| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 117 |
| Tarih: | 29.07.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi selamlıyorum.
İki hafta önce hukuk yargılamalarında iki duruşma arasında sürenin kural olarak üç ayı aşmamasını. Yine, yargılama süreleriyle alakalı olarak bilirkişi raporlarına ilişkin düzenlemeleri içeren On İkinci Yargı Paketi burada kanunlaştı. Bugün ise aynı sorunlara ilişkin bir araştırma önergesini görüşüyoruz çünkü hâkimin bulunmadığı, bilirkişi raporunun gelmediği, dosyaların istinaf ve Yargıtay süreçlerinin yıllarca bekletildiği bir yargı sisteminde sadece süre koymak sorunu çözmez. Avukat olanlar bilir, yıllar önce UYAP Sistemi'nde bir hedef süre düzenlemesi getirildi. Şimdi, bir hukuk davası açtığınızda tevzi formunda çok büyük harflerle dosya için belirlenen tahmini süre yazar, ceza yargılamalarında ise hedef süre olarak belirtilir. Sanırım bu tahminlerle hedeflerin tutup tutmadığını açıklamama çok da gerek yok. Süre koymak başka, o süreyi adaletli bir biçimde yerine getirecek yargısız, tarafsız yargı sistemini kurmak ise çok başka. Hâkim eksikliği, personel yetersizliği, bilirkişi sorunları, yüksek yargıdaki dosya yükü çözülmediği sürece belki de bundan çok çok daha önemlisi hukukla, adaletle bu ülke yönetilmediği sürece her türlü düzenleme ancak kâğıt üstünde kalacaktır. Belirtmek gerekir ki uzun yargılamalar sadece yargılamaların uzamasıyla değil, bilhassa tutukluluk meselesinde, siyasi dosyalarda başlı başına bir cezalandırma yöntemi olarak kullanılıyor. Bakınız, en bilineni eski HDP Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, 2016'dan beri tutuklular AHİM Büyük Dairenin kararı var, defalarca tutukluluğun siyasi çoğulculuğu bastırma amacı taşıdığını, derhâl serbest kalmaları gerektiğini söyledi. Halkımız soruyor, hukukçular soruyor, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi defalarca ihlal prosedürü başlattı ancak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını ısrarla yerine getirmiyorsunuz. Bu kararlar uygulanmadığı sürece yargılamaları hızlandırmanızın kendisi toplum nezdinde hiçbir karşılık bulamayacaktır. Bu uzun yargılamaların belki de en ağır sonuçlarından bir tanesi hüküm özlülük denilen durum. İlk derece mahkemesi bir karar verdi, dosyanız istinaf ya da Yargıtayda, bu esnada siz tutuklu ya da hüküm önlü değil hüküm özlü olarak kabul ediliyorsunuz ve yıllarca dosya kesinleşmiyor. Kişi hakkında verilen ceza, infaz tamamlanmış olsa bile kişi serbest bırakılmıyor. Yargılamanın uzamasının bedeli sadece mülkiyet hakkı üzerinden değil insanın özgürlüğünden günler, aylar hatta bazı örneklerde yıllar alınarak ödettiriliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
NEVROZ UYSAL ASLAN (Devamla) - Meselenin bir de mahsup boyutu var. Örneğin, beraatle sonuçlanan bir dosyada daha önce yatarı olan bir cezanız var, şu an içeridesiniz ve mahsup ederek tahliye olmayı bekliyorsunuz ancak "Dosya kesinleşmedi." denilerek mahsup işleminiz yapılmıyor ancak aynı cezalandırma ya da dosya gerekçesi sizin tutukluluğunuza gerekçe yapılabiliyor. Kesinleşmemiş kararın bu şekilde sonuç görmesinin en önemli örneklerinden biri Şırnaklı Hüsnü Babat, Trabzon Beşikdüzü'nden. Altı yıl üç ay hapis cezası var, teknik olarak yatması gereken süreyi çoktan aştı, koşullu salıverme süresi de geçti ancak dosyası kesinleşmediği gerekçesiyle mahsup işlemi yapılıp serbest bırakılmıyor. Bununla ilgili Meclis Başkanlığına bir kanun teklifi sunduk. Bugün burada bu kanun teklifinin görüşülmesi hâlinde hem hüküm özlülük hem de mahsup süreçleriyle ilgili telafisi güç olan meseleler dengelenecek. Biz uzun yargılamaların bedelini... Ne özgürlük hakkı ne de başka bir hak mahrumiyeti olmamasını, adil bir yargılanma olması gerektiğini tekrarlıyoruz.
(DEM PARTİ sıralarından alkışlar)