GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:118
Tarih:30.07.2026

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biraz önce üzücü bir haber aldık. 22'nci ve 23'üncü Dönem Tokat Milletvekilimiz Orhan Ziyan Diren bugün hayatını kaybetti. Kendisi 1970'li yıllarda Cumhuriyet Halk Partisi Tokat İl Gençlik Kolları Başkanlığı ve 9 Eylül 1992'de yeniden açılan Cumhuriyet Halk Partisinin Kurucu İl Başkanlığı görevlerinde de bulunmuştu. Çok sevilen ve müstesna bir kişiliğe sahipti. Orhan Ziya Diren'e Allah'tan rahmet, kederli ailesine, sevenlerine ve Cumhuriyet Halk Partisi ailesine başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

Diğer yandan, Gaziantep Milletvekilimiz Hasan Öztürkmen'in kıymetli kardeşi Salih Öztürkmen'in vefatını da derin bir üzüntüyle öğrendik. Merhuma Allah'tan rahmet, Öztürkmen ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum.

Değerli milletvekilleri, dün konuştuk, bugün tekrar yeniden konuşuyoruz. Bakın, dün Üsküdar Belediyemize yapılan operasyonun ardından bugün de Etimesgut Belediyemize yönelik bir operasyonla karşı karşıyayız. Artık bu operasyonlar arka arkaya geliyor, hız kesmeden devam ediyor, bunu anlamak mümkün değil ve Belediye Başkanımız Erdal Beşikçioğlu ile 54 belediye personeli sabahın erken saatlerinde gözaltına alındı.

Değerli milletvekilleri, defaaten söyledik ve söylemeye devam edeceğiz. Türkiye'de yargı ağır bir meşruiyet krizi içindedir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin devlet düzeninde yol açtığı en ağır tahribatların başında hukukun ve yargının siyasallaşması gelmektedir. Yürütmenin Cumhurbaşkanlığı uhdesinde bu denli güç yoğunlaşması yürütme karşısında yargı ve diğer organların -ki içinde Parlamento da var- zayıf ve araçsal bir konuma itilmesine yol açmıştır. Bağımsız mahkemelerin olmadığı, hâkim güvencesinin HSK'yle ortadan kalktığı bir yargı düzeni bunun en somut örneğidir. Açık olarak söylemeliyim ki hukukiliğinden bağımsız olarak kovuşturmalar, soruşturmalar ve mahkeme kararlarına milletimizin inancı sarsılmıştır. Siyasi saiklerle adil yargılanma ilkesinin ortadan kaldırılması ve cezai ve hukuki sorumlulukların yanında masum insanların da bir torbaya atılması, hukuk devletinden ziyade polis devletinin geçerli olduğunu açık ve net biçimde ortaya koymaktadır. Bir devlet sadece zora dayalı olarak yönetilemez. Halkın rızasının alınması ve toplum düzeyinde meşruiyet sağlanması olmazsa olmaz bir zorunluluktur. Bugün Etimesgut Belediyesine yapılan operasyon toplum vicdanında büyük bir yara daha açmıştır. Hukuk devletinde elbette her kurum ve kişi yargı denetimine tabidir ancak soruşturmaların siyasi tartışmaların gölgesinde değil, hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde siyasi tartışmalardan uzak, masumiyet karinesi gözetilerek ve tutuksuz yargılama esas alınarak yapılması gereklidir.

