| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 111 |
| Tarih: | 16.07.2026 |
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Kıymetli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri takip eden yüce Türk milleti, konuşmama başlarken inancı uğruna, davası uğruna daha gencecik yaşta, ömrünün baharında kara toprağa düşen ülkücü şehidimiz Velican Oduncu'yu şehadetinin yıl dönümünde rahmetle, minnetle ve Fatihalarla anıyorum.
Değerli milletvekilleri, sokaklarımıza, parklarımıza, okul önlerine şöyle bir bakın, akıl almaz bir cinnet hâli var "Yan baktın." "Omuz attın." "Niye mesaj attın?" gibi sudan, incir çekirdeğini doldurmayan bahaneler... Daha bıyığı terlememiş sabiler kendi akranlarını, o gencecik canlıları acımasızca hayattan koparıyor. Bu tablo "basit bir asayiş meselesi" denilecek bir konu değildir. Bu durum doğrudan doğruya Türk milletinin ruh köküne, ahlak nizamına ve geleceğine yönelmiş açık bir tehdittir. İşte tam bu noktada kanayan yaramıza merhem olacak o iradeyi ferasetiyle her daim milletimizin hislerine tercüman olan Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi koymuştur, onun şu tespiti devlet aklına pusula, adalet terazisine ölçü olmak zorundadır: "Çocuktan katil olmayacağı gibi katil veya teröristin çocuk olarak tavzih ve tevili ise çetin bir yanlıştır. Suç işleyenlerin, bunu azmettirenlerin, ihmal ve kayıtsızlık gösterenlerin gözünün yaşına bakılmamalıdır. Milletimiz olan bitenden dolayı derinden kaygılı ve yaralıdır. Bir masumun canına kastetmek ne kadar kahredici ise o cinayeti işleyen çocuğun o karanlığa nasıl itildiğini görmezden gelmek de o derece büyük bir vebaldir. Evet, adalet yerini bulacak, toplumun vicdanı soğuyacak fakat biz bu işi sadece demir parmaklıkların, buz gibi soğuk duvarların arasına hapsederek çözemeyiz. Bir çocuğu eline silah alacak kadar ne hissizleştirdi? Bir cana kıyacak kadar nasıl sevgisiz kaldı bu çocuklar? Karanlık dehlizleri sorgulamak boynumuzun borcudur. Ailedeki kopuklukları, sokaktaki zehir çetelerini, dijital dünyadaki o bataklığı kurutmadan keseceğimiz hiçbir ceza yarınki acıları dindirmeyecektir. Türk devletinin adaleti kılıç kadar keskindir, doğru ama şefkati de bir o kadar kuşatıcıdır. Bizim, sokağın insafsız karanlığına, suç şebekelerine, koğuşların umutsuzluğuna feda edeceğimiz tek bir gencimiz dahi olmamalıdır. Devletin balyoz gibi yumruğu sadece suça itilen o sabilerin tepelerine değil, onları birer suç makinesine dönüştüren uyuşturucu tacirlerinin, sokak mafyalarının, neslimizi göz göre göre zehirleyenlerin tam tepesine inmelidir. Bizim işimiz çocukları hapishanede çürütmek değil, onları eğitimle, sevgiyle, millî bir şuurla o bataklıktan çekip almak."
Kıymetli milletvekilleri, keşke hiçbir evladımız o çamura saplanmasa, keşke o masum canlar yitip gitmezse. Peki, ne oldu? Ne oldu da çocuklarımız bu hâle geldi? Bu cinnet sarmalının altında 3 büyük kırılma var ve bunu milletin kürsüsünden açık bir şekilde söylemek mecburiyetindeyim: Birincisi, Türk milletinin yıkılmaz kalesi aile ocağındaki çatlaklar. Bir milletin beka sigortası ailedir. Aile sadece akşamları toplanılan bir çatı değil, şahsiyetin, ahlakın, helalin ve haramın işlendiği ilk mekteptir. Evinde merhameti, kul hakkı korkusunu, büyüğe saygıyı görmeyen çocuk sokağın o kanlı kurallarına teslim olur. Aile kurumunu özümüze, millî ve manevi değerlerimize göre acilen onarmak zorundayız.
Bir diğeri, zihinlere sıkılan dijital kurşunlar ve sosyal medya. Çocuk, odasında güvende sanıyoruz, hâlbuki zihnen dünyanın en ahlaksız, en belalı sokaklarında geziyor. Sosyal medya bugün neslimizi hedef alan küresel bir operasyon aparatıdır. O Sanal dünyadaki sahte kabadayılıklar, racon kesme videoları, lüks hayat yalanları; bunlar çocuklarımızın zihnini esir aldı, kanı, acıyı cinayeti üç saniyelik bir video kadar basitleştiren bu mecra evlatlarımızın vicdanını felç etti. Tarihindeki asıl kahramanları tanımayan nesiller internettekileri rol model alıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Devletimiz sınırını nasıl koruyorsa gencinin zihin güvenliğini de aynı kararlılıkla korumalıdır.
Bir diğeri, zamanın katli, sokakların tuzağı ve yaz boşluğu. Bu yaz boşluğunun altını hassaten çizmek istiyorum, malumunuz olduğu üzere okullarımız tatile girdi. Büyüklerimiz ne güzel demiş "Boş duranı Allah sevmez." diye, çok büyük bir sosyolojik gerçek bu. Okullar kapandı, bir yaz boşluğu; işte, bu boşluk uyuşturucu tacirlerinin ve sokak çetelerinin çırak toplama mevsimi. Türk gençliğinin zamanı AVM köşelerinde, izbe sokak aralarında çürütülemez. Çocuklarımızı bu boşluktan çekip alacağız, onları sanatla, sporla, üretimle buluşturacağız. O Ahilik şuurundan beslenen çıraklık kültürü devlet eliyle yeniden diriltilmeli; gençlik kampları, yaz okulları, mesleki atölyeler arı gibi çalışmalı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Yazın terleyen, bir tezgâhta emek veren, kitap okuyan, bir takımın parçası olmayı öğrenen çocuk eline bıçak almaz, silah almaz; gider memlekete faydalı olacak bir alet alır, kalem alır.
Değerli milletvekilleri, bu yaptığım konuşmada çok daha ayrıntıya girebiliriz ve bunu her daim de gündemde tutmak gerektiğini de düşünüyoruz. Sözlerimi toparlarken yüce Meclisin kürsüsünden aziz milletimize seslenmek isterim: Bizim sokağın karanlığına, dijital dünyanın zehrine kurban verecek tek bir evladımız dahi yoktur, onları ahlakla ve imanla yoğurmak devletin ve milletin de mukaddes görevidir. Lider ülke Türkiye; sokakları güvenli, adaleti tavizsiz, gençliği şuurlu ve ahlaklı bir temel üzerinde yükselecektir diyor, bu duygu ve düşüncelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.