| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 111 |
| Tarih: | 16.07.2026 |
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizi izleyen değerli milletimiz; evet, bugün 16 Temmuz 2026, dün Türkiye'de 15 Temmuz 2016'da meydana gelen darbenin 10'uncu yıl dönümüydü. 15 Temmuz hakkında bu gökyüzü altında ve bu Parlamentonun atmosferi içerisinde söylenmedik hiçbir söz kalmadı ancak yapılmamış işler var. Hamaseti ve hamasi nutukları bir tarafa bıraktığımızda yapılmamış işlerin altını çizelim. Şimdi, bir kere daha buradan soruyoruz: 15 Temmuzu Araştırma Komisyonuna dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve dönemin MİT Başkanı Hakan Fidan ifade vermeye neden çağrılamamıştır? Bu konuda bugüne kadar bir şey duyduk mu biz iktidar partisinden? Evet, güzel konuşmalar yapıyorsunuz. O konuşmaların bir yerine de "Hulusi Akar'ı ve Hakan Fidan'ı bu nedenle çağıramadık." desenize ya biz de bir öğrenelim, bir öğrenelim. İkinci ve çok önemli bir soru: O Komisyona FETÖ'cü olmayan bir başkan bulamadınız mı kardeşim? 15 Temmuz Darbesini Araştırma Komisyonu kuruyorsunuz, Komisyonun başkanı FETÖ'cü oluyor be birader! Bundan sonra da "Ben 15 Temmuzla ve darbeyle mücadele ediyorum." diyorsunuz.
Bir şey daha: Üzerinden on yıl geçti, o Komisyon bir rapor tuttu, o Komisyonun iyi kötü bir raporu var. O raporu açıklayamamaktan utanmıyor musunuz arkadaş? Üzerinden on yıl geçmiş, memleketin demokrasisine, geleceğine büyük bir darbe ortaya çıkmış, Parlamento çalışmış bir rapor tutmuş, o raporu saklıyorsunuz ya! Cumhuriyet Halk Partisinin 4 ayrı araştırma önergesi var, her yıl tekrar ediyoruz bunu ve buna rağmen burayı bir sessizlikle geçirebiliyorsunuz. Bu, her grubun yapabileceği bir şey değildir. Gerçekten o turuncu koltuklar, sizin bölümünüz kan ağlıyor, bunun altını çizelim. Ve en önemli soru, darbenin siyasi ayağı kimdir? Birçok yazan çizen oldu, byLockcu bakanlar, byLockcu milletvekilleri. Altını çizerek soruyorum: Anadolu'da sıvacı, boyacı FETÖ'cü çıktı da hiç milletvekili, bakan yok mu, bunun bir siyasi ayağı yok mu? Bir tanesini bile ortaya çıkartıp koyabildiniz mi? Demek ki bunları yapamadan gerçek bir 15 Temmuzla yüzleşmenin söz konusu dahi olamayacağını ifade edelim bir kere daha. En azından o raporu açıklayabilme cesaretiniz olsun, bunu da kamuoyuyla paylaşalım.
Efendim, temmuz ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışıyor. Anayasa diyor ki: "1 Temmuzda Meclis kapanır, 1 Ekime kadar kapalı kalır." Burada parlamenterleri tatile göndermek için yazmıyor bunu Anayasa, Anayasa ve İç Tüzük bu tarihlerde milletvekillerinin yerele gidip halkla beraber halkın sorunlarını araştırması ve mesaisini ona ayırması için bunu yazıyor. Peki, yapılması gereken işler var ve bu nedenle Mecliste yasama faaliyetimizi yapalım, artakalan zamanlarımızda bölgelerimize gidelim. Buna da kabul, yeter ki memleketin sorunlarına çözüm bulmak için çalışan bir Parlamento dinamiği yaratalım. Bakın, ben size bir Parlamentonun Türkiye Cumhuriyeti'nde çözmesi gereken sorunları söyleyeyim. Yahu, kendi elinizle bir kriz yarattınız, "Faiz sebep, enflasyon sonuçtur." diye bağırdınız, "Gözlerime bak, gözlerime." diye garip garip laflar ettiniz, memleket sekiz yıldır kesintisiz bir krizin içerisinde ve memlekette 30 milyondan fazla insan açlık sınırının altında yaşıyor. Enflasyonda Türkiye dünya 5'incisi yüzde 32'yle, gıda enflasyonunda