| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 113 |
| Tarih: | 22.07.2026 |
SIRRI SAKİK (Ağrı) - Sayın Başkan, sevgili milletvekili arkadaşlarım; hepinize iyi bir akşam diliyorum.
Yine bir torba yasasıyla karşı karşıyayız; yine holdingler, yine büyük şirketler; sürekli yoksullardan alıp bunlara yasa çıkaran bir Parlamento.
Sevgili Sezen Aksu diyor ki: "Tepeden tırnağa yaralıyız, yaralıyız." Evet, bu sistem tepeden tırnağa yaralıdır, bütün kurumlarıyla yaralıdır, bu Parlamento yaralıdır. Biz yoksullarla ilgili herhangi bir şey yapmazken sürekli sürekli varsıllar için çalışıyoruz. Toplumda büyük bir güven bunalımı var; insanlar hiç kimseye güvenmiyor, devlet kurumlarının hiçbirine güvenmiyor, adalet kurumuna güvenmiyor. Kızılay zor günlerde battaniye satıyor, kan satıyor ve çadır satıyor; Diyanet hacca gidenlerin parasını gasp ediyor; böyle bir sistemin içerisindeyiz. Yardım kurumları yolsuzlukla iç içe, resmî kurumlar güven vermiyor ve toplumun bunlara karşı bir güveni yok. Toplum nereye sığınıyor? Mafyaya sığınıyor, çetelere sığınıyor, adaleti oralarda arıyor; ciddi bir güven bunalımı var. Bu kadar büyük güvensizliğin olduğu bir yerde, evet, toplumda kimileri Mustafa Kemal'e sığınıyor "Ben Atatürkçüyüm." diyor ama bütün yolsuzlukları onun üzerinden ödeştirmeye çalışıyor. Kimi, dini istismar ediyor, dinle vole vurmaya çalışıyor. Kimisi "Vatan, millet, Sakarya." diyor; onlar da buradan voleler vurmaya çalışıyor.
Geçenlerde eski bir belediye başkanının evinde 10 kilo altın bulunuyor. Ya, Allah rızası için 10 kilo altın ne demek? Paralar, dövizler... Bu sistem bu kadar çökmüş. Bakın, Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can, genç bir politikacı, bunun evinde yeni evlendiği için 60 gram altın bulundu, 100 bin lira da para, bu soruşturmaya tabi tutuldu ve Hüseyin Can şu an Sincan Cezaevi'nde ama evinde 10 kilo altın olanlarla ilgili bir tek işlem yok. Topluma söyleyeceksiniz bu altınlar nereden geliyor? Bu kadar hamasi nutuklar atıyorsunuz, "vatan" diyorsunuz, "millet" diyorsunuz, altınlar, paralar sizde, ölüm yoksul Anadolu çocuklarında. Onun için gerçekten bu sistemin yeniden yargılanması lazım. Biz, yeniden bu topluma güven vermeliyiz ve güveni yeniden inşa etmeliyiz. Bu Parlamento eğer güven vermezse toplum gerçekten çok büyük öfkelerle... Bakın, kamuoyu araştırmalarında toplumun Parlamentoya güveni yok, yargıya güveni yok, hiçbir kuruma güveni yok. Bu toplumu bu hâle getiren sizsiniz ve sonra toplum ne yapıyor? Devletin kurumlarına güvenmeyince gidiyor, sivil toplum örgütlerine destek sunuyor, depremde gördüğünüz gibi, milyon dolarlar dönüyor, bu milyon dolarlarında nasıl çarçur edildiğini hep birlikte gördük. Şimdi, bu toplum ne yapmalı devletin bütün kurumları bu kadar çökerken? Bir diğer tarafta sivil toplum örgütleri olarak devlete güvenmeyip sivil toplum örgütlerine güveniyor ve sivil toplum örgütlerinin de yaptığını hep birlikte gördük, sistem bu şekilde tamamen yerle bir edilmiş. Burada Parlamentonun da günahı çok, hepimizin günahı çok, hepimizin büyük bir öz eleştiride bulunması gerekir. Bakın, hemen hemen her hafta şuraya geliyorum, elimde resimler, yoksul Anadolu çocukları gidiyor, inşaatlarda işçi olarak çalışıyorlar, iş güvencesi yok ve bu insanlar yaşamlarını yitiriyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
SIRRI SAKİK (Devamla) - Teşekkür ediyorum.
Dün de burada seslendirdim, en çok bu topraklarda yoksullar ölüyor, en çok da yoksul kent Ağrı kenti, en çok da Ağrı'nın, Patnos'un yoksul gençleri... Daha iki gün önce, daha 24-25 yaşındaki çocuklar öldüler, inşaatlardan düşüyorlar ve daha çocuk olan birkaç insan yaşamını yitirdi. Totalde bin insan son birkaç ay içerisinde inşaatlardan düşerek öldüler.
Onun için, yine Sezen'le başladım Sezen'le bitireyim. Sezen diyor ki: "Hiçbirimiz masum değiliz." Evet, hiçbirimiz masum değiliz, biz Parlamento olarak -bütün siyasi partileri kastederek söylüyorum- hepimizin günahı çoktur ama biz halkımıza güveniyoruz, biz halkımızın geleceği inşa edeceğine güveniyoruz.
Genel Kurulu selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)