| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 112 |
| Tarih: | 21.07.2026 |
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sözlerime başlarken yüce heyetinizi ve ekranları başında bizleri takip eden yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.
Bizim sevdamız da kurduğumuz hayaller de bu mukaddes topraklara, bu cennet vatana mühürlüdür. Dün Kapadokya'nın kalbî Nevşehir'imizin il oluşunun 72'nci yıl dönümünü idrak ettik. Dünün emanetini omuzlarımızda bir şeref madalyası gibi taşıyor, yarının devasa hedeflerine doğru Gazi Meclisimizin çatısı altından tavizsiz bir şekilde yürüyoruz. Bizim derdimiz günü kurtarmak değildir; bizim derdimiz, Türk ve Türkiye Yüzyılı'nda Nevşehir'i şahlandırmak, bozkırın bereketini cihanla buluşturmaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Anadolu'nun kalbi Nevşehir ise hiç şüphesiz doğu Akdeniz'in kalbi de Kıbrıs'tır. Nevşehir'in bozkırında çarpan o millî yürek Akdeniz'in engin mavi sularında yavru vatan Kıbrıs'ta da tam tamına aynı inanmışlıkla, aynı bozkurt duruşuyla atmaktadır. Bedeni Anadolu'da, Nevşehir'in o serin bozkırında nefes alıp verse de yüreği Beşparmak Dağları'nda atan Kıbrıs Türk'ünün o kanayan yarasını kendi öz yarası, davasını kendi mukaddes davası bilen sarsılmaz bir şuurla sesleniyorum sizlere: 1974'ün o kavurucu temmuz sabahı radyolardan yükselen Kıbrıs Barış Harekâtı müjdesini ilk duyduğumda henüz bir çocuktum. Dünyanın o günkü kirli siyasi oyunlarını belki tam kavrayamıyordum, doğru fakat Mehmetçiğin adaya çıkış haberleriyle o küçücük kalbime kazınan devasa gururu, o muazzam Türk sevdasını inanın bugün bile ilk günkü tazeliğiyle hissediyorum. Bizler o kanlı yılları bizzat adada, ateşin ortasında yaşamadık belki lakin 1974'e kadar yıllar yılı ufukta bir gemi direği, gökyüzünde bir hilal arayan, kulağı Ankara'nın radyolarında sabahlara dek beklenen Türk'ü gözleyen soydaşlarımızın o sessiz feryatlarıyla büyüdük bizler. Kıbrıs Türk'ünün direnişini sadece kitap sayfalarından okumadık, o çelikten asaleti bir çocuğun tertemiz yüreğine nakşolan destanla damarlarımızda deli gibi akan o asil kandan, bir ve beraber olmanın kudretli bağından öğrendik. Şöyle bir halk düşünün: Evlatlarını toprağa verirken bile ağlamamış, gözyaşını içine akıtıp "Vatan sağ olsun." diyerek tekrar namlusuna sarılmış. İşte yarım asır evvel o mahzun ama bir o kadarda mağrur insanların karşısına geçip gözü dönmüş bir pervasızlıkla "Cesursan gel, al." hezeyanına kapılanlar oldu. Milletimize küstahça meydan okuyan o müstekbir ve müstevli zihniyete "Türküm, cesurum, geldim ve aldım!" diyerek Akdeniz'in sularına tarihî bir şamar indiren o şanlı bozkurt iradesi var ya, işte o irade bugün de Gazi Meclisin çatısı altında aynı sarsılmaz iman ve çelikten şuurla dimdik ayaktadır. 20 Temmuz 1974 sabahı Beşparmak Dağları'na paraşütlerle inen o komandolarımız inanın, sadece bir askerî harekâtın neferleri değildi; onlar yıllar boyunca boğazlanmak istenen masum bir halkın kabul olmuş duasıydı. Gökyüzünü âdeta yırtarak gelen o jetlerin sesi aslında esaret zincirinin paramparça olma sesiydi. Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52'nci yıl dönümünde Akdeniz'in bağrında Türk milletinin bağımsızlık mührünü canıyla, kanıyla ve süngüsüyle vuran o kahraman ordumuzu, serdengeçti yiğitlerimizi, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi bu yüce kürsüden bir kez daha rahmet, minnet ve ihtiramla anıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 20 Temmuz Türk'ün o büyük merhametini ve sabrını acziyet sananlara karşı Türkiye Cumhuriyeti devletinin çelikten yumruğunun, bu milletin bükülmez bileğinin Kıbrıs'ın tam kalbine indiği gündür. Kıbrıs Türk'ü, kendi öz yurdundan söküp atmayı, adayı o kanlı Enosis hayalleriyle peşkeş çekmeyi amaçlayan kalleş hesapların Mehmetçik'in süngüsü ucunda paramparça edildiği kutlu bir şahlanışın da ta kendisidir. Asla unutmadık, katiyen de unutturmayacağız. Kanlı Noel'in o zemheri soğuğunda, Muratağ'da, Sandallar'da, Atlılar'da köyler acımasızca kuşatılıp kanlı çizmelerle ocaklar bir bir söndürülürken, banyo küvetlerinde o masum yavrularımız babalarının kollarından zorla alınıp şehit edilirken, umutsuzluk dehlizlerinde...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - ...âdeta bir çoban ateşi gibi yanan "Kıbrıs Türk'tür, Türk kalacaktır." nidasıyla şaha kalkıp dağlara çıkan isimsiz kahramanları, Türk Mukavemet Teşkilatı'nın o mangal yürekli mücahitlerini hiçbir zaman unutmayacağız. Kur'an'a, bayrağa ve silaha el basıp yemin eden o yiğitlerin yaktığı mukaddes ateş bugün de Girne'de, Lefkoşa'da, Lefke'de, İskele'de, Gazimağusa'da ve Güzelyurt'ta horlanarak yanmaya devam ediyor. O ateş, şimdi mavi vatanın engin sularına aydınlatan sarsılmaz bir deniz fenerine, Kızılelma'mızı müjdeleyen kutlu bir işaret fişeğine dönüşmüş durumdadır. Kıbrıs Türk'üne azınlık gömleğini zorla giydirmek isteyenler karşılarında kudretli ve âdeta dağ gibi sarsılmaz bir Türkiye Cumhuriyeti bulacaktır. Kıbrıs Türklüğüne dışarıda istikamet çizecek bir irade yoktur; asıl irade, şehit kanlarıyla sulanan o ada toprağında ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini kuran o yenilmez Türk ruhunun ta içindedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Sözlerimi tamamlarken, Gazi Meclisin bu kutlu kürsüsünden cümle alemin açıkça duyacağı, gelecek asırların yankılanacağı şekilde Türk milletinin gür sesiyle tarihe şu notu düşmek istiyorum: Kıbrıs Türk'tür; Türk'ün öz yurdu, Türk'ün sarsılmaz kalesidir. Kıbrıs, şehitlerimizin mübarek emaneti, mücahitlerimizin o mukaddes mirası, Türk milletinin ebediyen çiğnetilmeyecek namusudur; Akdeniz'deki Kızılelma'mız, Türk ve Türkiye Yüzyılı'na doğru yürüyen millî varlığımızın yıkılmaz ve asla aşılmaz kalesidir diyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.