| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 117 |
| Tarih: | 29.07.2026 |
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Dün Irak Başbakanının ülkemizi ziyaretinde eğitimden ulaştırmaya kadar toplam 5 önemli anlaşma imzalanmıştır. Bunlardan öne çıkan stratejik anlaşma Türkiye Petrollerinin Kerkük'teki dev petrol sahasına ortak olmasıdır. Türkiye petrollerinin Kerkük'teki petrol sahalarından hisse sahibi olması ve günlük 1 milyon varil petrol tedariki mutabakatı Türkiye'nin enerji bağımsızlığı yolunda atılmış çok önemli bir adımdır. Yüz iki yıl sonra Kerkük'te elde edilen bu stratejik kazanım, sadece ekonomik bir hamle değil, aynı zamanda gönül coğrafyamızla olan tarihî bağlarımızın yeniden ve çok güçlü bir tahkimidir. Küresel krizlerin ve jeopolitik fay hatlarındaki kırılmaların enerji tedarik zincirlerini derinden sarstığı günümüz dünyasında enerji güvenliği artık, doğrudan bir millî güvenlik meselesidir. Böylesi kaotik bir uluslararası konjonktürde hemen yanı başımızdaki komşumuzla kurduğumuz bu doğrudan, dostane ve güvenilir enerji hattı Türkiye'yi dış şoklara karşı koruyan stratejik bir kalkan vazifesi görecektir. Bu tarihî anlaşmayı mümkün kılan temel dinamik, kararlılıkla yürütülen terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonudur. Sınır ötesinde ve bölgemizde terörün, şiddetin gölgesi kalktıkça o karanlık iklim yerini kalkınma yolu gibi vizyoner projelere, enerji ortaklıklarına ve refaha bırakmaktadır. Güvenlik olmadan kalkınma, istikrar olmadan enerji arzı sağlanamaz. Bu stratejik adımların ülkemize, komşu ve dost ülke Irak'a ve bölgemize hayırlı olmasını diliyoruz.
Sayın Başkan, içinde bulunduğumuz çağ yalnızca siyasi rekabetlerin değil krizlerin de küreselleştiği bir çağdır. Savaşlar, ekonomik dalgalanmalar, salgınlar, afetler ve siber tehditler bütün devletlerin kurumsal kapasitelerini her gün yeniden sınamaktadır. Bu çağda devlet olmak sadece sınırları korumakla ilgili değildir; devlet olmak, ekonomiyi ayakta tutmak, enerjiyi güvenceye almak, gıdayı temin etmek, teknolojiyi geliştirmek ve milletin geleceğini planlamaktır çünkü devlet, adaletin, güvenliğin ve refahın teminatıdır; adalet olmadan düzen, güvenlik olmadan huzur, refah olmadan güçlü bir gelecek kurulamaz. Batı âleminin maddeyi manadan ayıran sömürgeci, ırkçı, darwinist ve materyalist anlayışı, kalkınma gayretlerini adalet, inanç ve ahlak ruhundan mahrum bırakmıştır. Oysa bizim pergelimizin sabit ucunda "Kemiyetin keyfiyete nispeten pek önemi yoktur." anlayışı vardır, madde ile mana, adalet ile refah bir bütündür. İşte bu yüzden, kriz çağında eski kalıpların tekrarı olmayan, piyasanın dinamizmini millî ahlak ve stratejik akılla buluşturan devlet anlayışı çok önemlidir. Bugün "devlet kapasitesi" dediğimiz şey, modern bekanın da kendisidir. Geçmişte beka çoğu zaman sınır boylarında aranırdı, bugün, enerjide, teknolojide, üretimde ve insan kaynaklarında savunulmaktadır. Zayıf devletler ülkesini küresel dalgaların merhametine terk ederken, güçlü devletler üreticisini destekler, sanayisini korur ve kriz anında vatandaşının yanında durur. Bu iradeyi hayata geçirmek kapsamlı bir millî seferberlik ruhu gerektirmektedir. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin işaret ettiği üzere, hem büyümeyi hem sosyal gelişmeyi hem de sosyoekonomik kalkınmayı sağlamak zorundayız. Bu seferberlik üçlü bir sacayağına dayanmalıdır. Birincisi, iktisadi seferberlik yani üretimin büyütülmesi, üretimde verimliliğin artırılması, enerjide bağımsızlık ve gelirin adil bölüşümü. İkincisi, teknolojik seferberlik yani savunma sanayisinde kazanılan özgüvenin yapay zekâya, siber güvenliğe, uzay çalışmalarına ve dijital ekonomiye yayılması. Üçüncüsü, kültürel seferberlik yani tarihî birikimimizin, insani değerlerimizin ve dayanışma kültürümüzün dünyaya etkili biçimde taşınması, bunu bir medeniyet tasavvuru olarak ortaya konulması.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Tüm bu kalkınma hamlelerinin önündeki en büyük engellerden biri olan terör sarmalından kurtulmak ülkülerimizin kilididir. Terörsüz Türkiye yalnızca bir güvenlik meselesi değil boşa harcanmak zorunda kalınan enerjinin çocuklarımıza okul, çiftçimize, esnafımıza destek, gençlerimize teknoloji merkezi olarak dönmesidir. Güvenlik mecburiyetiyle tüketilen imkânlar artık topyekûn kalkınma seferberliğine dönüşmelidir. Burada mesele devletin her şeyi yapması değildir, yön göstermesi, stratejik alanları koruması ve millî menfaatleri uzun vadeli bir akılla yönetmesidir. Bir devlet iyi örgütlenemiyorsa krizleri de yönetemez, doğru planlama yapamıyorsa geleceği de okuyamaz. Krizler çağında güçlü devlet krizler gelmeden hazırlık yapan devlettir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Üretimi, güvenliği, hukuku, adaleti, ahlakı ve millî bağımsızlığı aynı ufukta birleştiren bu bütüncül kalkınma vizyonu bizi 2053'ün lider ülke ve süper güç Türkiye hedefine ulaştıracaktır. Çünkü bugün milletlerin geleceği sadece cephede değil fabrikada, laboratuvarlarda, tarlada ve ahlakla inşa edilmiş adil bir düzende belirlenmektedir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.