GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:114
Tarih:23.07.2026

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, önümüzdeki hafta Hafıza ve özgür yaşam için doğamıza, dilimize, kültürümüze ve inancımıza sahip çıkıyoruz." şiarıyla 24'üncü Munzur Kültür ve Doğa Festivali gerçekleştirilecektir. Yirmi dört yıldır Dersim'in doğasını, kültürünü, dilini, inancını, sanatını ve ortak yaşam kültürünü yaşatan, toplumsal havzasını geleceğe taşıyan en önemli buluşmalardan biridir bu festival. Yalnızca kültürel etkinlikle de sınırlı değildir; Dersim'in çok kimlikli, çok kültürlü yaşamının ve ortak değerlerinin de güçlü bir iradesidir. Tabii, festival programı hazırlanırken kentin tüm dinamikleriyle her zaman olduğu gibi görüşülmüş, ortak akıl ve ortak iradeyle kapsamlı bir program oluşturulmuştur. Buna rağmen, bazı çevrelerin iyi niyetten uzak siyasi polemiklerle festivali tartışma konusu hâline getirmesi maalesef hepimizi üzmektedir. Dersim'in ortak değerlerini hedef alan bu yaklaşımın festivalin ruhuyla hiçbir alakası yoktur. Munzur Festivali ayrıştırmanın değil, bir arada yaşamanın; rantın değil, doğanın; inkârın değil, hafızanın; nefretin değil, kardeşliğin festivalidir. Bu toprakların diliyle, inancıyla, kültürüyle ve doğasıyla kurduğu bağın adıdır. Bu vesileyle, tüm yurttaşlarımızı 24'üncü Munzur Kültür ve Doğa Festivali'ne katılmaya, doğamıza, dilimize, kültürümüze, inancımıza ve ortak toplumsal hafızamıza birlikte sahip çıkmaya davet ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bildiğiniz gibi, Türkiye çok ciddi bir ekonomik kriz içinde. Bu krizin en fazla etkilediği alanlardan biri de tarımsal alan. Türkiye çok uzun yıllardır aslında konjonktürel olmayan yapısal bir tarım krizi yaşıyor ve tabii ki bölgede yaşanan tarımsal krizin boyutu çok daha derin. Türkiye bunlara karşı sağlıklı bir tarım politikası üretmek yerine, iktidar sürekli olarak tarımı görmezden gelen, hatta tarımı hiçbir zaman öncelemeyen politikalarla hareket ediyor. Bugün dönüp baktığımızda, özellikle Muş gibi bir verimli ovaya, Ağrı gibi büyükbaş hayvancılığın merkezine, Van gibi küçükbaş hayvancılığın merkezine, Urfa gibi çok verimli, bereketli toprakların olduğu bir coğrafyaya baktığımızda burada çiftçi üretirken yoksullaşıyor, çiftçi ürettikçe Türkiye yoksullaşıyor, gıda krizi artıyor, gıda enflasyonu artıyor, açlık artıyor. Şimdi, bu olabildiğince ciddi bir krizdir. Bu krizi muhakkak sonlandırmanın bir yolunu, yöntemini bulmak zorundayız. Bakın, sadece geçen yıl girdi maliyetlerinin ortalama artışı yüzde 34'ü bulmuşken, desteklemede sadece yüzde 15 ile 20 arası bir fiyat aralığı açıklandı. Şimdi, bu 15-20 artış aslında çiftçiye şunu söylüyor: Artık üretme! Çiftçi üretse de yoksullaşıyor, üretmese de yoksullaşıyor, çiftçinin borcu artmaya devam ediyor. Dolayısıyla da aslında adım atılması gereken, belli projelerin hayata geçmesi gereken bir konjonktürde çiftçiyi üretimden koparmak, topraktan koparmak, Türkiye'yi tarımdan koparmak gibi bir meseleyle karşı karşıyayız. Evet, bunun bir sonucu olarak da giderek göç hızlanıyor, insanlar kente geliyorlar, kentte de işsizlik inanılmaz boyutlara ulaşıyor. Dün burada dile getirdik Urfa'daki elektrik sorununu, Muş Ovası'nın sulama projesinin bir türlü tamamlanamamış olmasını ve merada, hayvancılıkta