| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 103 |
| Tarih: | 17.06.2026 |
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 17 Haziran 2021 tarihinde sevgili arkadaşımız, yoldaşımız, kardeşimiz Deniz Poyraz HDP İzmir İl Başkanlığı binasında katledildi. Deniz'i katleden katil polis tarafından gözaltına alınırken o sahne bile meselenin ne olduğunu çok açık bir şekilde ortaya koyuyordu. Dolayısıyla, o katilin üç ay boyunca il binamızın orada keşif yapmasına rağmen ve her türlü aslında bu işi organize etmesine rağmen, ilişkilerinin bilinmesine rağmen bu katil yargılandı, ceza aldı fakat arkasındaki meseleler aydınlığa kavuşturulmadı. Bunun gibi binlerce cinayetten burada zaman zaman bahsettik. Deniz Poyraz'ın da katli böyle bir katliamdır ama maalesef arkasındaki karanlık güç, bu cinayete yol açan dinamikler ne bu meselede bir soruşturmaya uğradı ne de olay aydınlatıldı. Deniz Poyraz'ı bir kez daha sevgi ve minnetle anıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, temmuz ayı geliyor, temmuz ayı deyince önce kamu emekçileri ve emeklilerin enflasyon farkı üzerinden bir maaş zammı alması söz konusu oluyor. Şimdi, bu enflasyon farkının artık bir anlamı yok çünkü bir, TÜİK'in enflasyon rakamlarının herhangi bir fiyat artışını ya da enflasyonu yansıtmadığını çok iyi biliyoruz, siz de biliyorsunuz ki TÜİK Başkanını değiştirdiniz zaten ama yeni gelen de aynı yönteme devam ediyor. Diğer taraftan, sadece enflasyon farkını yansıtmak yetmez çünkü bu enflasyonun esas yükü yoksulların, emekçilerin sırtında, emekçilerin, yoksulların paketi farklı bir paket. Bunu nereden mi biliyoruz? Kira zamlarından. Nereden mi biliyoruz? Gıda zamlarından biliyoruz. Şimdi, bunları dikkate alan yerden bir düzenleme yapılması gerekirken âdeta TÜİK'in rakamları üzerinden bir enflasyon farkı gerçekleşiyor ve bunun sonuçları nasıl mı karşımıza çıkıyor? Şöyle: Enflasyon zammı yaptıkça ücretler, kamu emekçilerinin ücretleri, emeklilerin maaşları giderek yoksulluk sınırının altında, açlık sınırı altında kalmaya ve fark açılmaya devam ediyor. Demek ki bu zamların bir anlamı yok, demek ki farklı bir iyileştirme, farklı bir zam yapılmak zorunda. Bu yapılmadığı için bugün asgari ücret 28 bin lira, açlık sınırı 35 bin lira. 4 tane asgari ücret verseniz Türkiye'de yoksulluk sınırına yetişemiyor. Durum bu kadar vahim. Peki, bir tek neden bu mu? Başka bir nedeni daha var Sayın Başkan, değerli milletvekilleri: Türkiye en adaletsiz vergi sistemine sahip. Vergi dilimlerine baktığınızda, ücretliler üzerindeki vergi yükünün ne kadar yüksek olduğunu görüyorsunuz. Bakın, ocakta zam alan bir kamu emekçisi temmuza geldiğinde enflasyon farkı olarak maaşına aldığı zamla vergiden dolayı kaybettiği farkı kapatamıyor. Yani ocak maaşının enflasyona rağmen gerisinde kalmaya devam ediyor. Şimdi, bu vergi sisteminin de bir an önce düzeltilmesi gerekiyor. Peki, bunların temel nedeni ne? Bunların temel nedenini anlamak için bütçeye bakmak lazım. Bütçe rakamlarını aslında alıp incelediğinizde neden böyle bir şeyin içinde olduğumuzu bize çok net açıklıyor. Bütçe aynı zamanda iktidarın bir tercih metnidir, siyasi metindir. Tercihini nereden mi anlıyoruz? Şuradan anlıyoruz: İlk beş aylık bütçe gerçekleştirmelerine bakalım. 