GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:116
Tarih:28.07.2026

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Başkan.

Sizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün sabahleyin kalktığımızda, Antalya ili Kaş ilçesi Üzümlü'deki orman yangını haberiyle uyandık. Başta Antalya Valiliği olmak üzere Antalya'daki bütün resmî kurumlar ve itfaiye ekipleri sürece müdahale etmiş, yangını kontrol altına almaya çalışıyorlar. Öncelikle orada bu mücadeleyi veren herkese yürekten teşekkür ediyorum. Ancak Parlamentoda o gün olan milletvekilleri hatırlayacaktır ki daha yaz gelmeden önce özellikle bu konuya ilişkin Türkiye'nin kaderi olan, son on on beş yıldır kaderi olan bu orman yangınlarına ilişkin hem milletvekillerimiz müstakil hem de grup olarak önergeler verdik. Önergeleri verirken bu bizim kendimizle alakalı bir durum değil, biz otel sahibi değiliz, bizim kendi ormanlarımız da yok. Biz bu memleketin ormanlarını, doğasını, çevresini hepimizin olarak kabul ediyoruz ve bunlara ilişkin ortak akılla, Parlamento kültürüyle nasıl bir çözüm yaratırız diye önergeler verdik. Bu önergelerin hepsi reddedildi; burada bu istişare kültürünün nasıl bir ezber üzerinden, nasıl bir "Ben bilirim." deformasyonuyla ötelendiğine basit bir örnek.

Yine, Antalya'da ormanlarımız yanarken ve oradaki yetkililer mücadele ve müdahale etmeye çalışırken Antalya'da başka bir problem daha yaşıyoruz. Alanya'da çöp yığınları sahile vurmuş durumda çünkü Avrupa'nın pisliğini -Avrupa'nın pisliğini- cennet vatanımıza getirip Adana ve Mersin'de işleyen kontrolsüz tesislerdeki plastik çöpler kıyı akıntılarıyla Antalya-Alanya sahillerine kadar ulaşmış durumda. Bu konuya ilişkin Turizm Bakanlığına, Tarım Bakanlığına, Ticaret Bakanlığına ve Çevre Bakanlığına gerekli soru önergelerini verdik. Bu soru önergelerinin cevabına göre de Parlamentoda bir araştırma önergesi talep edeceğiz çünkü bu memleket için, hepimiz için can yakıcı bir durum.

Bugün aslında bu konuya, bu meşhur terörsüz Türkiye konusuna hiç girmek istemiyordum. Adalet ve Kalkınma Partisinin Sözcüsü Ömer Çelik, böyle bir siyasetçiye ya da devletle ilgili bu kadar önemli ve hassas bir konuya hiç yakışmayacak bir üslupla "ince işçilik" tanımıyla bir açıklama yapmış, bir beyanat vermiş 27 Temmuz 2026 tarihinde. Bu açıklamasında... "İnce işçilik aşamasındayız." haberin başlığı bu, beyanı bu ve devamında diyor ki: "Devletin niteliklerinden ve milletin değerlerinden verilen bir taviz yoktur." Bu, Adalet ve Kalkınma Partisi Sözcüsü; "ince işçilik" diyor.

Şimdi, aynı Adalet ve Kalkınma Partisi Sözcüsü Ömer Çelik'in 28 Ocak 2025 tarihli açıklaması; İmralı'daki ziyaret trafiğinin tamamlandığını ve sürecin bir pazarlık olmadığını öne sürerek: "Bundan sonra beklenen, terör örgütünün tasfiye edilmesiyle ilgili çağrının ortaya çıkması." Bu, yine AK PARTİ Sözcüsünün 3 Mart 2025 tarihli beyanı; devlet bütün bu süreçlerin karşılığında ne verdi, hangi tavizi verdi gibi açıklamaları gördüklerini belirten Çelik: "Çok net bir şeydir, devletin nitelikleri konusunda ve milletimizin değerleri konusunda herhangi bir pazarlık süreci yoktur."

