| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 117 |
| Tarih: | 29.07.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; DEM PARTİ'nin grup önerisi üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
"Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz/ Camiler kışlamız, müminler askerimiz." Ziya Gökalp böyle söylüyordu Kurtuluş Savaşı öncesinde ve niye bunu söylüyordu Ziya Gökalp? Mermi bulamıyorduk ve bir şahıs Mustafa Kemal'e dedi ki: "Camilerin kubbelerinde kurşunlar var. Bunların sökülmesi gerekiyor ve bunlarla kurşun yaparız, mücadele ederiz." "Sizi Millî Savunma Bakanı yapıyorum." demişti ve onlar böyle bir mücadele... Aradan yıllar geçti, yıllar sonra Sayın Recep Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıydı ve bu metni okudu, bu Ziya Gökalp'in şiirini okudu. Yani "Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz/ Müminler askerimiz, camiler kışlamız." diyordu.
Şimdi, oradan geliyoruz. Nereye doğru geliyoruz? O zaman AİHM'e gidiyordunuz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine. Birileri gerçi geldiğiniz gelenekte bu AİHM'e falan "Aman canım, bunlar bizi mi denetleyecekler? Bunlar bizim kararlarımıza mı bir müdahalede bulunacaklar?" diye istemiyorlardı ama siz buna rağmen gittiniz. Doğru işler yaptınız ama şimdi AYM, Anayasa Mahkemesi kararlar veriyor. Kiminle ilgili karar veriyor? A şahsıyla, B şahsıyla ilgili, öbür tarafta Selahattin Demirtaş'la ilgili veriyor, bir diğer tarafında Hatay Milletvekili Can Atalay'la ilgili veriyor ama Anayasa Mahkemesi kararlarına uymuyorsunuz. Anayasa Mahkemesi kararları Anayasa'yla tadat edilmiş ve belirlenmiş. Ne diyor? "Anayasa Mahkemesi kararlarına yürütme, yasama ve yargı, derhâl idare uyar." diyor. Uyuyor musunuz? Uyuyorsunuz, işinize gelene uyuyorsunuz, işinize gelmeyene de uymuyorsunuz, sonra da buraya "demokratik hukuk devleti" diyorsunuz. İşinize gelene uyarken de şöyle yapıyorsunuz: Anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getiriyorsunuz. Bu noktada bir kamuoyu oluşuyor, muhalefet burada sizi sıkıştırıyor, ardından sizin kendi tabanınızda da homurtular başlıyor, şikâyetler geliyor, şekvacılar çoğalmaya başlıyor, "Uygulayalım." diyorsunuz. Uyguladınız Enis Berberoğlu olayında olduğu gibi veyahut da burada Balbay olayında olduğu gibi veyahut da Gergerlioğlu'nda uyguladınız. Gelin arkadaşlar, Türkiye'de demokrasiyi inşa etmek istiyorsanız eğer bugün Türkiye'de hukuku asla siyasallaştırmayın. Hukuk siyasallaşıyor mu? Evet, siyasallaşıyor hukuk. Bu hukuk siyasallaşırken yargı mensuplarının bir kısmını tenzih ediyorum, bu noktada bir kısmı da siyasallaşmaya karşı sessiz kaldıkları gibi siyasallaşmanın yanında da yer alıyorlar, durumdan vazife çıkarıyorlar daha iyi yerlere gelebilmek için veyahut da buradan aynı şekilde siyasallaşırken ideolojilerin esiri oluyorlar, idraklerimize giydirilen deli gömleklerinin esiri oluyorlar veyahut da korkutuluyorlar veyahut da korkuyorlar. Bir yanda sopa var, bir diğer yanda da havuç var. Hatırlarsanız eğer burada Hâkimler ve Savcılar Kuruluna üye seçimimiz vardı, ya, baktım ki bütün hâkim üyeler, kaç tane üye varsa buradan Komisyona gitmiş olan herkes buraya geliyordu arkadaşlar, bizim yanımıza geliyorlardı, bizden yardım istiyorlardı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - O nedenle diyoruz ki biz gelin Türkiye'de yargı bağımsız olsun, objektif olsun, tarafsız olsun ve asla gözünü açmasın. O Themis tanrıçasının gözü hep kapalı olsun, kimsenin kimliğine bakmasın, kimsenin mezhebine bakmasın, kimsenin ırkına bakmasın, kimsenin cinsiyetine bakmasın, kimsenin, hiçbir kimsenin herhangi bir dünya görüşüne bakmasın arkadaşlar, nüfuzuna da bakmasın yani maddi durumuna da bakmasın, objektif davransın. Hatırlarsanız eğer Voltaire şöyle söylüyordu, İngiltere'de veya Roma'da, burada konuşurken kürsüde, birisine şöyle sesleniyordu oradan: "Senin düşüncelerinin, konuştuklarının hiçbirine katılmıyorum, fikirlerinin hiçbirine iştirak etmiyorum ama senin bu kürsüde fikirlerini rahat bir şekilde ifade edebilmen için ben canımı bile veririm." diyordu arkadaşlar. Bırakın, buralar hür kürsü olsun ve aynı zamanda yasama, yürütme ve yargı erki bağımsız olsun arkadaşlar. Görüyorum ki yürütme, yasamaya ve de aynı zamanda yargıya müdahale ediyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Vesayetçiliğe soyunuyorsunuz, soyunmayın vesayetçiliğe. "Vesayet kötü." diyordunuz. Vesayet kötüdür, yargı bağımsızlığı iyidir. Devletlerin dini adalettir, milletin ekmeği de adalettir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)