GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:114
Tarih:23.07.2026

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bundan tam yüz yedi yıl önce Erzurum'da "Millî sınırlar içerisinde vatan bir bütündür, parçalanamaz." şiarıyla Erzurum Kongresi toplandı ve Millî Mücadele'nin şahlanışının işaretini verdi. O gün şahsi çıkarlarını milletin istiklalinin üzerinde görenlere karşı millî iradenin ve cumhuriyetin temellerinin atıldığı gün. Biz bugün o kongrenin toplayıcısı, Başkanı olan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere o kongreye gelen, emek veren tüm Millî Mücadele kahramanlarını rahmetle ve saygıyla anıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar) Onlardan aldığımız millî iradenin tek güç olacağı ve millî egemenliğin saraydan alınıp millete verildiği inancı bugün de cumhuriyete sımsıkı sarılmakla bizi ödevlendirmektedir. Aynı şekilde, yarın 24 Temmuz, ulusal bağımsızlığımızın uluslararası hukuk seviyesinde ve uluslararası camiada tescillendiği Lozan'ın 103'üncü yıl dönümü. Lozan kahramanı 2'nci Cumhurbaşkanımız Sayın İsmet İnönü'yü, Lozan'daki tüm delegasyonu ve elbette Millî Mücadele'nin Komutanı Mustafa Kemal Atatürk'ü, şehitlerimizi rahmetle, saygıyla, minnetle anıyoruz. Lozan, savaş meydanlarında büyük kahramanlıklarla kazanılmış olan İstiklal Savaşı'nın uluslararası hukuk düzeninde ve camiada kabul edilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti'nin tapu senedinin herkes tarafından kabul edilmesi anlamına gelir. Bu nedenle, Lozan, aslında cumhuriyetimizin temel ilkelerini de göstermektedir ve cumhuriyetimizin millî egemenliğe dayanan, tek adamı reddeden niteliği bugün hâlâ hepimiz için bir ödevdir bir görevdir ve bir tek adam rejimine mahkûm edilmiş olan cumhuriyetimizin aslında bize yüklediği en temel görevidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Merkez Bankası faiz politikasını açıkladı, faizleri artırmadı. Bunun anlamı artık Şimşek ekonomik modelinin tamamen çökmüş olduğudur, yerle bir olmuş olduğudur. Bakın, Mehmet Şimşek geldiğinde "Rasyonel politikalar uygulayacağız." dediğinde faiz yüzde 8,5'tu, bugün yüzde 37. Gerçek faiz, Merkez Bankasının gece gecelik borçlanması gerçekte yüzde 40, Hazine borçlanma kağıtları yüzde 42'lerde, mevduat faizleri yüzde 50'lerde, vatandaşın kullandığı kredi faizleri yüzde 60'larda; geldiğinde enflasyon yüzde 40 civarındaydı, şimdi yüzde 32'lerde. Yani üç yılda -neredeyse üç yılda- enflasyonu yüzde 40'tan yüzde 32'ye 8 puan düşürmek için para babalarına, faiz rantiyecilerine oluk oluk para akıttılar ve sonuçta ne elde edildi? Hiçbir şey. Bu faizi, 23.552 liraya layık gördüğünüz emekliler, 28 bin lira sefalet ücretine mahkûm ettiğiniz asgari ücretliler, umutsuzlar, işsizler, yoksullar, memurlar ödüyor ama bu paraları siz bir çırpıda para babalarına, Londra bankerlerine, yerli bankerlere, faiz rantiyecilerine yani sizi gerçekten destekleyenlere, sizin iç içe olduklarınıza aktarmaya devam ediyorsunuz ve sonra da dönüyorsunuz "Emekliye, memura, işçiye para yok." diyorsunuz. Oysa, bu ekonomik modelin artık çöktüğü, artık taşınamaz olduğu, milletin sırtında büyük bir kambur olduğu anlaşılmış olmalıdır. Bu nafile çabalardan vazgeçin ve trilyonlarca lirayı faiz baronlarına ödemeyi durdurun.

Bu paralar nereye gidiyor Sayın Başkan? Bu paralar yağlı ballı ihalelere gidiyor, hem de öyle ihaleler ki... Bakın, kendisi İBB soruşturmasında tutuklanmış, güya etkin pişmanlık adı altında tahliye edilmiş, ihaleye fesat karıştırmaktan sorumlu olan ve hâlâ yargılanan Mehmet Karataş ve 2 oğlu 21/(b)'yle 1 milyar 579 milyon liralık ihale almış Devlet Su İşlerinden.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MURAT EMİR (Ankara) - Bir kişi düşünün, ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet, irtikap suçlarından tutuklanıyor, hâlâ yargılanıyor ama diğer taraftan bu kişiye 1,5 milyar liralık ihale veriliyor. Bu, iftiracı olmanın karşılığıdır. Üstelik de bu ihale 21/(b) davet usulüyle getiriliyor. "İtiraf et, çamur at, hem tahliye ol hem de bunun üzerinden merak etme, para kazanmaya devam edeceksin." İşte, sizin İBB soruşturmanız da, güya bizim belediyelere karşı yaptığınız yolsuzluk soruşturmalarının içi de budur. Somut delil yok, bir kuruş para yok, para hareketi yok, zenginleşme yok, döviz bürosu yok, alım satım yok, ambulansla kaçırılan paralar yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

MURAT EMİR (Ankara) - Ne var? İhalelerle zengin ettiğiniz iftiracılar, itirafçılar var.

Sayın Başkan, kısaca vakıf üniversitesi meselesine de değinmek isterim. Tabii, devlet üniversitelerinde ağır bir sorun devam ederken vakıf üniversitelerinde de olağanüstü zamlar olduğunu görüyoruz. Bakın, burada isim vermeye gerek yok, başta tıp fakülteleri olmak üzere yüzde 159, yüzde 100, yüzde 120, eczacılık fakülteleri, diş hekimliği fakülteleri, işletme fakülteleri zam yapmışlar. Türkiye'de sizin resmî enflasyonunuz yüzde 32. Memurun maaşına, emeklinin maaşına, asgari ücrete yüzde 32 kadar dahi vermiyorsunuz ama vakıf üniversitelerinin önünü açmışsınız, büyük bir saltanat var orada ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı eğer çocuğunu arzu ettiği bölümünde okutmak istiyorsa yılda 3 bin, 5 bin euro karşılığında İtalya'da, Polonya'da, Macaristan'da, başka ülkelerde eğitimine devam ettirebiliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

Son dakikayı veriyorum.

MURAT EMİR (Ankara) - Bu akıl dışı, bu eğitimi temel bir hak olmak değil de ticari bir meta gibi algılayan anlayıştan vazgeçilmelidir ve vakıf üniversitelerinin böylesine pervasızca zam yapabilmesinin mutlaka önüne geçilmelidir.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)