| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 117 |
| Tarih: | 29.07.2026 |
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) - Efendim, tabiatım gereği alerjilerimi pek saklayamam, en alerjik olduğum kurumların başında da YÖK gelir. Maalesef YÖK'ü kuruluşundan bu yana izleyen bir kardeşinizim, ağabeyinizim ve bu konuşmayı yaparken de genel bir çatı üzerine kurmayı doğru buldum. Ben Türkiye'nin onuncu yılına yetişemedim, yaşım müsait değil ona, o zaman 5 üniversite varmış. Ben mezun olduğumda 12 Eylül darbesi sırasında, üniversite sayısı -yani kırk yedi yıl sonra- toplam 20 oldu, YÖK kuruldu 1982'de, 2026'ya geldiğimizde üniversite sayısı 10 katına çıktı; 208 oldu. Üniversiteye giden öğrenci sayısını Türkiye cumhuriyeti genç bir nüfusa sahip bir ülke olduğu için aileler halletti, 6-7 milyon civarında bir öğrenciye sahip şu anda bu üniversiteler. Peki, bu üniversitelerin "müşterisi" diye tabir edebileceğimiz öğrenci sayısı buyken acaba hoca sayısı ne diye merak ettim, baktım. Mesela profesörler, çok yakın zamana kadar profesör sayısı Türkiye cumhuriyeti üniversitelerinde topu topu 20 binlerdeymiş, bugün de çok parlak değil. Vakıf üniversiteleri dâhil 42-43 bin. Aşağıdan gelenlere baktığınızda öğretim üyesi sayısı giderek azalıyor yani piramidin tabanı tavanı besleyemiyor. Hâl böyleyken biraz daha merak ettim; bu profesörlerin, özellikle son zamanlarda yetişen profesörlerin mesela piyasa değeri nedir diye. Çünkü malum üniversite havuzunun üçte 1'i şu anda vakıf üniversitelerine ait ama profesör sayısı vakıf üniversitelerinde devlet üniversitelerinin altıda 1'i. Yani nevzuhur kıymetli profesörlerimiz özel sektörde pek kolay iş bulamıyorlar. Ama ne beis var? Onların da yeni iştigal alanı belli ki üniversite ekranları. Her gün açtığınızda haber kanalı adı altında yayın yapan propaganda ve dezenformasyon merkezlerinde sayısız profesör ahkâm kesiyor, dezenformasyon yapıyor, propaganda yapıyor. Aralarında bazıları var ki kanalı zaplayarak izlememe keyfine varabilirsiniz ama o insanların üniversitede genç beyinleri etkilemesinden korkarım. Peki, devletimiz bu işi yaptığına göre, bu kadar profesör yetiştirdiğine göre tarlada yetişir gibi acaba başka nerede istihdam ediyor diye merak ettim. Onun da cevabı var: Mesela bir üniversiteyi taktınız kafaya, hasbelkader benim de okuduğum ve mezun olduğum Boğaziçi Üniversitesi gibi. Ne yaparsınız? Onlarca yıldır rüştünü ispatlamış bu üniversiteyi, yeni bir fakülte kurarsınız, yetmez bir tane daha kurarsınız, yetmez işte devamı. Oraya paralı askerlerinizi profesör unvanıyla gönderirsiniz, ondan sonra o üniversitenin müfredatından idaresine kadar ele geçirir, keyfini çatarsınız. Şimdi, hiç mi iyi bir şey yok diye bazen düşünüyorum, açıkçası bulamıyorum çünkü sadece benim için değil, herkes için bir zararlı kurum. Bir AKP kurumu değil YÖK, YÖK 12 Eylül darbesinin bir ürünü ve icadıdır. Yani sadece KHK'lerle adamların atıldığı, insanların, hocaların işsiz bırakıldığı bir kurumun icraatından bahsetmiyoruz; geçmişe doğru gidersek sakalı sebebiyle hocalıktan atılmış Emre Kongar'ı hatırlıyorum. Mesleki liseleri imam hatipliler üniversiteye girmesin diye katsayıyla engelleyen ve o sebeple de mesleki liseleri cezalandırmakta beis görmeyen bir YÖK'ten bahsediyorum. Şu anda bir mahalleye dönük verdiği hasar azaldı diye bunun YÖK'ün temize çekilip yeniden karşımıza çıkarılmasına karşıyım. Bu Kurumun baştan sonra yok edilmesi lazım, öyle böyle değil. E, onu yapmaya da şimdiye kadar kimsenin cesaret edemediğini görüyorum ve biraz da üzülüyorum açıkçası.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
KADRİ ENİS BERBEROĞLU (Devamla) - Son olarak, öğrenci affında bir ayrıntıya dikkatinizi çekmek istiyorum ve sözlerimi tamamlamak istiyorum, o da şudur: Bakın, son öğrenci affı 2022'de çıktı. O zaman da yine bugünküne benzer kısıtlar vardı ve en önemlisi, daha evvel yararlanmama koşulu vardı ama 2022'den bu yana bir 2023 depremini yaşadık biz, zatıalilerinizin tabiriyle asrın felaketini yaşadık. O dönemde şöyle veya böyle eğitimine ara vermiş insanlar, çocuklar eğer bu madde sebebiyle, bu kısıt sebebiyle 2'nci defa mağdur edilirlerse vebali hepimizin üzerine kalır.
Çok teşekkür ediyorum efendim. (CHP sıralarından alkışlar)