| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 104 |
| Tarih: | 18.06.2026 |
YÜKSEL ARSLAN (Ankara) - Değerli milletvekilleri, görüşülmekte olan kanun teklifinin 8'inci maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Basın özgürlüğü milletin haber alma hakkıdır, demokrasinin güvencesidir, devletin sigortasıdır çünkü vatandaşın gerçekleri öğrenmediği yerde demokrasi de sağlıklı işlemez, hukuk devleti de yaşayamaz. Eğer bu ülkede gazeteciler korkuyorsa, haber siteleri baskı altındaysa, gazeteler ekonomik yaptırımlarla hizaya getirilmeye çalışılıyorsa orada yalnızca basın değil demokrasi de zarar görüyor demektir. Bugün önümüzde duran düzenleme tam da bu nedenle önemlidir.
Teklifin 7'inci ve 8'inci maddeleriyle "basın ahlak esasları" yerine "basın yayın ilkeleri" kavramı getiriliyor ve bu ilkelere aykırılık gerekçesiyle gazete, dergi ve internet haber sitelerine bir günden altmış güne kadar resmî ilan ve reklam kesme cezası verilebiliyor.
Sormak istiyorum: Bir gazetenin gelirini keserseniz, bir internet haber sitesini aylarca resmî ilandan mahrum bırakırsanız o yayın organının kapatmadan susturmuş olmaz mısınız? Diğer yandan, basın kuruluşları için resmî ilanlar sadece bir gelir kaynağı değil aynı zamanda ayakta kalabilmelerinin temel şartlarından biridir. Bu nedenle ilan kesme cezası basit bir idari yaptırım değil doğrudan ekonomik baskı aracıdır.
Değerli milletvekilleri, Basın İlan Kurumu bugün gerçekten bütün basının kurumu mudur, yoksa iktidara yakın olanlarla olmayanlar arasında ayrım yapan bir mekanizmaya mı dönüşmüştür? Çünkü kamuoyuna yansıyan veriler ve kurumun uygulamaları bu konuda ciddi tartışmaları beraberinde getirmektedir. Milyonlarca liralık resmî ilan dağıtılırken hangi ölçütlerin esas alındığı kamuoyu tarafından da bilinmiyor. Bu konuda yöneltilen sorulara ise çoğu zaman "ticari sır" denilerek cevap verilmiyor. Oysa dağıtılan para bu milletin vergileriyle oluşan kamu kaynaklarıdır. Kamu kaynağının dağıtımında sır olmaz, şeffaflık olur, hesap verilebilirlik olur.
Anayasa Mahkemesi daha geçen yıl Basın İlan Kurumunun ilan kesme yetkisine ilişkin düzenlemeyi iptal etti çünkü keyfî uygulamalara kapı açıldığını ve basın özgürlüğünün zarar gördüğünü tespit etti. Anayasa Mahkemesinin ortaya koyduğu bu tablo ortadayken siz neden yine aynı anlayışta ısrar ediyorsunuz?
Değerli milletvekilleri, basın özgürlüğünden söz açılmışken sosyal medya platformlarından da kısaca bahsetmek istiyorum: Günümüzde haber alma ve düşünceyi ifade etme hakkı artık yalnızca gazete sayfalarında ya da televizyon ekranlarında kullanılmıyor, milyonlarca vatandaş da düşüncelerini sosyal medya platformlarında paylaşarak kamuoyuna ulaşmak istiyor. Bu nedenle sosyal medya da basın ve ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası hâline gelmiştir ancak günümüzde sosyal medya üzerinden iktidarı eleştiren bir paylaşım yapıldığında soruşturma hızla açılıyor, trol hesaplara erişim engeli getiriliyor, insanlar gözaltına alınıyor ama muhalefete hakaret eden, iftira atan, küfür eden hesaplar söz konusu olduğunda aynı hassasiyeti göremiyoruz, mavi tık olmasına rağmen savcılar diyor ki: "Bulamadık, yok böyle birisi." ama iktidara "Kaşın eğri, gözün eğri." dediğiniz zaman hemen tutuklama geliyor.
Dinin yarısı vicdandır, arkadaşlar, partinizin adı "adalet", hadi kalkınmanıza bir şey demeyelim de adaletinize sokaktakiler "Adaletinizi seveyim." diyor. Kahvelerde, sokaklarda, halkın arasında böyle bir söylem oluşmuş; farkındasınız, değilsiniz bilmiyoruz ama gerçekten adalet konusunda lütfen kendinizi biraz sorgulayın.
Hukuk herkese eşit uygulanmayacaksa özgürlükten de, adaletten de söz edilemez. Bir elden sansür, diğer elden demokrasi nutuğu taşınamaz. Eğer bir düzenleme yapılacaksa iktidarı eleştirene de, muhalefeti eleştirene de, hakaret edene de, iftira atana da aynı şekilde uygulanmalıdır çünkü adalet taraf tutarsa millet devlete olan güvenini kaybeder. Bugün toplumda -yaşanan bu devletimize güveniyoruz ama- adalet konusunda hâlâ şüpheler iyice artmıştır.
"Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlığı ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı yayın yapılamaz." Peki, sonradan ne oldu? AK PARTİ bu hükmü geri çekti.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
YÜKSEL ARSLAN (Devamla) - Türkiye Cumhuriyeti devletinin varlığını koruyan bu hükümden kim rahatsız oluyor ki? Daha önemlisi, Atatürk ilke ve inkılapları sizi neden bu kadar çok rahatsız ediyor? Bu soruların cevabını Türk milleti adına da bekliyoruz. "Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve inkılaplarına bağlılığı" ifadesini tekliften çıkarıyorsunuz, sonra da çıkıp cumhuriyet değerlerinden bahsediyorsunuz. Cumhuriyetin kime ne zararı olmuş? Hepimiz cumhuriyet sayesinde bu sıralarda oturuyoruz. Bu millet sözlere değil, icraatlara bakar. Atatürk konusunda biraz geri vites atın, her konuda attınız.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)