| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 117 |
| Tarih: | 29.07.2026 |
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; orman yangınları yaz mevsimi başladıktan sonra artmaya başladı. Önce Fethiye'de, sonra Antalya Kaş'ta, şimdi de Muğla Seydikemer'de çok ciddi orman yangınları var. Orman vasfına sahip olan ülkelerde bu tür yangınlar her zaman oluyor ama orman yangınları... Sezon başlamadan önce tedbirlerin alınması gerekiyor.
Burada araştırma önergeleri verildi, soru önergeleri verildi ve yıllardır da bu konu Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündeminde, kamuoyunun gündeminde. Hatay'dan Çanakkale'ye kadar çok ciddi ormanlarımızı kaybediyoruz; zaman zaman sedir ormanlarımızı, zaman zaman çam ormanlarımızı, zaman zaman bal ormanlarımızı kaybediyoruz ve erozyonla karşılaşıyoruz; ekolojik dengeyi, nebatat ile hayvanatımızı kaybetmiş oluyoruz. O nedenle, bununla ilgili olarak ciddi bir çabanın ve çalışmanın olmadığı inancı içerisindeyiz. "Neden?" diyeceksiniz. Bir bakana yazı yazıyoruz, bir bakan geçmişte demeç veriyor, diyor ki: "Gece görüşlü helikopterlerimiz geceleyin çalışmaya başladı." Ama daha sonra gelen bir bakan ise gece görüşlü helikopterlerinin olmadığını söylüyor. Hangisininki doğruydu? İkisi de yanlıştı çünkü doğruyu söylemiyorlardı. Bununla ilgili olarak ciddi çalışmaların yapılması lazım, ta ki Hatay'dan Çanakkale'ye kadar. Orman yangınları başlamadan önce yani yaz mevsimi gelmeden önce helikopterler, gece görüşlü helikopterler, uçaklar, gece görüşlü uçaklar hazır olmalı veyahut da orman muhafaza memurları, sivil toplum kuruluşları bu konuda azami gayret sarf etmek zorundadırlar çünkü geleceğimizi kaybediyoruz. Bu noktada da bir kez daha iktidar partisini uyarma lüzumunu hissediyorum ve bununla ilgili çaba sarf etmeleri gerektiğini söylüyorum.
Kosova'daydım, Kosova Mamuşa Türklerin yaşamış olduğu bir belde; yüzde 90'ı Arnavut Müslümanlardan oluşuyor, yüzde 8'i Müslüman Türklerden oluşuyor, yüzde 2'si ise Sırplardan oluşan bir yer. Mamuşa'da Uluslararası Domates Festivali yapmışlardı. Mamuşa bölgesi tarımda çok güçlü ve Kosova'nın bütün domates ihtiyacını burası karşılıyor, geriye kalan yüzde 80 domatesi de Balkanlara ihraç ediyorlar fakat burada bir problem var. Nedir? Kosova'dan Türkiye'ye gelip okuyanlar var yani Kosova vatandaşı olan kişiler burada okuduktan sonra, ülkelerine döndükten sonra orada değerlendirilmeleri lazım; mesela, din görevlisi gibi. İlahiyat okumuşlar, yüksek lisans yapmışlar ama biz buradan din görevlisi gönderiyoruz. Bir kere orada Arnavutça bilmiyorlar, iki İngilizce bilmiyorlar yani o yörenin... Sırpça bilmiyorlar ama burada hem Arnavutça hem Sırpça hem Türkçe bilen, İngilizce bilen din görevlileri orada görev alabilirler ve 7 bin dolar da buradan gidenlere para veriyorsunuz. O nedenle o coğrafyayı bilen insanların görev almasında fayda var, bunu değerlendirmesi gerekir diyorum. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde Sayın Cumhurbaşkanına, Cumhurbaşkanı Yardımcısına ve aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanına da bir çağrıda bulunuyorum, bunları değerlendirin diyorum.
