GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:110
Tarih:14.07.2026

FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kıymetli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri takip eden yüce Türk milleti; liderlik rüzgâra göre eğilip bükülenlerin işi midir? Asla! Kökü derinde olanların kopacak fırtınayı çok önceden görenlerin işidir. Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli'nin yıllar önce yaptığı o tarihî ikazları hatırlayın. Kimileri o günkü puslu havada pek kavrayamadı, kimilerinin ise resmen işine gelmedi, sümen altı etmeye kalktılar ama bakın, bugün hepsi harfi harfine çıkıyor, çıkıyor hem de bundan sonrasında daha da çıkacak gözüküyor.

Siyaseti günübirlik menfaatle üç beş ahbap çavuş ilişkisiyle okuyanların düştüğü acınası hâl ortada. Bilge liderimizin dik duruşunun arkasındaki sarsılmaz temel, her geçen gün bir kez daha cümle âleme kendini göstermektedir. Mesele günü kurtarmak değil, asıl mesele yarın kopacak tufanı bugünden görüp tedbirini almaktır. Sayın Genel Başkanımız siyasi ömrü boyunca şahsi ikbal peşinde koşmamış, zümre menfaatini elinin tersiyle itmiş ve pusulasını daima "Önce ülkem ve milletim." ilkesine sabitlemiştir. Kapalı kapılar ardındaki kirli pazarlıkların, dost maskesi takmış menfaat çetelerinin ortalığa saçıldığı şu günlerde onun yıllar önce hiçbir güce boyun eğmeden yaptığı uyarıların kıymeti çok daha iyi anlaşılıyor. Ne diyoruz hep? "Göz odur ki dağın arkasını göre, akıl odur ki başa geleceği bile." Dün o haklı uyarılara burun kıvıranlar bugün mecburen başını öne eğip "Devlet Bey yine haklı çıktı." diyorlar çünkü gerçek liderlik budur, ihanet çemberlerini daha kurulmadan darmadağın etmektir. Küresel senaryoları Türk'ün bükülmez iradesiyle yırtıp atmaktır. Lider, teşkilat, doktrin esasıyla mayalanan bu mukaddes davada bir kere daha şahitlik ediyoruz. Dağın ardını gören o müthiş feraset, yarın ne olacağını bugünden sezen o eşsiz akıl Türkmen beyimizde tecessüm etmiştir.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; 15 Temmuz 2016, tam on yıl önce, unutmadık, unutturmayacağız da. O karanlık gece şanlı tarihimize atılmak istenen alçakça bir kördüğümdü. Doğrudan devletimizin bekasına, istiklalimize kurulmuş bir pusuydu. Yaşananlar öyle basit bir darbe girişimi filan değildi. Çanakkale'de sulara gömülen yedi düvel, içimizdeki satılmış hainleri maşa gibi kullanıp vatanı topyekûn işgal etmeye kalktı ama o işgal heveslerinin gözden kaçırdığı bir şey vardı. Bu topraklarda ihanetin karanlığı ne kadar zifiri olursa olsun o ihaneti parçalayacak çelikten irade her zaman hazırdır. Birileri devletin kılcallarına sızıp tepemize ölüm yağdırırken devlete ve millete kalkan olan o ilk gür ses Balgat'tan yükseldi. Saatler daha 21.00 suları, ortalık toz duman, ne olduğu bile belli değil, liderimiz Sayın Devlet Bahçeli genel merkezimize geldi ve o tarihî talimatı verdi: "Genel merkezin bütün ışıklarını yakın." O gece yanan ışıklar sadece bir binayı aydınlatmadı, ihanet sisini dağıtan bir meşaleydi, tavizsiz liderliğin ta kendisiydi. Kimsenin ne olduğunu anlayamadığı, ülkenin üstüne ölü toprağı serpildiği ilk anlarda kalkışmaya karşı duran ilk irade o ışıkların altından tüm dünyaya ilan edildi. Milliyetçi Hareket Partisi ihanet çöktüğünde karanlığa ışık, kararan kalplere nur, vatanı bölmek isteyenlerin karanlık emellerine karşı da yıkılmaz bir surdur. 15 Temmuz, Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da yazılan destanların, köprülerde meydanlarda ve ışıkları sabaha dek sönmeyen o kutlu karargâhta yeniden dirilişidir. Milliyetçi Hareket, bu aziz milletin sarsılmaz kalesi, liderimizin yaktığı meşale ise Türk milletinin istikbal yolunu aydınlatan asla sönmeyecek bir ülkü ışığıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Bu vesileyle, 15 Temmuz gecesi Hakk'a yürüyen aziz şehitlerimizi, özellikle de "Kim demiş her şeyin sonu ölüm? Destanlar yayılır mezarımızdan." diyerek şehadete koşan yiğit özel harekâtçılarımızı rahmetle, minnetle anıyorum; ruhları şâd olsun.

Bakınız, yıllardır ayağımıza vurulmaya çalışılan ambargo prangaları bugün gökyüzünü yırtan çelik kanatlara dönüştü. Önümüze çekilen setler, uzayın derinliklerine uzanan millî bir ufuk oldu artık. Türkiye maruz kaldığı ambargolara, güya müttefik olan ülkelerin koyduğu gizli blokajlara zerre boyun eğmedi; tam aksine, varlığını kendi özbeöz millî kudretiyle baştan inşa etti. Bugün NATO için de yeni bir dönem başlıyor, Ankara Zirvesi'nde de ayan beyan gördük: Türkiye Artık bu yeni güvenlik mimarisinde sadece coğrafi bir kalkan değil, küresel denklemin bizzat oyun kurucusudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Karadan fezaya uzanan bu millî şahlanışımız kimsenin bize lütfu falan değildir. Bu muazzam tablo "Yapamazlar." denileni tarihe kazıyan sarsılmaz irademizin ta kendisidir. Sadece kendi kaderimizi değil, NATO'nun geleceğini de tayin edecek kesin bir bağımsızlık manifestosudur.

Ve son olarak Kerkük, kalbimizin her daim attığı yere değinmek istiyorum. 14 Temmuz 1959, soydaşlarımızın öz yurdunda alçakça bir soykırıma uğradığı kara bir tarihtir. Türkmen'in sarsılmaz iradesinin toprağa gömülmek istendiği gündür. Kerkük sokaklarında dökülen kan, sırf Türk oldukları için can veren şehitlerimizin değil, topyekûn büyük Türk milletinin haysiyetinin kanıdır. Türkmenleri kendi öz vatanlarında parya yapıp coğrafyanın kaderiyle istedikleri gibi oynayabileceklerini sanan aymazlar, Türk milletinin sınır tanımaz çelik iradesini fena hâlde gözden kaçırıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Bitiriyorum.

Kerkük haritada sınırların ötesinde kalan bir şehir değil, Kerkük bizim canımızdır, kanımızdır, can evimizdir.

Dün nasıl gürlediysek bugün de yedi düvele karşı aynı inançla haykırıyoruz: Kerkük Türk'tür ve Türk kalacaktır diyor, bu duygu ve düşüncelerle Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.