Değerli milletvekilleri, hukuk herkese eşit uygulanmalı, milletin sandıkta ortaya koyduğu iradeye saygı gösterilmelidir. Yerel yönetimlerin görevlerini ifa etmesine engel olacak operasyonların bir an evvel sonlandırılması gerekmektedir. Bu çerçevede, gerçeğin eksiksiz ortaya çıkması, adaletin gecikmeden tecelli etmesi ve hukukun üstünlüğünün gözetilmesi için tüm hukuki süreçlerin takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Değerli milletvekilleri, gene Doruk Madencilik işçilerinin hak arama mücadelesiyle karşı karşıyayız. İşçilerin aylar önce Ankara'da başlattığı hak arama mücadelesinde bir anlaşmaya varıldığı açıklanmıştı, resmî taahhütler verilmişti ancak görüyoruz ki verilen sözler tutulmamış, madenciler haklarını aramak için yeniden Ankara sokaklarında mücadele etmek zorunda bırakılmıştır. Madenciler, yerin yüzlerce metre altında alın teri dökerken yer üstünde haklarını alamamakta ve açlığa mahkûm edilmektedir. Bu tablo hepimiz açısından utanç vericidir. Madencilerimizin istedikleri, hak ettikleri ücretlerin ve tazminatlarının eksiksiz ödenmesidir. Devletin görevi, işçiyi kapı kapı dolaştırmak değil, hukuk düzeninin gereğini yerine getirmektir. Emeğin hakkını teslim etmek bir lütuf değil, sosyal devlet olmanın en temel gereğidir. Eğer bir ülkede işçiler alacaklarını tahsil edebilmek için yüzlerce kilometre yol yürümek, günlerce parkta yatmak ve açlık grevi yapmak zorunda kalıyorsa ortada sadece bir iş uyuşmazlığı yoktur, çok ciddi bir yönetim sorunudur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) - Buradan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına ve sürecin bütün muhataplarına çağrıda bulunuyoruz: Verilen sözler derhâl yerine getirilmeli ve madenciler haklarını almalıdır.

Diğer taraftan, içinde yaşadığımız kriz, konuştuk, günlerdir konuşuyoruz, konuşmaya devam edeceğiz Türkiye için, çoklu bir krizdir. Türkiye hem bir ekonomik kriz hem bir sosyal kriz, demokrasi krizi, hukuk krizi ve bunların ortaya çıkardığı ahlaki bir krizin içindedir. Türkiye, kalkınma vizyonunu kaybetmiştir. Hem üretimde hem bölüşüm ilişkisinde yaşanan sorunlar artık ülkenin yönetilemediğini ve bu iktidarın derhâl gitmesi gerektiğini çok açık ve net bir biçimde ortaya koymaktadır. Bakın, Temmuz ayı içindeyiz, asgari ücret beklentileri bu toplumda çok öne çıkmıştı. Hepimiz biliyoruz ki üç yıllık uygulanan dezenflasyon politikası başarısız olmuştur, enflasyon indirilememiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) - Çalışanların millî gelirden aldığı pay gittikçe azalmaya devam etmektedir, gelir dağılımı bozulmuştur. En düşük ve en yüksek yüzde 5'lik guruplar arasında 25 kat fark oluşmuştur ve en zengin yüzde 1 servetin yüzde 40'ını alır hâle gelmiştir. Asgari ücret konusu en önemli konudur. Hâlâ Temmuz ayı bitmedi, bu sorunun hızlı bir biçimde çözülmesine ihtiyaç var. Bakın, asgari ücret konusu, ülkemizde, Türkiye'de en önemli, en problemli alanlardan biridir. Bir, Türkiye asgari ücretle çalışanların dünyada en yüksek orana sahip olduğu ülkelerden biridir. Nitekim, ülkemizde nüfusun yüzde 50'den fazlası asgari ücret ve civarında ücret almaktadır. Dünyanın bütün ülkelerinde bu yüzde 4-5 civarındadır. Buna ilaveten, Türkiye, Avrupa Birliği ülkeleri içinde en düşük asgari ücrete sahip ülkelerden biridir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, son dakikayı veriyorum.

RAHMİ AŞKIN TÜRELİ (İzmir) - Şu anda sondan 3'üncü sıradadır ve uygulanan yanlış politikalar sonucunda asgari ücretle ortalama ücretler arasında fark kapanmakta, ortalama ücretler asgari ücrete yakınsamaktadır.

Bugün asgari ücret açlık sınırının altındadır. Vatandaşlarımızın, asgari ücretle çalışanların gıda ihtiyacını bile karşılaması mümkün değildir, bırakın, barınma, konut, kira, eğitim, sağlık, giyim, bunların hiçbirinin sağlanması mümkün değil bu paralarla. Neden bunu yapıyoruz? Bir laf vardır, bu çok önemli bir laftır "Biri yer biri bakar, kıyamet ondan kopar." diye Türkçede. Bu yapı içinde Türkiye'nin bir yere gidebilmesi, huzur içinde kalabilmesi mümkün değildir. Yoksulluk kader değildir, bunu değiştirmek halkımızın elindedir ve inanıyoruz ki halkımız önümüzdeki seçimde bunun gereğini yerine getirecektir diyorum.

Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)