GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:118
Tarih:30.07.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA ŞERAFETTİN KILIÇ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Mecliste gıda güvenliğimiz açısından hayati önemi haiz bir konuyu araştırmak amacıyla vermiş olduğumuz önergemiz üzerine söz aldım. Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri takip eden aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bir ülkede çiftçi bereketli bir hasat döneminde bile endişe duyuyorsa orada sorun ne iklimdedir ne de üreticidedir; sorun tarımı yöneten anlayıştadır çünkü normal şartlarda yüksek rekolte üretimin artması, üreticinin daha fazla kazanması, tüketicinin daha uygun fiyatta gıdaya ulaşması ve ülke ekonomisinin güçlenmesi anlamına gelir. Ne yazık ki bugün Türkiye'de bunun tam tersini yaşıyoruz; bolluk, bereket getirmiyor, zarar getiriyor, üretici daha çok ürettikçe daha fazla kaybediyor. İşte, bugün sunduğumuz Meclis araştırması önergesi de bu çarpık tablonun nedenlerini ortaya çıkarmayı ve çözüm yollarını belirlemeyi amaçlamaktadır. 2026 üretim sezonunda iklim şartlarının elverişli seyretmesi sayesinde hububattan meyve ve sebzeye kadar birçok üründe yüksek rekolte elde edilmiştir. Ancak üretimin artması üreticinin refahına yansımamıştır çünkü yıllardır ihmal edilen üretim planlaması, piyasa düzenlemeleri ve tarımsal destek mekanizmalarındaki eksiklikler bereketi üretici açısından ekonomik bir krize, çıkmaza dönüştürmüştür. Bugün çiftçimizin karşı karşıya olduğu en büyük sorun kuraklık değil, plansızlıktır; en büyük tehdidi doğal afetler değil, öngörülemeyen piyasa şartları oluşturmaktadır; yaş meyve ve sebze üretiminde yaşanan tablo bunun en açık örneğidir. Kirazda, vişnede, kayısıda ve diğer birçok üründe yüksek rekolteye rağmen pazar dengesi kurulamadığı için üretici ürününü değerinde satamamaktadır. Günlük tarım işçiliği maliyetlerinin 1.500 liraya ulaştığı bir dönemde bahçede oluşan fiyatlar çoğu zaman hasat masrafını bile karşılamamaktadır. Üretici ürününü toplarsa zarar ediyor, toplamazsa emeğini dalında bırakıyor. Bereketi ekonomik değere dönüştürecek altyapı oluşturulmadığı için bolluk yılları üretici açısından âdeta cezaya dönüşmektedir. Hububat üreticilerimiz ise benzer bir mağduriyet yaşamaktadır. Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan alım fiyatları ve kota uygulaması üreticiyi serbest piyasanın acımasız tutumuyla karşı karşıya bırakıyor. Kota uygulamaları, randevu sorunları, depo kapasitesindeki yetersizlikler ve çeşitli kalite kesintileri nedeniyle çiftçilerimiz ürünlerini TMO'ya teslim edememekte, acil nakit ihtiyacı sebebiyle buğdayını çok daha düşük fiyatlarla tüccara satmak zorunda bırakılmaktadır. Devletin piyasayı düzenlemek için kurduğu mekanizmalar üreticiyi koruyamıyorsa burada bireysel değil, yapısal bir sorun var demektir. Tarım politikalarının başarısı açıklanan fiyatlarla değil, üreticinin eline geçen gerçek gelirle ölçülmelidir.

Değerli milletvekilleri, önümüzdeki günlerde taban fiyatı açıklanacak olan fındıkta da aynı endişe hâkimdir. Rekoltenin yüksek olması sevindiricidir ancak üretim maliyetlerinin hızla arttığı bir ortamda üreticinin tek beklentisi emeğinin karşılığını alabilmektir. Bugün yüz binlerce fındık üreticisi bütün yıl boyunca verdiği emeğin karşılığını belirleyecek fiyatın açıklanmasını kaygıyla beklemektedir. Geçmiş yıllarda yaşanan mağduriyetlerin tekrar etmemesi için açıklanacak fiyatın maliyetleri karşılayan, üreticiyi üretimde tutan ve ihracat gücümüzü koruyan bir seviyede belirlenmesi hayati önem taşımaktadır.

Malatya'nın dünya çapındaki marka değeri olan kuru kayısıda ise daha çarpıcı bir tabloyla karşı karşıyayız. Üretici, maliyetinin çok altında fiyatlarla satış yapmak zorunda kalırken aynı ürün market raflarında katlanarak artan fiyatlarla tüketiciye ulaşmaktadır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

ŞERAFETTİN KILIÇ (Devamla) - Bu tablo, katma değerin üretici de değil, aracılık zincirinde biriktiğini açıkça göstermektedir. Dünya üretiminin büyük bir bölümünü karşılayan bir üründe bile üreticisini koruyamayan bir sistemin sürdürülebilir olduğunu söylemek mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, bugün yaşadığımız kriz tek bir ürünün, tek bir bölgenin ya da tek bir sezonunun ürünü değildir. Bu tablo, tarımsal üretimden pazarlamaya kadar uzanan zincirin bütün halkalarında ciddi aksaklıklar bulunduğunu göstermektedir. Çiftçinin emeğinin karşılığını alabildiği, üretim planlamasının bilimsel esaslara göre yapıldığı, kooperatiflerin güçlendirildiği ve kamu kurumlarının piyasayı etkin şekilde düzenlediği yeni bir anlayışa ihtiyaç vardır. Tarımda ihtiyaç duyulan yeni anlayışın tesis edilebilmesi için araştırma önergemize desteklerinizi beklediğimi ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)