GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:110
Tarih:14.07.2026

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri izleyen sevgili halkımız; evet, bugün 14 Temmuz 2026. Bundan tam otuz bir yıl evvel 11 Temmuz 1995'te Srebrenitsa'da masum, sivil 8.372 Bosnalı kardeşimiz Birleşmiş Milletler kampında güya koruma altında katledildiler; bu, insanlık adına utanç verici bir gün idi ancak sayı aslında çok daha fazla çünkü 1991-1995 Yugoslavya iç savaşı sırasında 300 binden fazla Bosnalı katledildi, 50 bin kadına cinsel şiddet uygulandı, 2 milyon kişi yerinden edildi. Bütün bunlara yol açan ırkçılığı ve faşizmi en ağır bir şekilde kınadığımızı açıkça buradan ifade etmek isterim. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Mayıs 2024'te aldığı bir kararla bugünü Srebrenitsa Soykırımını Düşünme ve Anma Günü olarak ilan etti. Bu karar, Srebrenitsa soykırımını inkâr edenlerin kınanmasını, savaş, soykırım ve insanlığa karşı suç işledikleri gerekçesiyle uluslararası mahkemeler tarafından suçlanan kişileri yücelten eylemlerin kınanmasını, soykırımın inkârı, çarpıtılması ve gelecekte benzer olayların yaşanmasını önlemek için konunun eğitim sistemlerinde ders olarak işlenmesini öneriyor idi. Bu çerçevede Cumhuriyet Halk Partisi olarak 27 Mayıs 2024 gününde bu Meclise verdiğimiz bir kanun teklifiyle 11 Temmuz tarihinin "Srebrenitsa Soykırımını Düşünme ve Anma Günü" olarak kabul edilmesini bir yasa teklifi olarak sunduk ve maalesef iktidar blokundan tık çıkmadı. Burada herkesin huzurunda, yüce halkımızın, milletimizin huzurunda bir kere daha ifade ediyorum ki azıcık samimi olun; gelin, bu kanun teklifini onaylayın ya da kendiniz bir kanun teklifi yapın, hiç olmazsa Birleşmiş Milletler kadar bu konuya sahip çıkabildiğinizi gösterin. Bunu açıkça ifade etmek istiyorum ve şunu anımsatmak isterim: Mavi kelebekleri unutmamalıyız yani daha hâlâ mezar yerleri bulunamamış, toplu mezarlarda gömülen insanların ölüm çiçeklerine gelen o mavi kelebekleri ve onların gösterdiği masum insanların katliamını unutmamalıyız.

Değerli milletvekilleri, Avrupa Parlamentosu bir karar verdi. 1974'te rahmetli Ecevit ve rahmetli Erbakan tarafından kurulan koalisyon Kıbrıs Barış Harekâtı'nı düzenledi. Peki, neden düzenledik bu harekâtı? Çünkü Enosisçiler toplu ve sistemli soykırım uygulamaya başladılar Kıbrıs'ta, insanlarımızı, halkımızı evlerine girerek katlettiler. Buna ilişkin fotoğraflar dünya kamuoyunun içini parçaladı ve yapılan tüm diplomatik girişimlere rağmen buralarda bir önlem almak mümkün olmayınca her türlü ambargo tehdidine rağmen Ecevit ve Erbakan birlikte Kıbrıs Barış Harekâtını düzenlediler. Üzerinden tam elli iki yıl geçti, ben o sabah Ecevit'in yaptığı açıklamayı küçük bir çocuk olarak dinlemiştim "Şu anda dalga dalga ordularımız Kıbrıs'a iniyor ve yalnızca Türklere değil, Rumlara da barış götürmek üzere giriyorlar." diyordu. Sonra, üzerinden elli iki yıl geçtikten sonra Avrupa Parlamentosu Türkiye'yi orada işgalci, daha da kötüsü, askerimizi orada bugün tekrar edemeyeceğim ölçüde iğrenç bir şekilde suçlayıcı bir karara imza attı. NATO kararıyla övünenlerin Avrupa Parlamentosundan bu karar çıkarken ne yaptıklarını burada sormak isterim. Karar çıkarken ne yaptılar, karar çıktıktan sonra ne yaptılar? Hadi, önleyemediniz, iki satırlık bir kanama metninden başka ne yaptınız, burada bir anlatın da biz de öğrenelim.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak Avrupa Parlamentosu kararını en sert biçimde kınadığımızı, reddettiğimizi ve lanetlediğimizi buradan ifade ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Evet, 14 Temmuzda başlayan bir yasama haftasındayız. İktidar blokunun bir siyasi gündemi var, bir de halkın siyasi gündemi var. Mesela, şehit aileleri ve gazi yakınları burada, Güvenpark'ta bir eylem yapıyorlar. Şu anda Genel Başkanımız milletvekillerimizle beraber orayı ziyaret ediyor. Ben öneriyorum, siz de bir grup milletvekiliyle beraber orayı bir ziyaret edin. Ortezlerini, protezlerini gösteriyorlar "Bu memleket için yakınlarımız şehit oldu, bizler gazi olduk ama bırakın desteklenmeyi köstekleniyoruz." diyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi bu konuda 18 kanun teklifi verdi, onlar Meclisin sessiz koridorlarında beklemeye devam ediyor. Özel okul öğretmenleri "Artık, üzerimizdeki sömürü tahammül edilemez boyuta geldi, asgari ücret bile alamıyoruz, uzun saatler boyunca çalışıyoruz." diyorlar. Bu turuncu koltuklardan onları duyan var mı?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - IBAN mağdurları bir başka parkta eylemdeler, Cumartesi Anneleri hâlâ kaybedilmiş yakınlarını arıyorlar ve hâlâ şiddete uğruyorlar. Grand Kartal Otel'de yakınlarını kaybedenler hâlâ kendileri için hakkıyla bir adaletin tesis edilmediğini söylüyorlar, Danıştay Daire Başkanı da onlarla beraber yürüyor. Gülistan Doku'nun ailesi adalet aramaya devam ediyor, duyuyor musunuz? Turuncu koltuklardan, iktidar koltuklarından bunlar duyuluyor mu?

