GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:103
Tarih:17.06.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu ceza infaz kurumlarındaki kötü muamele kapsamındaki önergeyle ilgili İYİ Parti adına söz almış bulunuyorum.

Maalesef Türkiye'de kötü muamele ve eziyet ceza infaz kurumlarından önce gözaltı süreçlerinden itibaren başlıyor; zira, daha çok yakın bir zamanda Meclisin hemen yakınında 78 yaşındaki bir anneye, atanamayan öğretmen kızının hakkını arayan bir anneye yapılan çok ağır darp girişimlerini de gördük. Devletin şefkatli yüzü, devletin şefkatli eli burada öne çıkmalı arkadaşlar, gözükmeli; zira, bir annenin evladıyla ilgili hak arayışı en kutsal hak arayışıdır. Evladının davası, evladının mücadelesi ne olursa olsun bir annenin mücadelesine -bu, Cumartesi Anneleri olsa da; bu, öğretmen kızının hakkını arayan anne olsa da- devlet hiçbir konuda göstermediği anlayışı, o merhametli yüzü burada, işte, o annelere göstermek zorundadır.

Şimdi, emekçiler zaten bu sıkıntıları yaşıyorlar, hakkını arayan maden işçileri gene darp ediliyorlar. Bunlar kabul edilebilecek olaylar değil. 19 Martta Saraçhane'de demokratik hakkını kullanan gençler, bunlar da ciddi eziyetle karşılaştılar. Bakın, bu işkenceler, bu baskılar öyle bir hâle geldi ki gözaltı süreçlerinden sonra ben bu çocukların bir kısmını cezaevinde ziyaret ettim, sonrasında takip ettim, üniversitelerindeki yurtlarından atıldı bu çocuklar, niye biliyor musunuz? 19-31 Martta çıkıp protesto haklarını kullandıkları için. Takip ettik ve bu çocukları tekrar o öğrenci yurtlarına aldıramadık. Bu hak mıdır ya! Kabul edilebilir bir olay mıdır bu? Bakın, Fatoş Pınar Türker, bu kürsüde çıplak aramayla ilgili birçok iddia gündeme getirildi ama ilk defa bir kadın, bir anne kendisine yapılanları söylediği zaman bütün Türkiye ayağa kalktı çünkü hepimizin canı yandı çünkü hepimizin eşi, anası, kızı var ve bu muamele sizin iktidarınız döneminde yapıldı. Ve savcı çocuğuyla tehdit ediyor ya, çocuğunu, geleceğini tehdit ediyor, diyor ki: "Artık Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu çocuğuna bakar." diyor.

Başka bir örnek: Adaşım Buğra Gökçe. 2-3 kere Silivri'de ziyaret ettim, nikâh fotoğrafını vermediler ya. Cezaevindeyken evlendi, bir avuç mutluluk istedi, dedi ki: "Nikâh fotoğrafımı verin." Nikâh fotoğrafını çok gördüler. Gözaltına alındı, kendisi gitti, teslim oldu, kendisi gitti Emniyete. Sonra dediler ki: "Fotoğrafını çekmemiz lazım." Dışarı çıkardılar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - "Şöyle yürürken bir boydan fotoğrafını alalım." dediler, yetmedi, ertesi gün dediler ki "Yahu, yataydan almamız lazım." Sonra, bakın, çok alçakçadır bu, o fotoğrafları yandaş medyaya servis edip şu manşeti attırdılar: "İBB sanığı Buğra Gökce, kaçak Buğra Gökce tutuklandı." Hâlbuki Buğra Gökce kendisi gidip Emniyete kendisi "Beni arıyormuşsunuz." diye teslim olmuştu. Ya, bu, adalet midir ya? Bu, adalet midir; bu, hak mıdır; bu, hukuk mudur? Kabul edilebilir bir şey değil. Hani "Adalet yerini bulsun yeter ki kıyamet kopsun." diyecek duruma getirdiniz hepimizi.

Maraş'ta hayatını kaybetmiş Yusuf Tarık evladımızın cenazesine Bakanlar gitmeliydi çünkü babası altı yıl cezaevinde kalmış. Okuldaki, TED okulundaki Murat Kapki'nin çocuğuna kayıt aldırmamak...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) -

Bakın, hukuksuzluğunuz artık toplumda birtakım kesimlere cüret vermeye başladı. Size sadece Maide bir suresinin ayetini hatırlatıyorum: Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sevk etmesin arkadaşlar.

Teşekkür ediyorum.

(İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)