| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 104 |
| Tarih: | 18.06.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Suudi Arabistan'la yapılan bu anlaşma çok açık bir kapitülasyondur ve bu kapitülasyon anlaşmasının onaylanması için Meclise getirilmesi, kapalı kapılar ardında kotarılmış bu projenin Meclis onayına sunulması ayrı bir skandaldır; bunu kabul etmiyoruz.
Bu anlaşma neler içeriyor? Bakın, Sivas ve Karaman'da güneş enerjisi santralleri kurulacakmış; bin artı bin megavatlık bir projeymiş, ilerleyen dönemde 5 bin megavata ulaşacak, güneş ve rüzgâr enerjisi projeleri de geliştirilecekmiş Suudlar tarafından. Alım garantisi var; ya al ya öde, mecbur alacaksın, otuz sene, fiyatlar belli, euro üzerinden belirlenmiş fiyatlar var, mecbur alacaksınız başka şansınız yok ve euro bazında ödeyeceksiniz. Ya, Allah aşkına bu proje nerede, Avrupa'da mı? Türkiye'de. Niye euro bazında pazarlık yapıyorsunuz? Niye euro bazında otuz yıl sözleşme yapıyorsunuz? İhtiyacınız mı var buna? Otuz yıl sürecek bir anlaşma. Proje için çalışacak olan şirkete "Yatırım teşvik belgesi bile almana gerek yok." diyoruz. Kurumlar vergisi teşviki veriliyor, yanı sıra, getirilecek olan ekipmanların, makinelerin, yedek parçaların, sarf malzemelerinin ithalat, ihracat ve yeniden ihracatıyla ilgili her türlü imkân ve imtiyazı veriyoruz kendilerine. ÖTV yok, KDV yok, ithalata dair birçok vergi, harç, fon tamamen muaf "Gel ne istersen yap." diyoruz adamlara. Yine yurt içinden alacak olurlarsa -ki düşük bir ihtimal- bunun için de KDV muafiyeti veriyoruz. On yıl boyunca devam edecek bu alım imtiyazı.
Gelelim arazilere. "Gel, ne olursun yine gel, arazi veriyoruz sana." diyoruz Araplara. İmar ve izin sorumluluğu, "Hiç sen uğraşma, biz sana veririz." diyoruz şirkete, her türlü imar, izin vesaire bizim tarafımızdan verilecek yani EÜAŞ yapacak bütün bunları. Devlet arazileri zaten harcıâlem, rahatlıkla veriyoruz; özel mülkiyetteki arazileri de yine biz kamulaştıracağız Araplar için. Mera vasfında değişiklik gerekiyorsa onu da biz yapacağız. Hayvancılık batsın, önemli değil, Araplara mera vasfını değiştirip verebiliriz. Orman izinleri... Doymadınız ormanları talan etmeye, doymadınız yabancı şirketleri zengin ederken bu coğrafyayı tahrip etmeye. Orman arazilerini de veriyoruz "Yeter ki sen beğen, yer beğen." diyoruz Araplara. Suudlar bu arada "Ben Türk işçi istemiyorum, Arabistan'dan işçi getireceğim." derse "Hoş geldin, sefa geldin." diyoruz sanki Türkiye'de çalışacak mühendis yok, sanki Türk işçisi yok; istediği kadar Arap işçi veya dünyanın herhangi bir yerinden işçi getirecekler, her türlü izinler ve yetkiler tarafımızdan verilecek "Ne istiyorsan veriyoruz." diyorlar.
