| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 114 |
| Tarih: | 23.07.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; evet, bir Kıbrıs meselesi var ve bu meselenin çözüme kavuşamamış olmasının birçok nedeni var. Bu meseleyi çözebilmek için öncelikle her şeyden önce halkların kendi kaderini tayin hakkı konusunda tartışmasız bir anlayışı ortaya koymalıyız. Dolayısıyla, Kıbrıs halkları... Kıbrıs'ta yaşayan birçok halk var bildiğiniz gibi, tabii ki oradaki Türklerin de haklarını savunabilmemiz için her şeyden önce onların kendi öz iradelerine gereken saygıyı göstermek zorundayız. Kıbrıs meselesi sadece tabii ki ada sınırlarında bir çözüme kavuşturulacak bir mesele değil. Bulunduğu coğrafi konum nedeniyle hem ekonomik hem siyasi diplomasi alanında çok kritik bir coğrafyayı bize gösteriyor. Dolayısıyla özellikle de bugün, dönüp baktığımızda, Kıbrıs ekonomisine baktığımızda, Kıbrıs ekonomisinin içinde bulunduğu zorluklara baktığımızda, aslında, biz Kıbrıs'la yaptığımız ilişkilerde yoksulluk ihraç ediyoruz, yoksulluk ithal ediyoruz. Dolayısıyla Kıbrıs ekonomisinin potansiyelini kullanabileceği koşullardan olabildiğince uzaktayız. Bu uzakta olmamızın en temel nedenlerinden biri tabii ki siyasi statüsü. Bu statüyü aşmak Kıbrıs halkları için çok çok kritik öneme sahip. "Kıbrıs ekonomisi" deyince aklımıza ne geliyor? Kumar kapitalizmi, bahis kapitalizmi. Dolayısıyla öyle bir köhne ve karanlık bir kapitalist ilişkiler içine sürüklemişiz ki bu ekonomiyi sadece ve sadece Türkiye'den giden taşıma suyla değirmenin dönmesini bekliyoruz. Oysa Doğu Akdeniz ve Akdeniz, Avrupa, Kuzey Afrika hinterlandında önemli bir merkez olma özelliğini sağlıyor ve Kıbrıs halklarının refahı açısından ve tabii ki bütün bölge açısından büyük bir öneme sahip.
Son olarak, ekonomik anlamda oynadığı bu kritik rolün yanı sıra siyasi diplomasi anlamında da çok çok önemli. İşte, Orta Doğu'daki gelişmelere bakıyorsunuz, IMEC Projesi'ne bakıyorsunuz, İsrail'in yayılmacı politikalarına bakıyorsunuz, emperyalist güçlerin işte ortaya koymuş olduğu, sahnelediği meselelere bakıyorsunuz. Türkiye burada gerçekten bir çözüm gerçekleştirecekse dolayısıyla bütün bu hinterlandı, Karadeniz'den Orta Doğu'ya, işte Uzak Doğu'dan Batı'ya kadar bütün bu hinterlandı gerçek bir diplomasiyle, siyasetle, rasyonel bir akılla yönetmek zorundadır. Bu diplomasinin dayanacağı şey her şeyden önce -Osmanlı bakiyesinden bahsediyoruz ya, bu hinterlant bir yerde ona tekabül eder- gerçekten burada artık o köhne bir diplomasi anlayışıyla değil, yeni bir diplomasi anlayışıyla burayı yönetmek lazım. Bu diplomasinin dayanacağı en önemli zeminlerden biri barış diplomasisi olmak zorundadır. Her şeyden önce bölgede yaşayan bütün halkların bir arada yaşayabileceği, emperyalist kodlardan kurtulmuş, sömürgeci anlayışlara karşı bir demokratik ulus yaklaşımıyla bir barış diplomasisini Türkiye var etmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SEZAİ TEMELLİ (Devamla) - Türkiye diplomasisinin en büyük eksikliği budur. Orta Doğu'da da Kıbrıs'ta da Batı Trakya'da da yani bütün bu hinterlantta sınırlarınız farklı olabilir ama orada yaşayan halklarla olan müktesebatınız sizin bu diplomasiyi var etme zorunluluğunuzdur. Bu diplomasiyi var etmedikten sonra sadece model dayatarak "Yok, iki devletli çözüm. Yok, başka çözüm." diyerek yol almanız mümkün değil. İşte, Avrupa Birliğiyle yapılan görüşmeler, ilişkiler ortada. Avrupa Birliğiyle bir tarafıyla birlik üyesi olmaya çalışıyoruz, öbür tarafıyla Kıbrıs meselesinde başka bir yolda gitmeye çalışıyoruz ki bu kadar çelişik bir anlayışla üretmiş olduğunuz diplomasinin kimse tarafından ciddiye alınmasını da beklemeyin.
Teşekkür ederim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)