| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 103 |
| Tarih: | 17.06.2026 |
YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Değerli milletvekilleri, teklifin 5'inci maddesiyle taksiyle yolcu taşımacılığı yapan mükelleflerin hasılat esaslı kazanç tespiti usulünden yararlanabilmesi düzenlenmektedir. İlk bakışta bu düzenleme taksici esnafının basit usulden gerçek usule geçişte yaşayacağı sorunlara bir çözüm gibi sunulmaktadır. Ancak meseleye yakından baktığımızda, bunun kalıcı bir çözüm değil de geçici bir yama olduğunu görmekteyiz. Çünkü gerçek usulde vergilendirme ancak güçlü bir gelir tespit sistemiyle, sağlıklı bir denetim altyapısıyla ve adil bir gider mekanizmasıyla anlam kazanır. Siz esnafın gerçek gelirini, giderini, amortismanını, yakıtını, bakım masrafını, sigortasını, hatta mecbur bıraktığınız muhasebe ücretini dikkate almadan sadece hasılat üzerinden bir sistem kurarsanız buna "vergi adaleti" diyemezsiniz. Hasılat başka şeydir, kazanç başka şeydir; ciro başka şeydir, gelir başka şeydir; esnafın cebine kalan parayla gün sonunda yazar kasada görünen tutar aynı şey değildir; bu düzenlemede en temel problem de budur. Devlet esnafın gerçek kazancını tespit etmek yerine kolay olanı seçmektedir; geliri ve gideri birlikte değerlendirmek yerine, hasılatın belli bir oranını kazanç kabul etmektedir. Bu yaklaşım vergi sistemini sadeleştirmekten çok keyfîleştirmektedir; adalet üretmekten çok yeni mağduriyetlere kapı açmaktadır.
Değerli milletvekilleri, diğer kanun tekliflerinde olduğu gibi bu teklifte de temel sorun iktidarın vergi adaletini sağlamak yerine günü kurtaran formüller üretmesidir. Bir tarafta ücretli çalışan yüksek vergi dilimleri altında ezilmektedir, bir tarafta emekli açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edilmektedir. Bir tarafta esnaf kira, stopaj, yakıt, sigorta ve finansman yükü altında nefes alamamaktadır ancak iktidar köklü bir vergi reformu yapmak yerine parçalı, geçici ve adaletsiz düzenlemelerle tabloyu idare etmeye çalışmaktadır. Daha da önemlisi, 5'inci maddeyi 6'ncı maddeyle birlikte düşündüğümüzde daha büyük bir adaletsizlik ortaya çıkmaktadır. Ticari plaka devirlerinde gelir vergisi istisnası getirilmektedir, bunun KDV ayağı da teklifin devamında düzenlenmektedir. Burada gerçekten emeğiyle direksiyon sallayan esnaf mı korunmaktadır, yoksa birden fazla plakayı yatırım aracı olarak elinde tutan plaka baronlarını mı korumaktadır; asıl soru budur. Biz elbette küçük esnafın mağdur edilmesini istemiyoruz; gerçekten direksiyon başında çalışan, evine ekmek götürmeye çalışan taksici esnafımızın yanında duruyoruz. Eğer amaç esnafı korumaksa düzenleme buna göre sınırlandırılmalıdır. Bir adet ticari plakayla hayatını sürdüren esnaf ile plaka baronları aynı kefeye konulmamalıdır, bu uygulama yanlıştır. Vergi sistemi güçlüden yana değil adaletten yana kurulmalıdır. Rantı koruyan, emeği ezen bir vergi düzeni sürdürülemez. Küçük esnafa gerçek usul baskısı yapıp büyük rant alanlarına istisna tanıyan bir anlayış sosyal devletle bağdaşmaz. Bu teklif mevcut hâliyle vergi adaletini güçlendirmemekte, aksine, sistemdeki çarpıklıkları büyütmektedir. Buradan iktidara çağrımız açıktır: Taksici esnafının sorunu geçici istisnalarla değil adil ve sürdürülebilir bir vergi sistemiyle çözülmelidir. Geliri de gideri de dikkate alan gerçekçi bir model kurulmalıdır. Küçük esnafın vergide adaleti sağlanmalıdır çünkü adaletin olmadığı yerde vergi yük olur, adaletin olmadığı yerde kanun güven vermez. Adaletin olmadığı yerde devlet vatandaşın yanında değil karşısında görünür. Buna müsaade edilmemesi gerektiğini söylüyor, taksici esnafımızı ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)