Dün Çankırı Caddesi'ndeydim. Nerede? Ankara'da, Ulus'ta, Çankırı Caddesi'ndeydim. Esnafları gezdim, birkaç alışveriş yapalım demiştik ve burada vatandaşlar, esnaflar şöyle bir şikâyette bulundular: 15 Temmuzdan sonra, 16-17 Temmuz sırasında yaklaşık 100'e yakın Maliye vergi memurları bunları, esnafları denetlemeye geliyorlar. Çok ilginçtir, lütfen, Adalet ve Kalkınma Partisinin Grup Başkanlığı... 2 Grup Başkan Vekili burada, 2 kişi buradalar, milletvekilleri burada, Sayın Bakan da inşallah dinliyordur ve duyar zaten, duymak zorunda. Burada giden memurlar, vergi memurları diyorlar ki birisine: "Sen 70 tane fiş kesmemişsin." Diğerine diyorlar ki: "80 tane kesmemişsin." Diğerine diyorlar ki: "100 tane kesmemişsin." "Çekil bakalım oradan, bilgisayar başından." Ki bununla ilgili izin almaları gerekir, izin de almamışlar, gelmişler Ali kıran baş kesen gibi esnaflardan haraç topluyorlar, Deli Dumrul gibi "Geçersen 5 akçe, geçmezsen 10 akçe." diyerek ve buradan vatandaş soruyor, esnaf diyor ki: "Benim 70 tane fiş kesmediğimi ispat edebilir misin?" "Ne ispatı? Bak, bu sefer de defterlerini isteriz senin. Defterlerini alır, götürürüz. Şimdi sana 250 bin lira ceza yazacağız. Bu sefer 3-4 milyon, 5 milyon ceza yazarız." diyorlar. İtiraz ediyorlar, doğrudur, uzun sürüyor ama bu paraları ödüyorlar. Lütfen, bakın, Türkiye'de iş adamlarının vergi borçlarını siliyorsunuz. Pardon, silmiyorsunuz. Burada Sayın Mehmet Şimşek ne demişti? "Silmiyoruz." demişti de Erhan Usta ile bendeniz şöyle demiştik: "Doğru, silmiyorsunuz, şöyle yapıyorsunuz, uzlaşma yapıyorsunuz. O iş adamlarını çağırıp 2 milyon dolar, 3 milyon dolar, 4 milyon dolar borcu olanlara, vergi borcu olanlara 'uzlaşma' adıyla sıfır kuruşa indiriyorsunuz, sıfır paraya indiriyorsunuz." Bunu söylüyorduk. Şimdi, esnafa zulmetmenize gerek yok, esnafa doğruca yaklaşın. Gidin bakın, hakikaten fiş kesmediyse cezasını verin, hakikaten vergi kaçırmışsa cezasını verin ama kalkıp da afaki olarak "70 fiş kesmemişsin. 80 fiş kesmemişsin. 90 fiş kesmemişsin." diyerek bu tür işleri yapmanıza gerek yok. Vatandaş bunun hesabını mutlaka sandıkta soracaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim.
Değerli milletvekilleri, yardım kuruluşları... Geçmişte şunlar vardı: KOMBASSAN, JetPA, efendime söyleyeyim, İhlas, YİMPAŞ gibi şeyler vardı. Bunlar Avrupa'da faaliyet gösteriyorlardı, Türkiye Cumhuriyeti devletine "kâfir devlet" diyorlardı tırnak içinde, sanki devletlerin Müslüman'ı olurmuş, kâfiri olurmuş, Hristiyan'ı olurmuş gibi; öyle olmaz, kişiler din mensubudur, devletlerin dini olmaz arkadaşlar. Devletlerin dini adalettir ve milletlerin dini de adaletle beraber ekmekleridir. Önce bunlarla uğraştık, bunlar milyar dolarları götürdüler, hesap sorulmadı. Ardından bankaların içi boşaltıldı, hatırlayın, off-shorelarla beraber, milyar dolarlar da buradan gitti. Daha sonra bu iktidar döneminde de Kızılayda bir vergi kaçırma oldu, "Vergiden kaçırma değil, vergiden kaçınma." dediler ve bu vergiden kaçınmayla... Daha önce de ben Adalet ve Kalkınma Partisinde Genel Başkan Yardımcısıyken bize AFAD'la ilgili gelen bilgiler vardı, o zamanın Başbakanının ve Cumhurbaşkanının gücü yetmemişti bunlara, açık ve net söylüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim.
