GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:117
Tarih:29.07.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA SERHAT EREN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de demokratik siyasetin uzun yıllardır yargı kıskacı altına alındığını biliyoruz. Bu durumun en somut örneklerinden biri de Kobani davasıdır, Kobani kumpas davasıdır. Bu siyasi intikam davası olan Kobani kumpas davasında AİHM, Demirtaş ve Yüksekdağ'la ilgili daha önce karar vermişti, en son 9 Haziran tarihinde aynı dosyada yargılanan Ali Ürküt'le ilgili de bir karar verdi. Her 3 dosyada da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi aynen şunu söylüyor: Bu 3 dosyada da yargılanan arkadaşlarımızın tamamen siyasi faaliyetleriyle ilgili, tamamen konuşmaları ve basın açıklamalarıyla ilgili yargılandıklarını, bunların suç teşkil etmediğini ve bu kapsamda da bu arkadaşlarımızın derhâl tahliye ve beraat etmesi gerektiğine ilişkin tespit yapmıştı. Şimdi, bu kürsüden soruyoruz Sayın Adalet Bakanına: Kesinleşmiş ve bağlayıcı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı olmasına rağmen hâlâ tahliye ve beraat kararına direnen yargı mensuplarına, yargıya daha ne kadar çok çanak tutmaya devam edeceksiniz? Arkadaşlarımızı daha çok ne kadar rehin tutacaksınız? Bu soruların yanıtını bekliyoruz.

Yine, yargının, daha doğrusu iktidarın yargı eliyle siyasete yapmış olduğu darbelerden biri de Can Atalay darbesidir. Bakın, Can Atalay bu Mecliste milletvekili olması gereken, bu kürsülerde olması gereken biri, hakkında Anayasa Mahkemesi kararı olmasına rağmen hâlen cezaevinde.

Yine, CHP'li ve Yeni Partili siyasetçilere ilişkin siyasi operasyonlar devam ediyor. Muhaliflere, sol, sosyalist partilere yönelik operasyonlar hız kesmiyor. AİHM kararı olmasına rağmen, en az bin kişiyi aşkın, bakın, bin kişiyi aşkın, umut hakkına ilişkin karara dair atılmış tek bir adım yok.

Yargının demokratik siyasete müdahalesinin başka bir örneği, Özgür Kadın Hareketi eski sözcüsü Ayşe Gökkan. Bakın, iddia makamı beraata ilişkin mütalaa vermesine rağmen mahkeme hukuka aykırı gerekçelerle, çok uyduruk gerekçelerle ceza verdi.

Bir başka örnek; yine yargının demokratik siyasete müdahalesine ilişkin çarpıcı bir örnek: Leyla Güven ve DTK dosyası, Demokratik Toplum dosyası ki 2012 yılında bu Meclisin bizatihi kendisi DTK adına Leyla Güven'in gelip Anayasa Komisyonunda Anayasa'ya dair önerisini alan bir Meclis. Sırf bu siyasi faaliyetlerinden dolayı, Demokratik Toplum Kongresi ve bunun adına görüş ifade eden, siyasi faaliyette bulunan Leyla Güven bugün cezaevinde ve hâlen siyasi faaliyetleri cezalandırılmaya devam ediyor.

Şimdi, yargının demokratik siyasete müdahalesi, tasfiye anlayışı bununla da bitmiyor. Bakın, önceki dönem eş belediye başkanlarımızdan Sayın Selçuk Mızraklı; yine, Mehmet Sıddık Akış; yine, Bekir Kaya yargının demokratik siyasete olan müdahalesi ve darbesinden dolayı hâlen cezaevindeler. İktidarın yargı eliyle seçme seçilme hakkını ortadan kaldıran kararı hâlen yürürlükte. Birçok belediyeye atanmış kayyumlar hâlen yerini koruyor ve bu kayyumlar bizatihi halkın kaynaklarını talan etmeye devam ediyor maalesef.

Yine, siyasi faaliyetleri nedeniyle yüzlerce il, ilçe yöneticimiz hâlen cezaevinde. Peki, siyaset alanına yapılan bu müdahaleler sonuç aldı mı? Bilakis, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Anayasa Mahkemesinin kararlarına uymamakla, özellikle demokratik siyaset alanına müdahale etmekle bu ülkeyi nereye götürdünüz? Bakın, demokrasi, insan hakları, hukuk, adalet, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü endekslerinde dünya sıralamasında en sona götürdünüz. Bakın, Dünya Özgür Ülkeler Endeksi'nde Türkiye'yi "özgür olmayan ülkeler" statüsüne soktunuz. Biz de diyoruz ki: Gelin, buradan çıkalım. Bu durum bu ülkeye yakışmıyor. Buradan bir çıkış sağlamamız lazım; bunun yolu daha fazla demokratikleşmek, bunun yolu hukukun üstünlüğü ilkesini esas almak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

SERHAT EREN (Devamla) - Bunun yolu bağımsız yargıdan geçer, bunun yolu yerel demokrasiden geçer, bunun yolu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarını hayata geçirmekten geçer.

Bakın, şunu söylüyoruz: Gelin, bir başlangıç yapalım, yeni bir başlangıç yapalım, bir yol açalım. Bu başlangıcı da özellikle Kobani dosyasında on yıldır haksız bir şekilde, hukuka aykırı bir şekilde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına rağmen içeride rehin olarak tutulan Sayın Selahattin Demirtaş'ı, Sayın Figen Yüksekdağ'ı ve Kobani dosyasında haksız bir şekilde tutulan arkadaşları serbest bırakmakla yapalım; bu arkadaşları özgürlüklerine kavuşturalım.

O nedenle, biz bugün burada vermiş olduğumuz bu önergeyle, tam da iktidar eliyle demokratik siyasete yapılan darbelerin tasfiyenin araştırılmasını sağlayacak bir komisyon kurulmasını istiyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SERHAT EREN (Devamla) - Bu komisyona da bütün siyasi partilerin destek vermesini talep ediyoruz.

Teşekkür ederim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)