Eski Adalet Bakanı, "Türkiye bir hukuk devletidir." demekten başka hiçbir icraatı olmayan eski Adalet Bakanı: "Silah bırakma şartı yerine getirilmezse terörle mücadele devam eder." Yine eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 30 Nisan 2025: "Topun iktidarda olması vesaire söz konusu değil. Burada bir müzakere, bir pazarlık söz konusu değil." Bu, Adalet Bakanıydı.

Yine, AK PARTİ Sözcüsü Ömer Çelik, 13 Temmuz 2025: "Süreç herhangi bir şekilde al ver süreci değildir." AK PARTİ Genel Başkan Hüseyin Yayman 9 Ağustos 2025: "Bu süreçte asla bir al ver süreci yoktur." Sayın Numan Kurtulmuş Meclis Başkanımız: "Bu süreç içerisinde terör örgütüyle hiçbir pazarlık yapılmamış, bundan sonra da yapılmayacaktır." Yine Sayın Numan Kurtulmuş 26 Ağustos 2025: "Bu sürecin hiçbir noktasında terör örgütüyle hiçbir pazarlık yapılmamıştır." Sayın Hayati Yazıcı: "Al ver durumu söz konusu değildir."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Böyle, böyle, böyle devam ediyor. Bir tane de hadi bir Komisyon Başkanından örnek vereyim: Sayın Cüneyt Yüksel sürecin en kritik aşamasının terör örgütünün silah bırakması ve kendisini tamamen feshetmesi olduğunu belirtti. Bu kapsamda, silah bırakma sürecinde somut, doğrulanabilir ve geri dönülemez şekilde gerçekleşmesi teğit mekanizmaları gereklidir. Süreç, öncelikle silahların tamamen bırakıldığının ilgili kurumlarca teyit edildiği bir zeminde ilerleyecek, sonrasında ihtiyaç duyulması hâlinde gerekli yasal düzenleme yapılacak. Bu da Parlamentoda İYİ Parti dışında tüm parti gruplarının katıldığı komisyonun raporu. Komisyon raporunun 35'inci sayfada da diyor ki: "Fesih ve silah bırakmanın istihbarat-güvenlik birimlerince sınırlarımız dışındaki durumlar dâhil tespiti, kamuoyuna yapılan beyanlarla sınırlı bir alan değildir. Beyanların takip ve teyitle anlam kazanacağı aşikârdır."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Ve diğer sayfalarda da aynı şekilde...

Şimdi bize ne denildi, vatandaşa ne denildi? Biz zaten dediklerinizi not alıyoruz da vatandaşa dediler ki: "Pazarlık yok, al ver yok." Şu an bu Parlamento bir aya yakın süredir bu bir kısmına göre "kök" bir kısmına göre "çerçeve yasa" diye bir yasa için bekletiliyor. Öyle hiç bu mazeretlere, hikâyelere falan gerek yok, burada hiç kimse hiç kimsenin aklıyla da dalga geçmesin. Bu yasada da özellikle hâlihazırda kendini feshettiği ilan edilen örgütün yöneticileri o kıyafetlerle örgütün merkezlerinde açıklamalar yapıyorlar gazetecilere her gün bir demeç veriyorlar, her gün bir demeç veriyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun son dakikayı veriyorum.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Her gün örgüt yöneticileri demeç verirken -ki bu örgüt yöneticileri terör örgütü yöneticileri- her ne kadar iktidar tarafından bunlara "PKK mensubu" deniliyor, bunlar PKK terör örgütünün üyeleri; PKK mensubu değil, bunlar bir sivil toplum örgütü değil, bunlar terör örgütü. Bunlar silah bırakmamış, örgüt devam ediyor. "Hiçbir al-ver yok." diyor koca koca adamlar, koca koca makamlardaki adamlar. Bugün Parlamentonun gündemine ama öyle ama böyle teröristlere af, teröristlere infaz indirimiyle ilgili alıştıra alıştıra, alıştıra alıştıra yasa teklifi getirilmeye çalışılıyor. Eğer bu ülkenin iktidar partisi sözcüsünün, Adalet Bakanının, Meclis Başkanının, Millî Savunma Bakanının, komisyon başkanlarının sözüne itimat etmeyecekse bu vatandaş kimin sözüne itimat edilecek ya kimin sözüne itimat edecek?

Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.