Duyulan şudur: Çankaya Belediyesine operasyon yapıyorsunuz; daha evvel 33 belediyemize operasyon yapmıştınız, bu 34'üncü oldu. 24 belediye başkanımız tutuklu. Bu salonlarda, bu memleketin sokaklarında söylemediğimiz söz kalmadı. Bizim sözümüzün size geçmediğinin farkındayız, halkımıza geçiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ama bakın, size kimin sözleriyle sesleneceğim biliyor musunuz? 2005 yılında Türk Ceza Kanunu'nu sizle beraber yazan akademisyen İzzet Özgenç'in sözleriyle, TCK'nin müellifiyle size sesleniyorum. Diyor ki: "Belediyelerin denetlenme yolu müfettişlerdir. Eğer bir suç şüphesi varlığı olsa dahi oraya müfettiş gönderirsiniz, müfettişin raporunu beklersiniz. Tek istisnası suçüstü hâlidir, suçüstü hâlinde ancak kolluk kuvvetiyle oraya girersiniz. Bunun dışında kolluk kuvvetiyle belediyeyi basmak, kaçma şüphesi olmayan belediye başkanını, delil karartma şüphesi olmayan kamu görevlilerini toplu olarak tutuklamak hukuki değildir, siyasidir." Bakın, aynı sözleri biz de söyledik, bunu söyleyen İzzet Özgenç, belki bunu duyarsınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ben açıkça söyleyeyim: 34 CHP belediyesine operasyon, 24 tutuklu; bugüne kadar tek bir AKP belediyesine operasyon yok, tutuklu yok yani yaptığınızın ne ölçüde siyasi olduğunu göstermek için bu rakamlar yeter.

Son olarak da şunu söyleyeyim: 15 Temmuz 2016'nın 10'uncu yıl dönümü. Çok açıkça, dün de bugün de asker, sivil bütün darbelere karşıyız. O gecenin karanlığında o darbeye karşı çıkan ve Türkiye Büyük Millet Meclisine ilk kez gelen Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerini ve onlarla birlikte darbeye direnen tüm milletvekillerini alınlarından öpüyorum ve alkışlıyorum. Ancak asker, sivil tüm darbelere karşı çıkmanın sebebi, nedeni bu darbe dinamiğini ve sistematiğini anlamaktan geçer. Dün memleketi tarikatlara teslim etmiştiniz, onlarla koalisyon yapıyordunuz, bugün de aynısını yapıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Demek ki dün de o darbe dinamiğinin farkında değildiniz, bugün de o darbe dinamiğinin farkında değilsiniz, belki de ondan besleniyorsunuz ama çok açık söyleyeyim: Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası ve çocuklarımızın geleceği sizin gündeminizden çok daha kıymetlidir. Memleket demokrasiyle ve cumhuriyetle beraber yürümeye devam edecektir.