GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:115
Tarih:24.07.2026

SIRRI SAKİK (Ağrı) - Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; ben de hepinize iyi bir akşam diliyorum. Bu akşam Ağrı'dan, serhaddin en yoksul kentinden bahsedeceğim, ilçelerinden bahsedeceğim. Diyadin ilçemiz cumhuriyetle yaşıt yani yüz yıllık bir ilçemiz, burası aslında çok tarihî güzellikleri olan bir ilçemiz. Buralarda kanyonlar var, kaplıcalar var, Murat Nehri oradan doğar, gider Fırat'la buluşur, Dicle'yle buluşur, bereketler götürür. Dünyanın en güzel yerlerinden biri ama orayı talan etmişler. Gidin, orada bir ahtapot gibi holdingler, madenciler, altın arayanlar, HES projeleri, GES projeleri; bu kenti kuşatma altına almışlar. Oysaki bu kent yaralı bir kent. Bu kırk yıllık çatışmalı süreçte bu kentler hepsi yaralı. Bizim görevimiz, bunların yaralarını sarmamız gerekirken tam tersi, oraya giden güvenlik birimleri, oradaki amirler kenti germeye devam ediyorlar.

Şimdi, orada görev yapan bir kaymakam birkaç kez burada seslendirdim, kaymakam ön yargılı, kente bir düşmanlık ediyor. Kış aylarında biri yaşamını yitiriyor, arıyoruz: "2 metre kar var, ya, cenazeyi kaldıracağız." "Bizim görevimiz bu değil." diyor. Peki, göreviniz ne, niye oradasınız? Böyle bir düşmanlık. Sonrası, bu kaymakam camilerde Kürtçe hutbe okunduğu için orada herkesi cezalandırıyor hatta "Okullarda öğretmenler kendi aralarında Kürtçe konuşamaz." diyor, öğrencileri bile tehdit ediyor "Bu dili konuşamazsınız." diyor. Şimdi, böylesi yöneticiler orada ne yapabilirler?

Bakın, ben, yakın tarihte Sayın Cumhurbaşkanıyla görüştüm, kendisine anlattım, dedim ki: Sayın Cumhurbaşkanım, kentte önemli bir süreci götürüyoruz. Bu kent de, bu bölge de özellikle -bütün Türkiye'de olması gerekir ama- uzun yıllardır o coğrafya farklı hukuklarla yani cumhuriyetin kuruluşundan bugüne kadar farklı hukuklarla yönetildi; eğer barışacaksınız, ilk önce, bu halka düşmanlık eden oradaki yöneticileri alın. Buradan tekrar sesleniyorum.

Bakın, oradaki kaymakam ne yapıyor? Bir belediyemiz var orada, Türkiye'nin en yoksul belediyesi, orada bütün maden ocakları geçiyor, yer altı bütün o yapıları yerle bir etmiş, orada altın aranıyor, Koza orada ama gidiyor belediye, oradan, Murat'tan kum aldı diye 1 milyon lira ceza kesiyor. Yahu kardeşim, Murat o halkın, o nehir onların, kum onların, doğa onların. Siz hangi gücünüzü kullanıyorsunuz halkı cezalandırıyorsunuz? Buna hakkınız yok ki. Oradan kamyonlar geçiyor, moloz götürüyorlar, gidiyor belediye 3 milyon lira ceza kesiyor. Şimdi, böyle yöneticilerle bu topraklarda siz barışı inşa edemezsiniz. Orada Karayolları yolları söküyor, asfaltları götürüp çöpe atıyor; Belediye Başkanımız gidiyor, talep ediyor ama o kadar düşman ki oradaki kaymakam "Çöpe gitsin ama DEM belediyelerine bunlar gitmesin." diyor. Şimdi böylesi büyük bir felaketle iç içeyiz. Buradan sesleniyorum: Hiç kimsenin buna hakkı yok. Bu şekilde, siz, oralarda yaralı olan o kentlerin yarasını saramazsınız. Empati yapmalısınız, Kürtler "..."(*) diyor yani Türkçesi de kendini benim yerime koy. Eğer siz Kürtlerle barışacaksanız, ilk önce bir "..."(*) yapacaksınız, empati yapacaksınız, kendinizi Kürtlerin yerine koyacaksınız. Diyeceksiniz ki: "Ey Kürt kardeşlerim, biz size şu cumhuriyet kurulduğu günden bugüne kadar haksızlık ettik, size zulüm eden yöneticileri gönderdik, gelen herkes, herkes orada size parmak salladı. Şimdi, görev, hepimiz barışı sağlayacağız, birlikte büyük bir ülkeyi inşa edeceğiz, demokratik bir ülkeyi birlikte inşa edeceğiz."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

SIRRI SAKİK (Devamla) - Bu bir lütuf da değil demokrasi böyle emreder, insanlık böyle emreder. İnsanlığı, demokrasiyi büyütmenin görevi başta işte söylediğim gibi bu bürokratların bölgeyi bir an önce terk etmesidir ve biz onların ensesinde olacağız. Bizim dilimize, bizim kimliğimize, bizim inançlarımıza öyle parmak sallayamazsınız. Biz bu inançlar için, bu dil için, bu kültür için vallahi kırk yıldır ölüyoruz, kırk yıldır dağlardayız, kırk yıldır zindanlardayız, sürgündeyiz, bizi böyle bilin. Bizim dilimize, kimliğimize, kültürümüze, inançlarımıza saygı duyun. Bu bir lütuf da değil. Ben, bütün yetkilileri bu konuda duyarlı olmaya davet ediyorum, Parlamentonun bu konuda hassas olması gerektiğine inanıyorum. Bu, hiçbir yerde olmamalı, sadece Kürt coğrafyası değil diğer yerlerde de aynı uygulama olmalıdır diyorum.

Herkese iyi akşamlar.

Başkanım teşekkürler, sağ olun. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)