Türkiye dünya 5'incisi yüzde 34'le. Peki, kiralar ne, barınmalar ne? Haziran ayında yalnızca bir aylık kira enflasyonu yüzde 2,66 ve yıllık enflasyon yüzde 47,9'a ulaşmış. Sayenizde Türkiye Cumhuriyeti'nde yurttaşlarımız tarihinde görülmemiş bir barınma krizi yaşıyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Eskiden on yıllık kredilerle bu memlekette ev alınırdı -ben de evimi böyle almıştım- şimdi insanlar evlerinin kirasını ödeyemiyorlar sayenizde. Büyük bir işsizlik var; işsizlik rakamı 12 milyon 670 bini bulmuş, geniş tanımlı işsizlik. Ne eğitimde ne istihdamdaki gençlerin sayısı 6 milyon 789 bini bulmuş. Tüketicilerin bankalara borcu 7 trilyon 140 milyar lira, bunun yarısı 3 trilyon 547 milyar lira kredi kartı borcu. Yani adam geçinemediği için, adam mutfağında çorbasını kaynatamadığı için kredi kartına takla attırıyor, 3,5 trilyon kredi kartı borcu var. Varlık şirketinin ve bankaların icraya döktüğü vatandaş sayısı 4,5 milyon.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ben şimdi soruyorum: Parlamento Temmuzda çalışsın; yetmez, Ağustosta çalışsın; yetmez, eylülde çalışsın; 30 Eylülde çalışsın, 1 Ekimde yeniden açılsın. Peki bunlara ilişkin bir tek çare var mı ya getirdiğiniz? Var mı bir tane çare? Asgari ücret bir yıldan bu yana 28 bin lira, ocak başından bu yana 28 bin lira. Bugüne kadar 5 bin liralık satın alma gücü kaybı olmuş. Enflasyonun yüzde 33 olduğu bir ortamda asgari ücretliye diyorsunuz ki: "Size yapacağım hiçbir şey yok, sürünmeye devam edeceksiniz." Bu Parlamento yılın ikinci yarısı için bir asgari ücret zammı getirebiliyor mu buraya? İktidar partisi grubu, bloku; getirebiliyor musunuz? O hâlde nedir bu, açık tutmanın anlamı ne?
Efendim, en düşük emekli maaşı 20 bin lira. Haftaya zam yapacaksınız. Ne kadar zam yapacaksınız? 23.552 lira olacak, öyle mi?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Yani 20 bin lirayla geçinemeyen adam 23.552 lirayla geçinecek, öyle mi? Bunun için mi bu Parlamentoyu açık tutuyorsunuz kardeşim?
Bakın, tekstilde rakam veriyorum: Son üç yılda 403 bin kişi işini kaybetti, 10.476 iş yeri kapandı. Tekstil Mısır'a uçuyor. Türkiye'nin en köklü sanayisini bu topraklarda tutamıyorsunuz bile. İstihdamı desteklemek için yaptığınız bir şey var mı? Ne yapıyorsunuz, biliyor musunuz? Haftaya bir ekonomik paket getireceksiniz, devletin SGK'ye yaptığı devlet katkısını kaldırmayı burada öngörüyorsunuz. Yani bırakın krizin sonuçlarını hafifletmeyi, daha da krizi artıracak işler yapıyorsunuz.
Peki vatandaşın suçu ne? Vatandaş vergi veriyor, bu bütçenin yüzde 89'u vatandaşın vergilerinden oluşuyor. Siz bu vergileri vatandaşa geri döndürmek üzere çalışmak yerine ne yapıyorsunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Vatandaşa geri döndürmek üzere çalışmak yerine 2,4 milyar dolarını gözünüzü kırpmadan S-400'lere veriyorsunuz, sonra da onları ambalajdan çıkartacak cesaretiniz olmuyor, ambalajda kalıyor, 2,4 milyar dolar. 1,5 milyar doları F-35'e veriyorsunuz, parasını ödediğiniz uçakları alamıyorsunuz, bunun utancıyla yaşamaya devam ediyorsunuz. Paris Ceza Mahkemesinde 1,4 milyar dolar ceza ödemeye mahkûm oluyorsunuz, bunu dile getiren muhalefeti de hamaset yapmakla suçluyorsunuz. Ben söyleyeyim: Burada ve bu tarafta durduğunuz her dakika memleketin geleceğine zarardır. İlk sandıkta oraları boşaltacaksınız.
Çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)