| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 114 |
| Tarih: | 23.07.2026 |
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Kıymetli milletvekilleri, ekranları başında bizleri takip eden yüce Türk milleti; tarih sararmış yapraklar arasında unutulmaya terk edilmiş bir mazi asla değildir. Tarih şehitlerimizin kanıyla sulanmış, gazilerimizin duasıyla mayalanmış mukaddes bir şuurun ta kendisidir bize göre. Bir milletin varlık ve yokluk arasında sınandığı günlerde 20 Kasım 1922'de başlayan, çetin çarpışmaların gölgesinde kesintiye uğrayan ve nihayet 24 Temmuz 1923'te imza altına alınan Lozan süreci bu mukaddes şuurun ete kemiğe bürünmüş hâlidir. Lozan, Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası toplum nezdinde eşit hak ve statüyle tescili, sinesinden doğduğu yüce Türk milletinin hürriyet sevdasının cihanşümul tezahür ve tecelli zemininin de ta kendisidir. Yeni Türkiye'nin kurucu senedi olan Lozan Barış Antlaşması masa başında, yaldızlı salonlarda yazılmamıştır. Bu düşüncede olan büyük bir yanılgı içindedir. Bu anlaşma, Sakarya'nın kan gölüne dönmüş siperlerinde, Dumlupınar'ın ateş çemberinde, süngü ucunda yazılmıştır. Millî Mücadele'nin muazzam ve devasa askerî zaferi Lozan'la birlikte aşılmaz bir hukuki zırha, meşru bir abideye dönüşmüştür. Nice zorluklarla müdafaa edilerek kurtarılan bu aziz vatan, kurulan Türkiye Cumhuriyeti ve bunların hukuki temellerinden biri olan Lozan Barış Antlaşması hiçbir mandacı zihniyetin, hiçbir sömürge bakiyesinin insafına, imhasına maruz bırakılmayacaktır. Lozan Barış Antlaşması'nı zafer ile hezimet arasına sıkıştıranların, akılları sıra Sevr'le bağ kurarak şüphe tohumları ekenlerin iyi niyetten mahrum oldukları, Millî Mücadele'ye ve millî bekaya şaşı baktıkları hiç şüphesiz tartışmasız bir hakikattir. Siyasi ön yargılarla, ideolojik dogmalarla ve fikrî saplantılarla Lozan Antlaşması'nı kutuplaşmanın dehlizlerine savurmak en hafif tabiriyle insafsızlık, en ağır tabiriyle de tarih bilmezliktir bize göre.
"Zafer mi, hezimet mi?" sorusuna cevap aramak gibi suni hezeyanlara kapılmak yerine Lozan Anlaşması'nı tanımak, kavramak ve Kuvayımilliye ruhunu iliklerimize kadar özümsemek bu husustaki en büyük millî vecibemizdir. Zira unutulmamalıdır ki Türk milleti hiçbir anlaşmayla var olmamış, hiçbir anlaşmayla da yok edilemeyecektir. Bunun yegâne kanıtı, boynumuza geçirilmek istenilen Sevr ilmeğinin paramparça edilmesiyle gösterilen kahramanlıktır. Lozan Anlaşması Anadolu coğrafyasında o güne kadarki mevcudiyetimizi, gelecek bin yıllara güvenli ve yekvücut bir millet hâlinde taşıma şuurunun belgelere kazınmış, masalarda cihana tasdik ettirilmiş en saf, en somut ve en temel özüdür. Bu irade bugün "Terörsüz Türkiye" yeminimizde şahlanmaktadır. Geçmişin ne kadar derinine inebiliyorsak geleceğin ufkunu daha da ötesine kadar görebiliriz. Dün Lozan'da Türk asırlarının müdafaası yapılmış, Türk milletinin bekası ve varlık hakları meydanlarda akan aziz kanunlardan ilhamını alan diplomatik ustalıkla güvenceye kavuşturulmuştur. Bugün bizlere düşen tarihî görev ise bu güvencenin etrafında çelikten bir kale inşa etmek ve "Terörsüz Türkiye" idealini bedeli ne olursa olsun hayata geçirmektir. Dün masabaşında harita çizenlerin, bugün sınırlarımızda ve içimizde besleyip büyüttükleri bilmelidir ki Lozan'da egemenliğimizi tartışmayan o muazzam asalet, bugün terörün kökünü kazıma kararlılığımızın da ta kendisidir. Terörsüz bir Türkiye bizler için sadece bir güvenlik stratejisi değil, millî mücadele şehitlerimize ödenmesi gereken mukaddes bir borçtur. İhanetin kökü kazınacak, bölücülüğün başı ezilecek ve Türk milletinin bekası üzerinde kumar oynanamayacağı yedi düvele bir kez daha gösterilecektir. Lozan, Türk Kurtuluş Savaşı'nın siyasi ve diplomatik tacıdır. Türk ve Türkiye Yüzyılı ise bu siyasi ve diplomatik tacın küresel bir vizyonla, yepyeni bir şahlanışla parlamasıdır. Biliyoruz ki ancak sınırları güvende, içeride fitneyi toprağa gömmüş, millî birlik ve kardeşliğimizi sarsılmaz şekilde tesis etmiş bir Türkiye lider ülke ülküsüne ulaşabilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ebediyete kadar yaşayacak, Türk milletinin kutlu yürüyüşü önünde durdurulamaz bir çağlayan gibi yarına Kızılelma'ya akacaktır diyor, bu duygu ve düşüncelerle Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyorum.