| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 118 |
| Tarih: | 30.07.2026 |
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, ülkede özellikle hemen hemen her gün bir sabah şafak operasyonuyla, bir yargısal operasyonla uyanıyoruz. Dün Üsküdar Belediyesinden sonra, bugün de Ankara Etimesgut Belediye Başkanı ve bu belediyedeki bazı bürokratlar ve belediye başkanlarına dönük bir operasyon yapıldı. Şimdi, burada, üzerinde durmamız gereken bir konu var çünkü bu, yargı bağımsızlığını bir şekilde ilgilendiren bir konu; iki, toplumsal vicdanı bir şekilde etkileyen bir konu; üç, yolsuzlukla mücadeledeki samimiyeti bir şekilde sorgulayan bir konu. Belediye başkanları ve bürokratlar, milletvekilleri, bakanlar dâhil, herkes layüsel değildir. Mutlaka ve mutlaka, yolsuzlukla ilgili her türlü iddiada en geniş bir şekilde üzerlerine gidilmesi gereken makamları işgal eden kişilerdir ancak burada dikkat edilmesi gereken bir şey, yargının bağımsızlığıyla ilgili usule dair sorunlar var mı, yok mu? Gerçekten bu toplumda bir yargının bağımsızlığı sorunu olarak mı algılanıyor? Yargıyı güçlendiren bir şey mi yoksa farklı olarak mı algılanıyor?
Şimdi, milletvekillerinin dokunulmazlığı âdeta milletvekilleriyle ilgili siyasal amaçlı yargısal faaliyetlerin önüne geçmek için getirilmiş bir siyasal önlem. Belediye başkanları ve devlet memurlarıyla ilgili de memurların yargılanmasıyla ilgili getirilmiş olan yargılama izni, açıkça, yargının, belki de herhangi bir iddiayla bu belediye başkanları ve memurlarla ilgili siyasi yönü ağır basan yargısal faaliyetlere engel olmasıyla ilgili bir adım. Dolayısıyla buradaki birçok bürokratın, buradaki birçok belediye başkan yardımcısının hangi kamu zararına sebep olduklarına dair belki İçişleri Bakanlığının ya da Sayıştayın ya da ilgili belediyedeki müfettişlerin raporlarına hiç dikkat edilmeksizin bir gece baskınıyla gözaltına alınmaları sadece toplumsal vicdanda sorgulanmakla kalmıyor, aynı zamanda siyaset kurumunun itibarıyla ve yargının bağımsızlığıyla ilgili de çok ciddi soru işaretleri uyandırıyor. Eğer gerçekten niyetiniz yolsuzlukla mücadele ise gelin, bunu belli ilkelere, belli kurallara bağlayalım ama her gün bir muhalefet belediye başkanına ve özellikle de Cumhuriyet Halk Partisiyle başlayıp şimdi de Yeni Partiye katılan belediye başkanlarıyla ilgili bu operasyonların devam ediyor olması bunun bir yolsuzlukla mücadeleden daha çok siyaset kurumunun itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı ve yargı eliyle siyasetin dizayn edilmeye çalışıldığı bir süreç. Buna, bugün hep beraber itiraz etmemiz lazım çünkü bugün, güç, Adalet ve Kalkınma Partisinin elinde olabilir; dün de başkalarının elindeydi, Adalet ve Kalkınma Partili siyasetçileri terbiye etmek için kullanılıyordu. Bugün, siz, bu sopayla muhalefeti terbiye etmeye kalkarsanız yarın bir gün siz muhalefete düştüğünüz zaman iktidara gelenler sizi terbiye etmeye kalkar ve bu dönüşümlü zorbalık günün sonunda milletimize hiçbir şey kazandırmaz, sadece bu çatışmadan, bu kutuplaşmadan istifade etmek isteyen insanlar kendi ekmeğine yağ sürer ve sadece onlar istifade etmiş olur. O açıdan, amaç gerçekten temiz bir siyaset, siyasetin finansmanı, yolsuzlukla mücadele ise gelin bunun ilkelerini hep beraber koyalım ama "Yok, biz bu görüntüyle siyasal operasyonlar yapmaya devam edeceğiz." diyorsanız, sizin geçmişiniz bu ve benzeri operasyonların ne kadar sonuçsuz olduğunu belki de göstermek için başka bir ders almanıza gerek kalmayan çok önemli bir derstir. Gelin, bu belediye başkanı ve bürokratlarla ilgili yolsuzlukla mücadele, yapılan yanlış işlerle ilgili hususları devlet teamüllerine, İçişleri Bakanlığının raporlarına ve bugüne kadar belediye başkanlarıyla ilgili alışılagelmiş usullere uygun bir şekilde yapmaya gayret edelim diyorum.