ve besicilikte atılması gereken adımların atılmaması sorunlarını defalarca dile getirdik. Bugün de mevsimlik tarım işçilerine yönelik önergemizde bu meselenin bir başka kriz boyutuna yine dikkat çekeceğiz. Artık tarım konusunda gerçekten tarımı önceleyen politikalarla adım atma zamanı gelmiştir. Tabii, biz bunu söylerken Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidar ne yapıyor? İktidar bütün verimli tarım ovalarını ve doğayı maden şirketlerine açmaya devam ediyor. Burada defalarca dile getirdik. Örneğin, Ağrı'daki altın madenciliğinin nasıl bir felakete yol açtığını, Murat Suyunu nasıl kirlettiğini, onun Muş Ovası'na nasıl bir kirlilik taşıdığını defalarca dile getirdik. Hakkâri'de işletme ruhsatı verilmemiş âdeta 1 metrekare yer kalmadı, abartmıyorum, gerçekten Hakkâri coğrafyasına bakın, bunu görürsünüz. "Gabar'da petrol çıkarttık." dediniz, Gabar'ı katlettiniz. İşte, petrol fiyatları ortada. İşte, enerji krizi ortada. Demek ki bunlar yöntem değil. Peki, sıra neye geldi? Sıra Şavşat'a geldi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Artvin Şavşat'ta şimdi açık madencilikle patlamaya dayalı bir ruhsatlandırma ve çalışma başladı. "ÇED gerekli değildir." raporu alınıyor. 10 tane köy doğrudan etkileniyor. Orada dinamit patlatarak aslında hem doğayı katlediyorsunuz hem 10 köyün boşaltılmasına, oradan göç edilmesine dair bir basıncı yaratıyorsunuz. Dolayısıyla, böyle bir madencilik anlayışı söz konusu olamaz, kaldı ki artık bu tür bir madencilikten uzaklaşma zamanı gelmiştir, bu madenciliğin Türkiye ekonomisine de Türkiye toplumuna da hiçbir katkısı yoktur, sadece maden şirketlerini destekleyen, onları zenginleştiren ama ekolojik yıkımı besleyen bir anlayıştır; buna bir an önce son vermek ve bir daha da hiçbir alanda "ÇED gerekli değildir." raporundan uzak durmak gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; "Ekolojik alandaki, ekonomik alandaki bu yıkımların arkasında ne var?" diye dönüp bakarsak aslında ısrarla sürdüregeldiğiniz ekonomik program var. Bakın, biraz önce Merkez Bankası faiz politikasını bir kez daha açıkladı, ağustos ayında açıklamayacak, 10 Eylüle kadar faizleri sabit tuttu, faizler yüzde 37'de sabit tutuldu; bu, şu demek: Program artık başarısız değil çökmüştür, program çöktükçe ekonomi de çöküyor. Şimdi, bu programdan artık çıkmak lazım. Yüksek faizle finans kapitali fonluyorsunuz, ucuz krediyle sınai kapitali fonluyorsunuz. Siz sermayeyi fonladıkça halk yoksullaşıyor, siz sermayeyi fonladıkça çiftçi yoksullaşıyor, gıda enflasyonu artıyor, açlık artıyor, işsizlik artıyor ama siz sermayeyi fonlamaktan vazgeçmiyorsunuz. Yüksek faizin yansıması nerededir?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun devam edin, son dakikanızı veriyorum.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Bütçededir, işte bütçe açığına bakıyorsunuz, bütçe açığının en temel nedeni nedir? Faiz ödemeleri. Diğer taraftan, vergi harcaması yapmaya devam ediyorsunuz; işte, görüştüğümüz yasada da bu çok net, bariz bir şekilde ortaya çıkıyor; hâlâ enerji şirketlerini fonlamak adına vergi muafiyetleri, istisnaları yani vergi harcaması yapmaya devam ediyorsunuz. Bu programı bir an önce sonlandırmak gerekiyor, bu program sonlandırılmadığı sürece ekonomik krizden çıkmanın olanağı yoktur.

Teşekkür ediyorum.