Sonra bir FETÖ çıktı değerli arkadaşlar, bu FETÖ dinî duygularımızı, ahiret duygularımızı istismar ederek milyar dolarları da bunlar toplandılar; bunların da yardım kuruluşları vardı, bunlara da bir şey yapmadık. Eğer Türkiye hakikaten bir demokratik ülke olsaydı -cumhuriyet kurulur ama demokrasi inşa edilir- demokrasiyi inşa etmiş olsaydık, hukuk devletini kurmuş olsaydık, üstünlerin hukukunu değil de hukuk devletini inşa etmiş olsaydık ve insan haklarını zirveye taşımış olsaydık, şeffaf bir yönetim olmuş olsaydı, denetlenebilir bir yönetim olsaydı bunların hiçbiri olmazdı. Şimdi Adalet Bakanlığı "Alo Adalet" var ya, bir Adalet Bakanı var, öyle diyor ya "Kime dokunursa dokunsun, ucu nereye değerse değsin." falan, bunlarla ilgili işlemler yapılırdı, yapılmadı.
Şimdi de bir Ahbap çıktı. Bu AHBAP'la ilgili olarak da birileri bu şekilde ideolojik olarak "A, siz Kızılaya güvenmediniz. O gün 'Kızılay çadır sattı.' diyerek bunu ifsat ettiniz veyahut da bunlarla ilgili zemmettiniz, bunları kötülediniz, ondan sonra AHBAP'a döndünüz." Ya, AHBAP ile -daha önce söylediklerim- bankaların içini boşaltanlar, Kızılayda vergi kaçıranlar arasında ne fark var Allah aşkına!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Çok teşekkür ederim.
Onun için, bu AHBAP'la ilgili olarak da gelin, gerçekten doğru bir şekilde araştırmalar yapalım. Bu araştırmalarla beraber de bunlarla, kimse, bu milleti kandıran kimse, devletin parasını kim alıyorsa, bir kuruşundan milyar dolarlarına kadar, hepsine gereğini yapalım, hep beraber "Türkiye de bir hukuk devletidir." diyelim. Ama diyemeyeceksiniz, ben biliyorum çünkü şöyle yaklaşılıyor: "Bendensen ben görmem ama benden değilsen senin çöpünü ben çok rahat çöp dağları hâline dönüştürebilirim." diyor iktidar. Böyle bir uygulama yapıyor.
İnfaz yasası... Değerli arkadaşlar, şimdi, bir çerçeve yasa geliyor biliyorsunuz. Bu çerçeve yasayla beraber, gelin, burada, bütün, aynı noktada, infazla ilgili olarak da bütün mahkûmlar bir şeyler bekliyor. 430 bin kişi cezaevlerinde, 310 bin kişinin yaşayacağı yerlerde. Ben cezaevlerine çok sık gidip geliyorum. 2 kişi yatanlar var, on iki saat değiştirerek çarşaflarını yatanlar var, yerde yatanlar var. Bunlarla ilgili olarak yeniden ciddi bir infaz yasası düzenlememiz gerekiyor. 31 Temmuz Covid yasasında hatalar yaptınız, sonra düzelttiniz, gene hatalar yaptınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, son dakikayı veriyorum.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim.
Çek Yasası da geçmişte hatalıydı, insanlar cezaevine girmiyorlardı ve istismar ediyorlardı vatandaşı alım satımlarda, ticarette. Sonra ceza getirdiniz, hemen tutukluyorsunuz; bunlarla ilgili -borçlara göre- sınırlama getirirseniz "Üç ay sonra, altı ay sonra, bir sene sonra cezaevine girersin" diyerek çek yasasının da düzenlemeye ihtiyacı var. TCK 158'de de bazı kısmi düzenlemeler yapıldı, şimdi yapılmadı. Şimdi, aynı şekilde bütün mahkûmlar ciddi bir infaz yasası bekliyor. Bununla ilgili olarak da bir çalışma yapılması gerekmektedir.
Aynı zamanda, Muhsin Yazıcıoğlu davasıyla ilgili burada konuşmalar yaptım, yurt dışında bulunanlardan ses geldi. Hani, Nasrettin Hoca eşeğin kafasına vurmuş da arkadan ses gelmiş; beni bağışlayın, beni mazur görün; bakıyorum, ben burada konuşuyorum Muhsin Yazıcıoğlu davasıyla ilgili Avrupa'dan, Amerika'dan, Kanada'dan sesler geliyor: FETÖ'cüler. Bakın, Hükûmet, Türkiye'deki kanun hükmünde kararnamelerle binlerce, yüz binlerce insanın işine son verdiniz; beraat edenleri döndürmüyorsunuz, takipsizlik alanları döndürmüyorsunuz, hatta mahkemeden dönenlerle ilgili de buradan bir kanun çıkardınız...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim efendim, sağ olun.