7 trilyon 334 milyar lira harcama yapmış, 6 trilyon 277 milyar gelir elde etmiş. Bu gelirin büyük bir kısmı da emekçilerin vergileridir. Dolayısıyla KDV olarak öder emekçiler, gelir vergisi olarak öder, ücretleri üzerinden stopajla öder ve bu vergilerin toplanmasına rağmen bütçe açığı kapatılamamış. Neden? Çünkü 1 trilyon 263 milyar lira faize para ödenmiş; işte, bu sizin tercihiniz yani kaynağı faiz olarak siz sermayeye aktarırken emekçinin hakkını bu şekilde gasbetmeye devam ediyorsunuz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, bunlar gerçekleşirken bir anda karşımıza tavukçuluk sektörüyle ilgili bir operasyon çıkıyor. Bunun adı nedir biliyor musunuz? "Cambaza bak." Yani burada bu kaynakları faize aktarırken diğer şirketlere fonları peşkeş çekerken bir anda 13 tane tavuk şirketine kayyum atanıyor. Şimdi, bu cambaza bak hikâyesinin arkasında nelerin döndüğünü anlamak için Türkiye'deki...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - ... bin firmaya bakın, en büyük bin firmaya. En büyük bin firmanın kârlarındaki artış hızına bakın. Hele hele bunların içindeki bankalara bakın, devasa kârlar. Aslında devasa bir soygun var ama biz tavuk şirketlerine bakıyoruz. Ha, onlara da bakalım, tabii, onlar da tekelleşme gibi bir şeye meyletmesinler ama diğer tarafa baktığınızda inanılmaz bir soygun düzeni var, talan düzeni var, bunları vergilendirmek, buna engel olmak yerine âdeta bunları teşvik eden bir anlayış var. Mesela, bununla ilgili size bir örnek söyleyeyim: "BİM" denen bir şirket var biliyorsunuz, kârları raflardan taşmış artık, o kadar taşımış ki bu şirket banka kuruyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Evet, bir alışveriş şirketi yani market zinciri öyle bir rant yaratmış ki banka kuruyor. Peki, bu bankayı nasıl kuruyor? Bu bankayı kurmasının yolu işte, aşırı kârlar, haksız kazançlar. Nasıl mı yapıyor? Bir, emeği sömürerek. İşte, BİM çalışanların hali ortada, yakınmalarını çok iyi biliyoruz. İki, aslında fiyatlar yani her şeyi o kadar yüksek fiyatla halka satıyorsunuz ki ve bunları denetlemediğiniz için de vallahi bu market zincirleri artık banka kuracak aşamaya gelmiş durumdalar.
E, maden şirketleri... İşte, madenciler Ankara'ya geldiler, direndiler, direnmeye devam ediyorlar. Madenciler direndikçe, gözaltına alınıyorlar, onlara saldırıyorsunuz, haklarını almak istiyorlar ama maden şirketlerine dair bir denetiminiz söz konusu değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Diğer taraftan, yine "şirket" deyince, "maden şirketi" deyince Danıştay 6. Dairesi 10 Ocakta bir karar verdi, Akbelen'de acil kamulaştırma, bir acelecilik hâlinin olmadığına dair bir karar verdi, durdurdu yani şirket ağaçları kesmeye devam ediyor. Şirket ne diyor biliyor musunuz? "Bu karar bizi bağlamaz." Ne bağlar seni? Bu karar seni bağlamıyorsa, Danıştayın kararı seni bağlamıyorsa ne bağlar? Dolayısıyla, biz cambaza baktığımız sürece bu şirketler kârlarına kâr katıyor, bu soygun düzeni devam ediyor ve biz de burada hâlâ enflasyon farkı yüzde 13 mü, 13,5 mu, bunun peşindeyiz. Bir an önce adaletli bir vergi sistemi ve adaletli bir ücret politikasına ihtiyacımız var.
Ben burada keseceğim, konuşamıyorum.
Çok teşekkür ederim.