Peki, anlaşmazlık çıkarsa ne olacak? Olur da bir niza çıktı aramızda, Araplarla anlaşamadık, ne yapacağız? Arap diyor ki: "Ben senin mahkemeni tanımam, ben senin cumhuriyet mahkemelerini, Türk mahkemelerini tanımam." "Kimi tanırsın?" "Ya şeriat mahkemelerini tanırım veyahut da Londra'daki mahkemeleri tanırım." Ya, Allah aşkına, bugün konuştuk, bıkmadınız mı, doymadınız mı Londra'daki tahkim mahkemelerine boyun bükmeye? Bu ülkedeki hastanelerin, otoyolların, köprülerin kredilerini getiren kredi kuruluşlarına tahkim mahkemelerine yetki veriyorsunuz ve yarın, şartlar tartışmalı hâle gelince dosyayı kapacak Araplar doğru Londra'nın yolunu tutacaklar, orada görüşülecek. Ya ne işiniz var sizin orada? Sen bu ülkenin adalet mekanizmasına güvenmiyor musun? "Adalet mülkün temelidir." demiyor musunuz? Niye götürüp Araplara Londra mahkemesini tahkim mahkemesi olarak veriyorsunuz?
Açıkçası, değerli arkadaşlar, bu bir yatırım teşviki falan değil. Bunun arkasında ne olduğunu zaman bize gösterecek. Bir süre sonra hem kamuoyu, aziz Türk milleti hem de bu Parlamento öğrenecek. Acaba bunun arkasında bizim bugün öngörmediğimiz ve bilmediğimiz swap anlaşmaları mı var, yoksa başka para akışları mı olacak? Bizim bugün bilemediğimiz, kapalı kapılar ardında yapılmış anlaşmalar veya sözleşmeler mi var? Peki, bir süre sonra, bu şirketin belli bir kısmını başkaları alırsa ne olur; bu imtiyazdan başkaları istifade ederse ne olur? Açık değil.
Açıkçası, 2 milyar dolarlık bahse konu anlaşma için Türkiye'nin Araplara kapitülasyon vermesini ve bu kapitülasyonlar için Gazi Meclisi aracı kılmasını kabul etmiyoruz. Bu, doğru bir yaklaşım değil. Bakın, daha önceden Rosatom'un Akkuyu'da yaptığı projeye de itiraz etmiştik, ona benzer bir çalışma bu. Mısırlılar Rosatom'la anlaştılar, dediler ki: "Bana kredini getir, Mısır'a nükleer enerji santralini kur. Bu santral benim olur. Ben, bu santralden istediğim kadar enerji üretir, kendi halkıma istediğim fiyattan satarım, sana da kredini belli ölçüde yıllara sari öderim." Biz ne yaptık? "Gel, kur kardeşim, istediğin fiyattan biz sana teminat veriyoruz ve istediğin kadar burayı çalıştır." Ya Allah aşkına, bu ülke müstemleke bir ülke hâline mi geldi? Peki, niye bu kadar büyük imtiyazı, desteği ve kapitülasyonları bizim yerli sanayicimize, yerli iş adamlarımıza vermiyorsunuz? Bu sorunun cevabını bekliyorum ben. Yani, yıllardır iktidardasınız, bu ülkede bu yatırımı yapabilecek kapasitede bir yerli yatırımcı yok mu? Bu kapasitede bizim iş adamımız yok mu? Niye bizim yerli üreticimize bunu vermiyorsunuz da götürüp Araplara veriyorsunuz? Sonra da "İstediğini al, arazi veriyorum, istediğin şekilde sana imkânlar tanıyorum, ormanları veriyorum, tarım arazilerini veriyorum, bunun için kamulaştırmayı da ben yapacağım, her türlü vergi indirimlerini veriyorum, getir işçilerini çalıştır, kafan kızarsa da götür Londra mahkemelerine bizi şikâyet et." diyorsunuz. Ne var Allah aşkına bunun arkasında? Bu çok açık bir kapitülasyondur. Tarihe not düşmek için söylüyorum, Gazi Meclisi bu kapitülasyon anlayışına teslim etmenizi onaylamıyoruz ve bu sözleşmeyi reddediyoruz.
