| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 104 |
| Tarih: | 18.06.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Çeyrek asır önce, tam yirmi beş yıl önce AK PARTİ yola çıkarken milletin karşısına bir Avrupa Birliği vizyonu koydu. O yılları hatırlayanlar, o vizyonu bilenler, tanık olanlar şüphesiz aramızda var. Parti programına konuldu, partinin seçim beyannamesine konuldu, o dönemde Sayın Erdoğan birçok konuşmasında Avrupa Birliği vizyonundan söz etti. "Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği temel dış politika hedefimizdir." denildi, "AB üyeliği Türkiye'nin çağdaşlaşma sürecinin doğal sonucudur." denildi, yanı sıra "AB'yle bütünleşeceğiz, Kopenhag siyasi kriterlerini eksiksiz bir şekilde uygulayacağız." denildi ve "Kopenhag kriterlerini Ankara kriterleri yapacağız." denildi. Sonra 17 Aralık 2004'te Brüksel Zirvesi yapıldı ve Türkiye'nin tam üyelik müzakerelerinin 3 Ekim 2005'te başlayacağı açıkça ilan edildi. Aman Allah'ım, o dönemde Türkiye'de bir bayram havası, inanılmaz bir mutluluk; Ankara'ya dönen heyet havai fişeklerle karşılandı, "Muhteşem bir başarı." denildi, gazete manşetleri o dönemde "Başardık." diyerek Türkiye'de bu sözde Pirus zaferi ilan ediliyordu. Yine "Avrupa ihtilali" deniliyordu yani "Avrupa'yı fethettik." falan deniliyordu o dönemde. Biz eleştirdik, yanlışlıklarını o dönemde de vurguladık. O dönemde bu imza bir papanın önünde atılmıştı ve bu imza atıldığında çok büyük bir başarı olduğu ifade edilmişti. O yıllarda eleştirenler de vardı, bunlardan birisi Milliyetçi Hareket Partisinin Sayın Genel Başkanı Devlet Bahçeli. "Türkiye bir uçurumun eşiğine sürüklenmiştir." dedi Sayın Bahçeli. "Avrupa Birliği ekseninde yaşanan son gelişmeler ve tezgâhlanan oyunlar Türkiye'nin ve Türk milletinin geleceğini doğrudan hedef alan çok vahim boyutlar kazanmıştır." dedi. O dönemin şartlarında çok yerinde, çok doğru bir değerlendirme ve eleştiriydi. Aradan yıllar geçti, Avrupa Birliği dedi ki: "Yapamıyorsunuz bu işi, müzakereleri durdurduk." ve nihayetinde, geçtiğimiz günlerde Parlamentoda oylanan bir raporla, aslında sürecin bir anlamda bittiğinin ilanı yapıldı.
Şimdi, bakıyoruz, yola çıkarken "Avrupa Birliği bizim vazgeçilmez hedefimizdir." diyenler "Kopenhag Kriterleri Ankara Kriterleri olacaktır." diyenler çok ağır ifadelerle şu anda Avrupa Birliğini eleştiriyor. Açıkçası, bu genel görüşmenin yapılması lazım yani siz gerçekten Avrupa Birliğini bir hedef olarak belirliyor musunuz, devam ediyor musunuz, yoksa "Biz yüzümüzü Avrupa'dan çevirdik; Orta Doğu'ya çevirdik, Çin'e çevirdik, başka bir yere çevirdik. Amerika'yla iş tuttuk, bu bize yeter." mi diyorsunuz? Açıkçası bunu bilmek Parlamentonun, bütün milletvekillerinin ve aziz Türk milletinin hakkıdır. Eleştiriyorsunuz şimdi, hiç durmadan eleştiriyorsunuz; e, hani, en büyük hedefinizdi. Ne oldu da bugün gelinen noktada eleştiriyorsunuz? Eğer bu kadar sert eleştiriyorsanız "Vazgeçtik, bizim Avrupa'yla bir ilişkimiz yok." deyin.
Tabii, son rapor çok ağır ifadeler içeriyor, bunların bir kısmında haklılık payı olabilir, bir kısmı bizim de kabul edemeyeceğimiz ağır eleştiriler de olabilir ama bütün bunlara baktığımızda, iktidar partisinin tek tek bu eleştirilere cevap vermesi, neden kabul edip neden kabul etmediğini açıklaması, eğer Avrupa Birliği vizyonundan yüz çevirdilerse bunu kamuoyuna açıklaması gerekiyor. Eleştirilerden bir tanesi "Vize serbestisi olmadı çünkü bununla ilgili adımlar atmadınız." diyor. E, hani, vizesiz Avrupa'ydı, koşa koşa Avrupa kapılarına dayanıyorduk; müjdeler vermiştiniz bize(!) Avrupa Birliği "Unutun bu işi, 6 tane maddeyi yapmadınız, artık vize serbestisi falan yok. Devlet eliyle verilen pasaportlarda suistimaller var, kötüye kullanılıyor." diyor; yeşil pasaport, gri pasaport. Yanı sıra, yargı bağımsızlığında sorunlardan bahsediliyor. Kıbrıs'la ilgili çok önemli değerlendirmeler var, bizim de katılmadığımız çok net ifadeler var. Yanı sıra "Gümrük Birliği de artık güncellenmeyecek." diyerek çok sert eleştiriler yöneltmiş. Tabii, iktidarın bugün buna net cevap verebilmesi lazım ve bu vizyonun ne olduğunu açıklaması lazım.
Bu esnada önemli bir gelişme oldu Avrupa Birliği cephesinde; Avrupa Birliği Parlamentosu çok ağır bir göçmen yasasını onayladı geçtiğimiz günlerde.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Bitireceğim Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Bu göçmen yasasına göre, Avrupa'da ilticası kabul edilmeyen kişiler iki yıl, iki buçuk yıl, hatta ömür boyu hapse atılabilecekler, gözaltında tutulabilecekler ve Avrupa Birliği ve geldiği ülkeden bağımsız üçüncü bir ülkeye geri iade edilebilecekler. Niye bugün bu uyarıyı yapıyorum? Avrupa Birliğiyle Geri Kabul Anlaşması imzaladığımız için şu anda Avrupa Birliği bu geçirdikleri yasayla Avrupa'dan gönderecekleri belki de 100 binlerce mülteci için bir alan arıyor ve bu alan için de kendilerince en uygun yer Türkiye. Açıkçası, buradan, Meclis çatısı altından bu uyarıyı yapıyoruz: Bir an önce Geri Kabul Anlaşması'ndan vazgeçin diyoruz. Zaten burunla ilgili verilmiş bir kanun teklifimiz var, hâlâ işleme almadınız. Bu Geri Kabul Anlaşması'nın muhakkak ve muhakkak geri dönmesi lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Yanı sıra, yine aynı tarihlerde Sayın Bahçeli'nin çok net bir ifadesi var "Geri Kabul Anlaşması'ndan çıkılması gerekir." diye; bu da çok yerinde ve doğru bir ifadeydi aslında. Bu bakımdan, Türkiye'nin bu gelişmeleri çok dikkatli takip edip ön alması gerekir ve Avrupa Birliği vizyonuyla ilgili ne yapacağını kamuoyuna net bir ifadeyle açıklaması gerekir diyorum.
Hepinize teşekkür ediyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)