın beklediği yapılandırmaya rağmen ne getirilmişti?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
CAVİT ARI (Devamla) - Kamu borçlarında borçlanma süresi yani taksit süresi Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 48'inci maddesinde otuz altı ay yazan ibare yetmiş iki aya çıkarılmıştı ve yine yapılandırmadaki 50 bin TL 1 milyon TL'ye çıkarılmıştı yani teminatsız yapılandırma. Şimdi, değerli arkadaşlar, o gün de söyledik, hep söylüyoruz, bizim başta esnafımız olmak üzere vatandaşımız taksitlerin süresinin uzatılmasını beklemiyor çünkü faizine yetişmesi mümkün değil, faizini ödemesi mümkün değil. Daha iki gün önce Cumhurbaşkanlığı tarafından rakam 10 milyara çıkarıldı ama buna rağmen ödenmesi mümkün değil. Acilen yapılandırma bekliyoruz.
Teşekkür ederim. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)