Bakın, bundan yaklaşık iki yıl önce bu çatı altında, bu kürsüde yine BYD'yle ilgili çok ciddi tartışmalar yaşandı. O zaman arka kapıda yapılan müzakereleri konuşmayacağım burada ama burada ön tarafta yapılan konuşmalardan örnekler vereceğim hem iktidar partisinin hem de iktidarın diğer ortağının yaptığı konuşmalardan örnekler vereceğim. "Endişe etmeyin, merak etmeyin, fabrika çok kısa süre içerisinde tamamlanacak. Efendim, teknoloji transferi olacak, artık dünyaya ihtiyacımız yok. Şu kadar yatırım yapılacak, bu kadar istihdam sağlanacak." Rakam da verdiniz "5 bin kişilik istihdam sağlanacak." dediniz; yeter ki bu yasayı getirin ve geçirdiniz ondan sonra bu yasayı. Kapalı kapılar ardında kim bilir ne anlaşmalar yaptınız? Meğer bu arada Çinliler zaten bu fabrikanın Türkiye'de kurulmayacağını biliyorlarmış, hazırlıklarını yapmışlar, Macaristan'la bütün çalışmalarını yapmışlar, demişler ki: Biraz bekleyin, biz şu Türkiye'yi bir dolandıralım, onlar alışkın zaten. Onlar S-400 füzelerine 2,5 milyar dolar para verdiler, şimdi S-400 füzeleri soba borusuna döndü, kullanamıyorlar. Ruslara verdikleri yetmedi, Amerika'ya da gittiler, 1,5 milyar dolar para verdiler, 6 tane F35 uçağı, onu da alamıyorlar; bunlar alışkın, dolayısıyla biz Türkleri kandırırız, bunun için yasada gerekli, Parlamento zaten şu anda sarayın bir tasdik makamı hâline geldi, dolayısıyla Parlamentodan geçirirler ve nihayet geçirildi." Ve zaman içerisinde 54 bine yakın araç satıldı, 2 milyar dolarlık bir satış gerçekleştirdiler ve Çinlilere tanıdığımız bir başka kapitülasyon veya imtiyazla tam 40 milyar liralık vergi kaybımız oldu bizim. Çinliler parayı ceplerine aldılar, gittiler, yatırımlarını Macaristan'da yaptılar. Kim Allah aşkına bunun sorumlusu? Ve biz bütün bunları İngiliz yayın kuruluşu Reuters'tan öğreniyoruz, lütfedip gelip bize bir açıklama bile yapmıyorsunuz. Biz burada, bu kürsüde, bu yatırımlar olmayacak, bu fabrika Macaristan'a gidiyor derken çıktınız özel televizyonlarda, kendi alanlarınızdaki televizyonlarda "Hayır, bunlar doğru değil. Biz takip ediyoruz, yatırımlar hızla ilerliyor, iş bitmek üzere, yakında üretim olacak." Bunu sizin bakanlarınız söyledi. Sıkılmadınız mı, bıkmadınız mı, usanmadınız bu milleti kandırmaya? Tabiatıyla yeni bir BYD faciası veya krizi yaşamak istemiyoruz. Bu ülke bağımsız bir ülkedir, elbette bu ülkede yatırım yapılmasını biz destekleriz, onaylarız her türlü yatırım ama...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Bitireceğim Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - ...hakkaniyetli, Türkiye'ye istihdam üretecek, "know-how" sağlayacak, ihracat yapacak, katma değer üretecek, bu ülkeye bir değer katacak projeler olsun, gelsinler, yatırsınlar ama siz sadece ve sadece "Elin kara parası gelsin." diye buradan imtiyazlar veriyorsunuz. Araplara da inanılmaz kapitülasyon tarzında imtiyazlar verip şimdilik arkasını bilemediğimiz alanlar açıyorsunuz. O bakımdan, net olarak söylüyorum, tarihe not düşmek için söylüyorum, yıllar sonra biz burada oluruz veya olmayız ama bizden sonra gelecek olanlar bu kapitülasyonları burada konuşacaklar. Tarihe not düşmek için söylüyorum. İYİ Parti olarak bunun karşısındayız ve bir kez daha bu yasa teklifinin geçmemesi konusunda iktidar yetkililerini uyarıyoruz ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyoruz.
Çok teşekkürler. (CHP sıralarından alkışlar)