| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 115 |
| Tarih: | 24.07.2026 |
YÜKSEL ARSLAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 25'inci maddesi üzerinde söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Teklifle genel aydınlatma giderlerine merkezî yönetim tarafından sağlanan desteğin süresi 31 Aralık 2030'a kadar uzatılmaktadır. Bu yönüyle düzenleme, genel aydınlatma hizmetinin devamlılığı açısından olumlu bir adımdır. Ancak aynı maddeyle belediyelerin ve il özel idarelerinin genel bütçe vergi gelirlerinden yapılacak kesinti oranları da önemli ölçüde artırılmaktadır. Büyükşehir belediyeleri ve il özel idareleri için kesinti oranı yüzde 10'dan yüzde 30'a, diğer belediyeler için de yüzde 5'ten yüzde 15'e çıkarılmaktadır. Yani merkezî bütçenin katkısı sürdürülürken bu hizmetin mali yükünün daha büyük bir kısmı yerel yönetimlerin omuzlarına bırakılmaktadır.
Değerli milletvekilleri, ne yazık ki karar yetkisiyle mali sorumluluk aynı elde de değildir. Sokakların nerede, ne kadar, hangi standartlarda aydınlatılacağına büyük ölçüde il aydınlatma komisyonları karar vermektedir. Bu komisyonlarda belediyeler tek başına belirleyici de değildir fakat kararın mali sonucuna geldiğimizde faturaların önemli bölümü belediyelere kesilmektedir. Bu durum, kamu yönetiminin en temel ilkelerinden biri olan yetkiyle sorumluluğun birlikte taşınması anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Üstelik bugün birçok belediye artan personel giderleriyle, yüksek enerji maliyetleriyle, borç yüküyle ve azalan gelirlerle hizmet üretmeye de çalışmaktadır. Böyle bir dönemde yerel yönetimlerin mali yükünü daha artırmak, belediyelerin yatırım kapasitesini zayıflatacak, vatandaşa sunulan hizmetleri de olumsuz etkileyecektir.
Sayın milletvekilleri, yerel yönetimlerden söz açılmışken yalnızca mali sorunlar değil son dönemlerde oluşan yönetim iklimini de konuşmak zorundayız çünkü belediyeler bugün sadece bütçe baskısıyla değil hukuki ve idari belirsizliklerle de karşı karşıyadır. Bu nedenle şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum: Zimmet, irtikap ve ihaleye fesat karıştırma gibi suçların işlendiği şüphesinin varlığı hâlinde ilgili idari otoritenin iznine gerek olmadan doğrudan soruşturma başlatılabilir. Ancak bu gibi suçların işlenip işlenmediği kolluk marifetiyle araştırılıp tespit edilemez. Bu suçlar ancak idarenin iş ve işlemleriyle ilgili belgeler üzerinden yapılacak incelemeyle tespit edilebilir. Bu inceleme de ancak müfettişler marifetiyle yapılır. Söz konusu suçların işlendiği hususundaki ihbarlar üzerine doğrudan cumhuriyet başsavcılığı tarafından kolluk marifetiyle harekete geçme yerine İçişleri Bakanlığından veya ilgili valilikten müfettiş incelemesi yaptırılmasının talep edilmesi ve sonucuna göre soruşturmaya devam edilmesi doğru olan yöntemdir. Bu yöntem izlenmeden başta belediye başkanı olmak üzere, kaçacak durumda olmayan ve delilleri karartma tehlikesi bulunmayan kamu görevlilerinin toplu olarak gözaltına alınması ve hatta tutuklanması belediye ve ilgili kamu kurumlarını çalışamaz hâle getirmektedir. Özellikle mağduriyetten başka bir sonuç da ortaya çıkarmıyor.
Değerli milletvekilleri, kamu yönetiminde güven duygusu kaybolursa karar alma cesareti de kaybolur. Bugün birçok belediye yöneticisi attığı her imzada hukuki sorumluluktan değil, keyfî uygulamalardan endişe duymaktadır. Bunun yanında, sosyal medya üzerinden faaliyet gösteren bazı trol hesaplar da belediye başkanlarını, bürokratları ve kamu yöneticilerini sistemli biçimde hedef göstermekte, baskı altına almaya ve tehdit etmeye çalışmaktadır. Ne yazık ki bu hesaplar iktidarı hedef almadıkları sürece herhangi bir işlem de yapılmamaktadır. Oysa hukuk kişilere göre değil, ilkelere göre işlemelidir. Hiç kimse görevini yaparken linç kampanyalarıyla sindirilememelidir; hiçbir kamu görevlisi sosyal medya baskısıyla karar vermek zorunda bırakılmamalıdır çünkü herkes kendi ayağının sağlam basacağı zemin ister. Oysa önemli olan, herkesin ayak basabileceği ortak bir zemin olmalıdır. İşte o ortak zeminin adı hukuktur, adalettir, eşit uygulamadır, öngörülebilir kamu yönetimidir.
Sayın Başkan, yerel yönetimler merkezî idarenin rakibi falan da değildir, vatandaşa hizmette en önemli paydaştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
YÜKSEL ARSLAN (Devamla) - Onların mali yükünü artırırken karar mekanizmalarında daha güçlü söz hakkı vermeden, hukuk güvenliğini sağlamadan, idari belirsizlikleri gidermeden yapılacak her düzenleme eksik kalacaktır.
Bu düşüncelerle Genel Kurula saygılar sunuyor, hayırlı akşamlar diliyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)