Bir diğer önemli husus, hâlâ Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine bugün geldi, yarın gelecek, önümüzdeki hafta gelecek, olmadı, Meclis kapanmadan mutlaka gelecek, işte, AK PARTİ MYK toplandı, herhâlde kanun taslağı orada görüşüldü, sunulacak, olmadı, Bakanlar Kurulu toplandı, sunulacak, olmadı, işte, DEM, İmralı heyeti İmralı'ya gitti, ondan sonra sunulacak; sürekli bir ötelenen çerçeve yasa var. Burada iki önemli hususa dikkat çekmek istiyorum: Bir siyasi akıl, ikincisi bürokratik akıl. Elbette bu konunun hem bir güvenlik boyutu var hem de siyasi boyutu var. Kapalı kapılar ardında sadece bürokratlar tarafından götürülmüş bir sürecin bu milletin hassasiyetlerine yeterince cevap vermeyeceği ve sorunu çözme noktasında da yeterli bir sonuç elde edemeyeceğimize dair ciddi endişelerimiz var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum Sayın Başkan.
Şimdi, görebildiğimiz kadarıyla Adalet ve Kalkınma Partisi, daha doğrusu Sayın Cumhurbaşkanı diyelim çünkü Adalet ve Kalkınma Partisinin de bu işin çok içerisinde olmadığı görülüyor. Sayın Cumhurbaşkanı dar bir bürokratik çevreyle bu konuyu yürütmeye gayret ediyor ve medyaya yansıyan bilgilere göre de bu özellikle istihbarat üzerindeki güvenlik bürokrasisi İmralı'yla belli görüşmeler sürdürerek bu süreci başarıya ulaştırma noktasında bir yol ve metot izliyor. Ama siyasi partilerle bu görüşmelerin içeriği, ne olduğu, ne yapılmak istendiği, hangi konularda bir makas açıklığa olduğuna dair de en ufak bilgi maalesef verilmiyor. Bu süreçler, dediğim gibi, dar bir çevreyle, sadece bir bürokratik akılla yürütülebilecek çevreler değil; toplumsal hassasiyetler var, toplumsal vicdan var, insanların endişeleri var ve olması gereken noktalar var. Bütün bunları mutlaka ve mutlaka siyasi akılla paylaşmak ve ortak bir akla hizmet etmek gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın Sayın Kaya.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Dolayısıyla, buradan bu süreci yürüten dar ekibe net bir şekilde şunu ifade etmek istiyorum: Siz bu konunun Türkiye Büyük Millet Meclisine taşınmış olmasını tarihî bir eşik ve önemli bir kırılma noktası olarak ifade ettiniz. Bizler de o Komisyonda yer alan YENİ YOL Grubu olarak hem kendi Komisyona sunmuş olduğumuz YENİ YOL Grubu'nun raporu hem de diğer siyasi partilerle ortaklaştığımız Komisyon raporunu ortaya koyduk. Yani bununla neyi ifade ettik? Siz YENİ YOL Grubu olarak bizim görüşlerimizi merak ediyorsanız Komisyona sunduğumuz rapor ortada. YENİ YOL Grubu olarak diğer siyasi partilerle hangi konuda uzlaşabileceğimizi merak ediyorsanız Komisyon raporu ortada. Dolayısıyla, hâlâ bize turlar yapmanıza gerek yok; atacağınız adımları artık atın ve bu ülkenin gündemini artık bu konularla meşgul etmeyin, herkes eteğindeki taşları döksün ve bu konuya dair düşüncelerini ortaya koysun. Aksi takdirde, gereksiz yere hem Meclisi geriyoruz hem de kamuoyu beklentilerini yönetemiyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Son bir dakika...
BAŞKAN - Buyurun, son dakikayı veriyorum.
Buyurun Sayın Kaya.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Dolayısıyla buradan net bir şekilde bir çağrıda bulunuyorum: Gelin, bu konuyu daha şeffaf bir şekilde önemsediğiniz Meclis zemininde hep beraber tartışalım. Aksi takdirde, ifade ettiğim gibi, siz bunun stratejik adımlarından öte taktiksel adımlarını atmakla meşgul olacaksınız. Siyasi sonuçları ne olacak, ne getirecek, ne götürecek? Hani bu Türkiye Yüzyılı projesiydi? O zaman önümüzdeki seçimlere yansıması ne olur diye bakmamanız lazım, önümüzdeki yüzyılın Türkiyesini nereye taşıyacak diye bakmanız lazım. Önümüzdeki Türkiye'nin yüzyılı sizin siyasi ömrünüzü aşan biz süreç, yüz yıldan bahsediyoruz. O hâlde gelin, bütün toplumsal kesimlerle bunu paylaşalım ve bir an önce makas açıklığı nedir, hangi konularda uzlaşıyorsunuz, hangilerinde uzlaşamıyorsunuz ve toplumsal katkı nedir, bunu hep beraber konuşalım. Bunu bir taktiksel adıma dönüştürerek bu millete kötülük yapmayın diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.